PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Keman Alıcam Nelere Dikkat Edeyim?


djorhan
03-11 -2007, 17:50
slm arkdaşlar keman alıcam ama nelere dikkat edicegiimi bilmiyorum 1/4 2/4 3/4 4/4 kemanlar var bunların anlamı ne demek oluyor? yardım ederseniz sevinirm...

djorhan
03-11 -2007, 17:50
slm arkdaşlar keman alıcam ama nelere dikkat edicegiimi bilmiyorum 1/4 2/4 3/4 4/4 kemanlar var bunların anlamı ne demek oluyor? yardım ederseniz sevinirm...

Nuri_Dardanel
03-11 -2007, 21:20
keman

muhtemelen en tanınmış orkestra çalgısı olan keman bir yayla çalınan telli bir enstrümandır. keman ailesinin en geniş aralıklı sesine sahip olan üyesi olan kemanın yanında diğer üyeleri viola, çello ve konturbas’ dır. keman kendine özgü biçimiyle 16. yüzyılda avrupa’ da ortaya çıktı. teknesi, sırt ( akçaağaç’ tan ) ve göğüs (köknar’dan) ile yanlıklardan ( akçaağaç’ tan ) oluşur. göğsündeki iki delik “f “ biçimindedir. yanlıkların ortasında büyük bir girinti vardır. yine akçaağaçtan yapılan sapın ucu salyangoz biçiminde kıvrımlıdır. keman imal edilirken, ön, arka kısımlar ve omurga boş bir kutu oluşturacak şekilde birleştirilir. kuyruğa bağlanan dört tel köprünün üzerinden geçip perdelerden uzanıp akort anahtarlarına bağlanır. anahtarlar vasıtasıyla akort edilir ve elin perdelere basılması ile değişik sesler ve tonlar elde edilebilir.
çalgının dört teli vardır. pesten tize doğru doğru sol, re, la, mi. keman ailesinden çalgılar; keman, viyola, çello ve konturbas adlarını taşır. İlk kemanlar, bavyera’ nın füssen kentinde İtalya’ nın brescia ve cremona kentlerinde ve aynı çağda paris’ de yapıldı. teknenin uzunluğu 36 – 36 cm, toplam uzunluk yaklaşık 60 cm dir.
19. yüzyılda İtalyanlar keman yapımında ilk sırayı paris’li ustalara kaptırdı. bu ustalar nicolas lupot, jean – baptiste, vuillaume’ dir. bu dönemde çalgının tellerini daha çok gerebilmek, gücünü arttırmak ve ses alanını genişletmek amacıyla sap arkaya daha çok eğildi, abanozdan yapılan perdelik uzatıldı ve yine abanozdan yapılan kuyruk eklendi. çalgının iç yapısında da gerekli değişiklikler yapıldı. köşeler, takozlar, bas balkonu ve can direğinin boyutları büyütüldü.yapımcılar 19. yüzyıla değin her türlü telli çalgıyı yapıyorlardı. 20. yüzyılda uzmanlaşmaya başladılar. en büyük keman yapımcıları arasında gaglianolar, c.fegant, j. b. guadagnini, a. guarneri, l. guersan, klotlar, g. p. maggini, d. montagnana anılmalıdır.
kemanın çocuklar için yapılmış daha küçük boyutları vardır. çeyrek, yarım (53 cm) ve üç çeyrek (56cm).
19. yüzyılın ortalarında türk müziğinde de kullanılmaya başlanan keman günümüzde gerek klasik türk müziği, gerekse türk sanat müziği ‘ nin vazgeçilmez çalgıları arasındadır. alaturka kemanda sol, re, la, mi akordu yerine la,re,la,re ve sol,re, la,re akortları da kullanılır. alaturka kemancılar sesini arttırmak amacıyla genellikle çalgının göğsünü içten incelttirirler. ( 1 )

tarihte kemanın yeri

lavignag, kemanın türklerin kemençeigos yani oğuz kemençesinden alındığını yazar. bazı kaynaklarda ise arapların rebab’ ından geliştirildiği öne sürülmüştür. keman asıl biçimini korumakla birlikte 19. yüzyılda bazı değişikliklere uğradı. çağdaş kemanda gövde ve sap daha uzun, köprü daha yüksektir. kemana orkestrada ilk olarak 1565’ de s.t. riggo ve corteccia’ nın eserlerinde yer verilmiştir. sonraki yıllarda orkestradaki görevlerinden dolayı birinci ve ikinci keman olarak adlandırılmış, orkestradaki sayıları çoğaltılmıştır.

türk musukisi’ nde kemanın yeri

kemanın türk ülkesine ne zaman geldiği tam olarak bilinmemektedir. İstanbul ve trabzon gibi latin ülkeleri ile sıkı ilişkiler içinde bulunan şehirlerde çok eskiden beri kemanın en eski örneklerinin bulunduğu ileri sürülmüştür. kanun’i sultan süleyman’ın sadrazamlarından makbul İbrahim paşa’ nın gençliğinde padişahın şehzadesi olarak manisa ‘ da bulunduğu yıllarda keman çaldığı biliniyor. yine bu yüzyılda yaygınlık kazanmış bir saz olarak klasik musukimize girememiş olmakla birlikte halk arasında çok tutuluyor ve koltuk meyhanelerinde çalınıyordu. kemanı üst düzey sınıf arasına sokan kişinin sultan 1. mahmut dönemi sanatkarlarından olan corci olduğu ileri sürülür. kemandan önce musukimizin yegane sazı rebab idi. o yıllarda kemana “viola d’ amore “ deniyordu ki bu sazın benzeri yakın zamanlara kadar kullanılmış olan sine kemanı’dır. kemani corci’ ye kadar bütün kaynaklarda eski türk kemanını çalanların türk olduğu halde 18. yüzyıldan sonra türk olmayan kimseler batı kemanını çalmaya heves etmiş ve pek çok ünlü isim ortaya çıkmıştır. hiç şüphesiz bu sanatkarlar “ viola d’ amore’ nin farklı şekilleri olan sine kemanı’ nı çalıyorlardı. yedi teli olan sine kemanı’nın sesi biraz boğukça olduğu ve kemençe sesine benzediği için musukiden anlayanlarca daha çok tercih ediliyordu. 19. yüzyıl başına kadar keman çalan sanatkarlar kemanın her iki türünü de kullanmışlardır. daha sonra sine keman’ı unutulmuştur. son idrakarları mustafa sunar ile nuri duyguer olmuştur.batı kemanının ülkemize yerleşmesinde romanyalı miron’ un büyük rolü olmuştur. ülkemizde türk musukisi ölçüleri içerisinde çok güçlü icrakarlar yetişmiştir. ( 2 )



bir devreye damgasını vuran bu sanatkarlardan bazıları şunlardır: kemani hızır ağa, kemani rıza efendi, kemani corci, kemani körsebuh, kemani aleksan ağa , kemani memduh, bülbül-i salih efendi, reşat erer, nubar tekyay, sadi işılay, hakkı derman selahhattin ünal ve bunla gibi musuki termonolojimizde keman çalanlara kemani denir.
müzisyen tellerin üzerinde yayı doğru açı ile sürtünce ses elde edilir. bu yay pernan buco2 dan yapılıp 75 sanimetre uzunluğundadır ve telleri at kılındandır. kemanın en önemli özellikleri sahip olduğu ses aralığı ve hem lirik hem de hızlı ve parlak kullanıma elverişli olmasıdır.kemancılar aşağıdaki teknikleri kullanarak özel sesler de elde ederler:
pizzicato ( telleri çekerek ), tremelo ( yayı hızlı hızlı telin üzerinde hareket ettirmek ), sul ponticello ( yayı köprüye çok yakın sürterek ince bir ses elde etme ), collegno ( yayın teli yerine ahşap kısmını kullanarak ) ve glissando ( yayların üzerinde parmakları gezdirmekle çıkan ses )
kemanın ilk olarak 1500 lerde İtalya’ da ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. lira da braccio ce fidle adlı iki enstrümandan türemiş olduğu sanılmaktadır.keman yapım sanatı 17. ve 18. yüzyıllarda antonio stradivari, guissepe guaneri ve jacop satyner gibi ustalarla başlamıştır. o zamanki kemanların bugüne göre boyunları daha kısa, perde bölgesi daha kısa ve köprüleri daha düzdü. keman klasik eserlerde ilk kullanılmaya başlandığı zaman alt sosyal seviyede bir alet olarak görülmüştür. ancak claudio monteverdi’ nin orfeos’ u gibi eserler ve “24 viyolons du roi” gibi topluluklarla bu statüsü de yükselmeye başlamıştır. bu tırmanma barok dönemde de antonio vivaldi jsbach ve georg philip telemann gibi bestecilerle devam etmiştir. solo konçerto, sonat ve suit gibi müzik janrlarında keman en önde giden olmuştur. ancak keman virtiözleri ilk olarak 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır. covanni viotti, isaac stren mischaelman ve nathan nilstain, david oistrach pinhas zuckerman, jacah heifelds bu konuda ün yapmış isimlerden bazılarıdır. ( 3 )

kemanın özellikleri

keman insanı erinden etkileyen eşsiz güzellikteki sesiyle yaylı çalgılar ailesinin en önemli üyesidir. sesi öteki çalgılara göre bir çok bakımdan insan sesine daha yakındır. keman çene altı ile omuz arasına sıkıştırılarak tutulur. sol elin parmakları sap üzerinde bulunan tellere basarak gezinirken sağ elle tutulan yay keman tellerine sürtülerek çalınır.gövdenin orta bölümündeki yan girintiler yayın daha kolay hareket etmesini sağlar. 35 ile 36 santimetre arasında değişen bir gövdesi vardır. küçük ve hafif bir çalgı olmakla birlikte ortalama 84 ayrı parçanın bir araya getirilmesi ile yapılır. genellikle 2 santimetre kalınlığında bir çam veya akağaçtan oyma kalemi ve rende kullanılarak biçime sokulur. kemanın bir gövdesi ve buna bağlı bir sapı vardır. gövde, göğüs tahtası yada tabla denilen üst kapak, alt kapak ve onları birleştiren yanlık adı verilen bir kasnaktan oluşur. tellerin köprü aracılığı ile gövdeye yaptığı basınca direnebilmesi için alt ve üst kapaklara bir kavis verilmiştir. sapın ucundaki burgulara sarılarak bağlanan teller bir eşikten geçerek gövdenin ucundaki kuyruk bölümüne bağlanır. köprü tellerin titreşimini üst kapağa iletir. burgu yuvalarına yerleştirilen kulaklar tellerin istenilen ölçüde gerilmesini sağlarlar. gövdenin içine boydan boya yerleştirilmiş bas çubuğu ya da bas kirişi denen bir çıta eşiğin tam altında da can direği denilen bir takoz bulunur. bas çubuğu sesin tınlanmasına, can direği de ses titreşimlerinin alt kapağa iletilmesine yardımcı olur. üst kapak üzerinde f biçimindeki iki ses deliği ses titreşimlerinin gövdeden dışarı çıkmasını sağlar.dış etkilerden korunabilmesi için yapımı tamamlandıktan sonra, özel karışımlı bir tutkalla cilalanır. cila aynı zamanda kemanın ses tınısını belirleyen önemli bir öğedir. keman yapım ustalarına luthİer denir. ülkemizde keman yapım teknikleri çok gelişmiş çeşitli yarışmalarda birincilik alan lutierlerimiz vardır.bunlar; cafer açın, mesut gözalan, yunus tarhan, mehmet alkan, nevzat önder, ayhan damcıoğlu, ahmet İyi doğan, emin tilef, bedi akol’ dur.

kemanın akort sistemi

kemanın metalden ya da hayvan bağırsağından yapılmış dört teli vardır. akort sistemi pesden tize doğru sol , re , la , mi olarak düzenlenmiştir. batı kemanlarıyla aynı akort sistemine sahip olmasına rağmen türk musukisine uygun bir şekilde isimlendirilmiştir. do, sol, re, la. bazı icracılar la telini ince sol düzeninde kullanmaktadır. bu konuda çeşitli fikirler öne sürülmüştür. eskiden kullanılan ve avrupa’dan getirilen kemanların beş esas, altı ahenk telinin olduğu ve aynı telin ince sol olarak akort edildiği biliniyor. bir başka görüş ise rebab ve ud gibi çalgıların akorduna benzetmek için böyle hareket edildiğidir.la akort türk musuki icralarında çiğ kalmakla birlikte bazı makamlar transpoze edildiğinde icrada zorluklar oluşmaktadır.


________________________



kemanin türk musİkİsİndekİ yerİ ve önemİ hakkindakİ görüşler


gülnaz rizeli: çember bestelerin form ve müzikal yapısının incelendiği bu çalışmada melodiye yön veren en önemli unsurun güfte olduğu inancına sağdık kalınmış, yapılan çalışmalarda bestekarlarımızın bu inançla kullanacakları usule göre vezin tercihi yaptıkları görülmüştür. form açısından benzer yapıya sahip olan eserlerde farklılıklara da rastlanmıştır. eserlerin büyük bir bölümünde terenüme, ikinci usulün son t-k daplarından başlanmıştır.makam geçkileri üçüncü mısra ile bestelenen meyan bölümünde yapılmıştır. İncelenen murabba bestelerin dördü dışında güfte de kullanılan vezin fa-i-la-tün 2.si de fa-i-la-tün 3.sü fa-i-la-tün ve sonuncusu fa-i-lün kalıbındadır. eserlerin çoğunda üç cümleli periyotlardan oluşmuş , bunun yanı sıra dört periyotlu cümlelerde de kullanılmıştır.

aydın varol: çalışmamızda kemanın tarihi ve türk musukisindeki konumu araştırılarak değerlendirilmiştir. keman 15. ve 16. yüzyıllarda musukimize kemanın atası olan sine keman şeklinde girmiştir. keman türk musukisinin kemandan önceki yegane yaylı sazı olan rebab ve diğer enstrümanlarla büyük bir uyum içerisine girmiş ve her yönüyle büyük bir yaylı saz boşluğunu mükemmelen doldurmuştur. çalışmamızda kemanın dünyadaki tarihi incelenmiş ve orijine hakkındaki görüşlere yer verilmiştir. kemanın enstrüman icra, ifade ve gelişme açılarından musukimize kazandırdığı hususlar ve yakın dönem ekolleşmiş kemanilerimizin taksimleri üslup ve tavırlarının incelenebilmesi amacı ile notaya alınarak çalışmamızda sunulmuştur.

oktay özerden: suphi ziya özbekkan müziğimizin özellikle önemli formlarından biri olan şarkı formunda hacı arif bey, şevki bey, rahmi bey ile içinde bulunduğumuz yüzyıla ulaşan ve bu formun zincirinin halkalarını oluşturan bestekarlarımızın sonuncularındandır. eserlerinde güfte ile besteyi çok iyi birleştiren ve oldukça akıcı bir üslupta yazan bestekarın eserleri günümüze kadar rağbetle çalınıp söylenmiş ve dinlenmiş olup bundan sonra da bu niteliğini herhalde koruyacaktır.

a.nesrin öner yayla : basit makamlarda kâr, beste, ağır semâî, yürük semâî formlarında yazılmış eserlerde kullanılan geçkilerin incelendiği bu çalışmada 14 makamdan 170 eser incelenmiş ve bu eserlerin yüzde 96 sında geçki yapıldığı görülmüştür. bestekârlar eserlerinde yaratıcılıkları ve üslupları doğrultusunda çok çeşitli geçkiler kullanmışlardır. bu geçkilerden bazılarının daha sık ve birçok makamda ortak olarak kullanılmış olduğu tesbit edilmiştir .( 4 )
ünlü keman vİrtİözü suna kan: keman çalışmalarına beş yaşında başladı. ankara'da v. gerhard, back, izzet albayrak ve lico amar'dan dersler aldı. mozart'ın 5. keman konçertosu'nu seslendirdiği ilk konserinde, henüz 9 yaşındaydı. 1948 yılında idil biret - suna kan yasası ile paris'e gönderildi ve öğrenimini gabriel bouillon'un yanında tamamladı. paris konservatuvarı'nı 1952 yılında birincilik ödülü alarak bitirdi. 1954 yılında cenevre uluslararası yarışması'nda madalya aldı.1955 yılında viotti uluslararası yarışması'nda, 1956 yılında munich uluslararası yarışması'nda ödüller kazandı. 1957 yılında katıldığı m. long - j. thibaud uluslararası yarışması'nda paris şehri ödülü'nü aldı. bugüne kadar yurt içinde ve dünyanın çeşitli sanat merkez-lerinde sayısız konserler verdi. birlikte konser verdiği uluslararası sanatçılar ve topluluklar arasında p. fournier, y. menuhin, i. ketesz, zubin mehta, a. navarra gibi ünlü sanatçılar bulunan suna kan, los angeles filarmoni, moskova filarmoni, londra senfoni, salzburg mozarteum gibi orkestraların eşliğinde çaldı. suna kan, 1977-86 yılları arasında ankara oda orkestrası'nın baş kemancılığını ve solistliğini yapmıştır. 1971 yılında "devlet sanatçısı" seçilen suna kan, bilkent üniversitesi müzik ve sahne sanatları profesörüdür.
mİllİ değerler ve mİllİ ruh
yahya kemal, ziya gökalp’la olan manzum bir şakalaşmasında: “kökü mâzide olan atiyim” demişti. bu dört kelimelik mısra, yaşamak kabiliyeti olan bütün milletler için değişmez bir düsturdur. maziyi unutsak, atsak, inkâr etsek bile kökümüz, aslımız oradadır. manevî kanımızda, yani ruhumuzda olan istidatların, iyi ve kötü her şeyin jenleri oradan gelmektedir. onları bilmek, kusurlu olanları düzeltmek milletteki yaşama inancının şartı, kanunudur.
______________________


maziyi küçük görmekten hiçbir şey çıkmaz. onu aşağılamak yanlış bir düşüncedir. yeni doğmuş bebeği çirkin, akılsız, âciz diye sevmemek, onun sonra ne güzel bir şey olacağını düşünmeden yapılan nasıl bir haksızlıksa, kusurları olan maziyi sevmemek de öylece yanlış bir davranıştır.
gerçi mazinin sisli ufuklarındaki şanlı ve büyük perdenin arkasında sönük ve korkunç başka perdeler de vardır. İnsanın henüz insanla hayvan ortası bir yaratık olduğu zaman hiç de övünülecek bir çağ değildir. fakat ne yapalım ki bu böyledir. yaratıcı kudretin bize çizdiği kaderdir. onu değiştirmek kimsenin elinde değildir.
övüncümüz, millet veya kavim olduğumuz zamanlardan başlar. çünkü artık yasa içinde, düzenle, erdemle, yardımlaşma ile, teşkilâtla, fedakârlıkla, savaşta ölümü göze almakla yaşanan bir hayat başlamış, yaşamak güzelleşmiştir. bu güzel hayatın da çirkin tarafları yok mudur? elbette vardır. fakat bir aksak mısra için güzel bir şiir nasıl atılamazsa, sesi çok çirkin olan bir kemancı kızın sanatı nasıl inkâr olunamazsa, bir ameliyatta hastayı öldüren birinci sınıf bir doktor nasıl büyük hekim olmaktan çıkmazsa bir millet de mazisindeki çirkin taraflar yüzünden sıfıra indirilemez.
bir insanın tek bir sözüne, bir eskrimcinin bir hamlesine, bir kumandanın bir muharebesine bakarak da hüküm verilemez. hüküm vermek için o insana, o sporcuya, o kumandana topyekûn bakmak gerekir.
atatürk’ün büyük kumandan olduğunda kimsenin şüphesi yoktur. ama birinci cihan savaşı’nın sonunda suriye’de yenildi.
gazi osman paşa da büyük kumandandır. o da yenildi. hem de tutsak düştü. bunlarla atatürk’ün ve gazi osman paşa’nın büyük kumandan olmak vasfı gider mi? gitmediğine en büyük senet, moskof çarı’nın gazi osman paşa’ya kılıçla gezmek müsaadesini vermesi, İngilizlerin de çanakkale savaşı hakkındaki resmî tarihlerinin başında atatürk’e yaptıkları ithaftır.
mehmet emin yurdakul’un dediği gibi: milliyetler mazilerden akıp gelen sellerdir.
mazide eşsiz bir güzellik vardır. çünkü artık bir daha geriye gelmeyecektir. çünkü orada hep ölüler yaşamakta ve suçlarından sıyrılmış olarak yalnız büyüklükleriyle bize bakmaktadır. mazi güç kaynağı, fazilet ırmağıdır.
milletlerin, mazilerine sımsıkı sarılmaları elbette boşuna değildir. toprak altından çıkan şekilsiz taş parçalarını değerlendirmek, tek duvarı kalmış bir yapıyı ayakta tutmak için didinmek bir yaşama savaşı, köklü olmak ülküsünün görünüşüdür.
İskoçlar o acayip eteklikleri herhalde elâlemi kendilerine güldürmek için giymedikleri gibi İspanyollar da boğa güreşlerini vahşet olsun diye yapmıyorlar.
millet hayatındaki vazgeçilmez unsurlardan biri de müziktir. bazılarının dediği gibi müzik iptidaî insanın isterisinden doğmuş olsa bile artık güzel sanatların bir bölümü olarak hayata girmiştir. çıkmaz; çıkarılamaz.
biz de tâ hunlar çağından, yani milâttan önceki yüzyıllardan beri bir saray ve ordu mızıkası olduğu tarihî kayıtlarla bilinmektedir. bir millî marş, bir askerî beste, melâli anlatan bir parça yahut neşeli bir ezgi fertleri, toplulukları, milletleri ruhlandırır, bazen kendinden geçirir. İnsanlar müzikle duygulanırlar, sevinirler, bazen de ağlarlar.
türk müziği, cihan devleti kurmuş bir milletin ruh olgunluğunu gösteren ağırbaşlı bir müziktir. tabiî, onun her parçasına güzel denemez. batı müziğinin her parçasına da denilemeyeceği gibi...güzelin tarifi pek çoktur. çünkü güzelin tartısı ve ölçüsü yoktur. görende, duyanda büyük estetik tesir yapan şey güzeldir. bu sebeple bir türk’ün güzel bulduğu şeyle bir batılı’nınki, bazen bir olsa da, çok defa aynı değildir.
bizim müziğimizin büyük üstadlarından biri “itrî”dir. millî ruhu terennüm etmiş, türk’ün duygusunu dile getirmiştir. itrî bir mazidir, semboldür. türk müziğinin devidir.
türk milleti günün birinde müslümanlığı bıraksa bile nasıl süleymaniye’yi sevecekse, müziği de hangi yolu ve yönü alırsa alsın itrî’yi de öyle kutlayacaktır. itrî bir mukallid yani bir çalgıcı değil, bir yaratıcı yani bir bestekârdır.
durum bu iken 27 kasım 1971 tarihli milliyet’te “devlet sanatçısı” bayan suna kan’ın itrî’yi de, tek sesli müzik dediğimiz türk musikisini de yerin dibine batıran yazısını okuyunca hayretler içinde kaldık. usta bir kemancı olan suna kan vaktiyle bir hârika çocuktu. demek artık hârikalığı giderken sadece çocukluğu kalmış. tek sesi hakir görmek nedir? sindirilmemiş bir yükselmenin eseri... müziğin ileri veya geri oluşunu yalnız tek ses veya çok sesle açıklama pek çocuksu bir izah değil mi? caz müziği de çok seslidir ama bu, onu bayağı bir takırtı olmaktan kurtarmıyor.
ney de tek sesli bir müzik aletidir. ancak ney, tarihimizde sadece bir müzik aleti olarak değil, aynı zamanda şanlı bir silâh olarak da yer almıştır. çünkü, tahtından indirildikten sonra bir odada tutuklu bulunan iii. selim, çoğu gayrı türk kölelerden meydana gelen bir kalabalığın, kendisini öldürmek üzere, odasına saldırdıkları sırada ney çalmakta idi ve kendisini o tek sesli müzik aleti ile savunmuştu.
suna kan’ın küçümsediği kavuklu adamların çaldığı tek sesli mehterle ülkeler açıldı, teşkilât kuruldu ve İngiliz toynbee’nin yer yüzünde kurulmuş iki buçuk imparatorluktan biri diye vasıflandırdığı osmanlı İmparatorluğu’nun kültürü ve medeniyeti yüzyıllarca yaşadı (öteki imparatorluk roma, yarım olanı da İngiliz İmparatorluğu’dur).
muhteşem bir tarihin müziğini küçük görmek o muhteşem maziyi de küçük görmek, kendisini bu milletten saymamaktır. suna kan, 22-23 aralıkta devlet konser salonunu “müzelik eserler” işgal ederse devlet sanatçılığı unvanını iade edecekmiş.
etsin!.. bu dünyaya bir suna kan gelmeseydi türk milleti hiçbir şey kaybetmezdi. gitmesiyle de kaybedecek değildir. çünkü, o nihayet usta bir çalgıcıdır ki kendisinden daha usta olanlar da vardır.
fakat dünyaya bir itrî gelmeseydi türk ırkının müzik yönü bugünkünden biraz daha aşağıda kalacaktı. çünkü, o, gerçek sanatkâr, yani bestekârdı.
bir de her şeye atatürk’ü karıştırmakla davalar çözümlenmez. suna kan’ın yaşı atatürk’ün müzik hakkında konuşmalarını ve sözlerini bilecek kadar fazla değildir. herhalde kendisine öğretenler var.
şunu asla unutmasın ki atatürk tek sesli müziği sevmeseydi, sofrasında bu müzikle şarkılar söyletmez, kendisi de söylemez, hatta zeybek havası çaldırıp bizzat oynamaz ve tek sesli besteler söylesin diye safiye ayla’yı çağırtıp getirmezdi.
millî değerlerin modası geçebilir, müzelik olabilirler. fakat yine saygı görürler. beethoven de müzeliktir ama hakaret görmüyor, baştacı ediliyor. bugünkü avrupa’nın insanlıktan çıkmış gençleri beethoven’i dinleyip anlıyor mu? onlar ancak pop müziği denen vahşi seslerle zıplıyorlar. fakat beethoven’in tarihte aldığı yeri sarsamıyorlar, sarsamazlar.
suna kan’ın hücumlarına rağmen de itrî tarihteki yerini almıştır, yıkılmaz. hafif keman yayı ile vurarak üç yüzyıllık taş anıtı devirmeye imkân yoktur. o, millî ruhtan bir parçadır ve türk ırkı yaşadıkça dimdik ayakta duracaktır. ( 5 )









_______________________

Nuri_Dardanel
03-11 -2007, 21:21
keman eğİtİmİnde yay teknİklerİ



kemanın çalgı toplulukları İçindeki yeri ve tarihçesi

çalgı;müzikal sesler üretmek amacıyla yapılmış,belirli biçim,kullanım ve tını özellikleri olan bir alettir.batı dillerinde yazım değişikliğiyle aynı anlama gelen terim:instrument.dilimizde eski kullanımıyla ‘saz’, ya da fransızca söylenişiyle ‘enstrüman’ da denir.


çalgılar üç ana başlık altında gruplandırılır:
1.telli çalgılar
2.üflemeli çalgılar
3.vurmalı çalgılar


telli bir çalgı olup,yayla çalınan keman;ortaçağın frenk kemençesi ve viyel’inden çıkandaha sonraları viyol ve lira da braccio haline giren keman,bugünkü biçimini yavaş yavaş gelişerek buldu.İlk kemanların xvi. yüzyılda,brescia ve paris’te aynı zamanlarda yapıldığı sanılmaktadır.amati,stradivarius,guarnerius gibi keman yapımcılarının yetiştiği cremona okulu (xvii . ve xviii . yy .) keman yapımını zirvesine ulaştırdı.


keman;35 ile 36 cm. arasında değişebilen bir ötüm gövdesinden,bu gövde ise asıl titreşimi sağlayan çam ağacından bir üst kapak,akağaçtan bir dip kapak ve her iki kapağı çemberleyen gene akağaçtan yapılma kasnaklardan oluşur.yayın gidiş-gelişine yol vermek için kapakların orta bölümleri daraltılmıştır;köprünün her iki yanına ff biçiminde delinmiş delikler bulunur. üst ve alt kapaklara,köprünün tel basıncına direnebilmesi için,tenoz biçimi verilmiş,çevresi tahta kaplama ile işlenmiştir.akağaçtan yapılan sap,kendisini kuşatan besleme takozlarının içinden çıkar.bu takozlar aynı zamanda kasnağın üst ucundaki kasnaklarıda pekiştirmeye yarar.sap zarif bir kıvrımla tamamlanır.keman dört tel üzerine düzenlidir(sol-re-la-mi).tellerin bir ucu,gövdenin üst tarafında bulunan kulaklara iliştirilir.sapları konik olan ve kulak yuvalarına sokulu bulunan bu kulaklar istenilen gerilimin elde edilmesini sağlarlar.gerçek bir sanat işi olan bir kemanın yapımı için takılıp ekleştirilen ya da yapıştırılan tahta parçalarının sayısı yetmişi geçer.İki santim kalınlığında bir çam veya akağaç kerestesinden,oyma kalemi veya rende kullanarak biçim verilen bir kemanın,yapımındaki en küçük kusur veya değişiklik kemanın ses tonunu etkiler.yapımı biten keman,alkol,terebentin içinde eritilmiş ya da keten yağı ile ezilmiş zamkla verniklenir ve böylece dış etkilerden korunması sağlanmış olur.ancak bu cilalama biçimi her keman yapımcısına göre değişir.


keman iyi çalınması en güç çalgılardan biridir.çok sabırlı bir çalışma ister.virtüozite bir tekniğe ulaşmak için,sabırla tüm etüt çalışmalarına katlanmak gerekir.bu çalgıya başlama yaşı altı ile sekiz yaş arasıdır.bazı anne babalar çocuk yaşta kemana başlatma fikrinde değillerdir. bunun nedenini çocuklarının içine kapalı yetişeceği şeklinde açıklarlar.gerçekte keman duy-gulu bir çalgıdır.fakat çocuk yaşta başlayanların içli,duygulu ve içine kapalı kalacakları kura-lını ortaya koymaz.böyle bir kuraldan söz etmek gerekirse,zaten her müzisyen içli ve duygulu olmak zorundadır.belki fiziki nedenlerle(psikolojik değil)acele etmemek gerekir diye bir de-ğerlendirme yapılabilir.o da,sol kola verilen yük sonucu çocuğun bünye gelişimini etkileye-ceği düşüncesi olabilir.kemanın tutuşu çok önemlidir.İyi alışkanlıklar sağlamak için iki koşul önerilebilir;bunlardan birincisi genç yaşta başlamak,ikincisi ise,çalışmayı bir boy aynasıönünde yapmaktır.keman çalıcısında aranacak fiziki koşullar şunlardır;bünyede bir bozukluk olmamak,kollar ve ellerde kusur bulunmamak(geniş ve küçük parmağı uzun olan bir sol el keman çalmayı kolaylaştırır).yetenek olarak,en önde aranılması gereken,sağlam bir kulaktır.yayın kullanılışı da çok önemlidir.bu tekniği kavrayamayanlar,hiçbir zaman iyi bir çalıcı olamazlar.keman için günlük çalışma,ilk başta iki,daha sonra altı saati geçmemelidir.fakat dört saatten aşağıya da düşmemelidir.


keman,ses olanakları son derece zengin bir çalgıdır.çeşitli çalış stilleriyle arpejler,geçitler,diziler,flajoleler ve sınırsız biçimde genişleyen renk paleti,usta çalgıcının ellerinde parlak biçimde sunulur.özünden gelen virtüozite yeteneğiyle diatonik,kromatik,modal,bütün dizi-lerde yürekten incelikli bir anlatım gücünü sergiler.


yay;adını verdiği çalgıların inanılmaz iş ortağı özelliğindeki ses üretici müzikal araçtır.sert ağaçtan yapılmış,hafifçe içe kıvrık ince bir çubuğun iki ucu arasına boydan boya geçi-rilen at kuyruğu ya da naylon demetinden oluşur.fransızca ‘archet’, İtalyanca ‘arco’, almanca ‘bogen’, İngilizce ‘bow’.


alt başından sağ elle tutularak kullanılan yayın alt tarafına’topuk’(taban),kılların bu tabana alttan bağlı bulunduğu yere ‘dip’denir.çubuğun yukarıda son bulan kısmı ise ‘uç’ ya da ‘tepe’ adını alır.yaylı çalgı sanatçılarının ‘dipte çalmak’,’uçta calmak’deyimleri buradan kaynaklan-mıştır.


yay,17.y.y’dan başlayarak 19.y.y’ın başlarına kadar geçirdiği evrimle biçim değiştirmiştir.keman yayına çağdaş biçimini veren françois torte’dir.françois torte tarafından belirlenen ölçülere göre keman yayı 75 cm.dir.’fransız stili’yay(el ayası aşağı doğru tutularak çalınan yay)71cm.dir.’simandl’delen alman çeşidi yay(el ayası yukarı doğru çevrilerek tutulan yay)77cm.dir.yayın niteliğini belirleyen ölçüt,uzunluktan çok ağırlıktır.


kemanda yayın kullanım yöntemleri özellikle 17. ve 18.y.y’larda corelli,tartini,vivaldi gibi keman için eserler yazan besteciler,çalgının ustalıkla kullanılmasına yol açan heyecan verici yeni teknikler geliştirmişlerdir.bu bestecilerin yazdığı eserlerin yorumunda daha dol-gun ,parlak ses renklerine gereksinim duyuluyordu.bu nedenle tellerin fazla gerilimi daya-nabilmesi için çalgıda bazı küçük değişiklikler yapılmıştır:yay güçlendirilerek daha geniş ve uzun bir biçim almış;çok ince seslere ulaşabilmek için tuş kısmı genişletilmiştir.sol el tekniğiise olağanüstü bir gelişim göstermiştir.


kemanda yay teknikleri

-stacatto
-legato
-spicatto
-colle
-sautille
-detache
-aksanlı ya da artikule edilen detache
-detache porte
-portato ya da loure
-detache lance
-fauette ya da kırbaçlama
-martele
-basit martele
-tutularak çalınan martele


stacatto
bu yay türü,çoğunlukla’uçar stacatto’dan ayırt edilmek için’katı stacatto’ diye anılır.bir yay (bir bağ)içinde,birbirinden kesin ayrılmış,bir ünsüz(pe-pa)gibi artikule edilen (articulation:an-latım ,ifadelendirme),kısa yaylar dizisidir diye tanımlanabilir.stacatto yaparken yayın kılları daima tele yapışık kalır.çoğunlukla,aynı yönde (iterek,ya da çekerek)birbirini izleyen kısa martele yaylarla çalışılır.yay,yapılacak her hamle için tele iyice basar;herbir nota için uygulanan aksandan hemen sonra verilmiş olan basınç boşaltılır.böyle bir çalışma sonucu oluşan stacatto marteleden pekte fazla hızlı olmayacaktır.ancak pratikte bir yapı yorumlanırken,marteleden daha hızlı olabilir,olmalıdırda.bugün artık stacatto’yu daha hızlı tempolarda çalabilmenin olanakları vardır.eğer bir öğrenci,bilindik kurallara uymayan bir yolla,ama iyi tınlayan ve ritmik yönden de oturmuş bir stacatto elde etmiş ise,öğretmen hiç karşı çıkmadan bu sonucu kesinlikle korumalıdır.’katı stacatto’çok kişlisel bir yay türüdür.


hızlı tempodaki stacatto kol,el ve /veya parmaklarla olan kas titreşimleriyle birlikte bir gerilimden kaynaklanır.bu titreşme hareketinin (kol,el ve parmaklarda oluşan küçük hamlelerin)hızı,kişiye göre değişir.geçerli sayılabilecek bir tempoya göre,kimisinde çok hızlı,bir diğerinde ise ,çok yavaş olabilir.sözü edilen titreşme(küçük ataklar),kabul edilebilir sınırlar içinde görülüyorsa,ozaman öğrenci daha iyi bir stacatto elde edene değin,değişik parmak,el ve kol hareketlerine denemesi için yüreklendirilmelidir.eğer öğrenci zorluk çekiyorsa,itilen yaylarda kolunu biraz içe,vücuduna doğru çekmesi önerilir.böylece yay,telleri bir dik açı ile kesmeyip,hafiften saat ibresi yönünde döndürülmüş olur.aynı zamanda,dirsek biraz yukarı kaldırılıp,alt kol içe döndürülür ve yay çubuğu tuşeden yana yatırılır.bu yapılanların tersi çekerek gelen stacatto için geçerlidir:yay çekilirken kol biraz dışa,saat ibresinin ters yönüne doğru itilir;bilek çukur tutulur,dirsek çok az alçaktır.yay çubuğu ise,bu kez köprüye doğru döndürülmüştür.en hızlı tempoda,kol kasları gergin tutulur,yayın kılları tele sıkıca basan ve basınç,yay hareketlendiği sırada arasında boşaltılmaz.


katı stacatto;baslangıçta seslendirilen doğal gerilimi oranında bir hıza erişebilir.çalışma sırasında hareketleri kontrol altına almaya özen gösterilmelidir.çok yavaş giden bir stacatto,hızlandırılmalı gerğinden fazla süratli olan ise,yavaşlatılıp kontrol edilmelidir.çok yavaş yapılan stacatto’nunda abartılı hızlı olanın da müzikal açıdan çok az değeri vardır.


stacatto yaparken iki temel güçlükle karşılaşırız.bunlardan biri,hareketin kendisidir.diğeri ise,sol elin tel değişimi ile olan eşgüdümüdür.her iki sorun da ayrı ayrı ele alınmalıdır.önce hareketin düzenli ve ritmik olmasını,ayrıca kontrollü bir hızda yapılabilmesine sağlıyana dek,tek ses üzerinde çalışılmalıdır.katı stacattoyu çalışırken çok dikkatli davranmak gerekir.sürekli gerilim,zarar verici sonuçlar doğurabileceği için,aralıksız uzun süre üstüne gidilmesi doğru olmaz.hergün uzun uzadıya çalışmaya gerek yoktur.birkaç dakika gereklidir.


uçar stacatto ve uçar spicatto;her iki yay türünün benzeşmesine karşın,yine de her birinin ayrı özelliklere sahip olduğu görülür.birincisi,adındanda anlaşılacağı gibi stacatto bir yaydır.katı stacatto da uygulanan burada da aynıdır.sadece basınç biraz azaltılmıştır.yatay yay hareketi kesintisiz sürerken,basınç her notadan sonra çözülür.genelde iterek yapılır ama çekerekte çalınabilir.


uçar stacattoyu çalışmaya,iterek katı stacatto yaparak başlanır.giderek el yumuşatılır,bilek ve dirsek biraz yukarı kaldırılarak parmaklara da hafiften dikey bir hareket verilir.böylece,yayın her notadan sonra sıçrayışı sağlanmış olur.uçar stacatto’nun uygulanışı,katı stacatto’nun yapılışına bağlı olarak,kişiye özgüdür.çoğu kez,elin yumuşaklığı ve kolun sürekli hareketi ile birlikte,yatay parmak hareketi de önemli bir rol oynar.parmaklar her yay atılımından sonra,esnek bir şekilde,ilk durumlarına dönerler.


spiccato
bu yay şeklinde,yay havadan atılarak tele düşer ve yeniden havalanır.bu sırada yayın tele geliş-gidişleri yarım bir elips çizgisini andırır.yayın tele değme noktası alt yarıdadır.yatay bileşke fazla olduğunda,daha basık bir yarım elips hareketi oluşur.


yay tele yakındır ve dolgun,yuvarlak,yumuşak birünlü ses gibi nitelikli tını elde edilir.eğer düşey bileşke ağırlıkta ise,o zaman hareket dikleşerek telden uzaklaşır.buna bağlı olarak çıkan ses de sivri aksanlı ve tırmalayıcı bir karekterde olur.sesin niteliği ve gürlüğü,yayın tele düşme uzaklığına bağlıdır.yay ne denli tele yukarıdan atılırsa,ses de o denli fazla gürlükte,sivri ve sert tınlar.spiccato’nun tipik özelliği,yayın her sesten sonra(en azından uzun yaylarda)kaldırılıyor olmasındandır.hızlıca bir tempoda,yay nerede ise,kendiliğinden geri sıçrayacağı için,özellikle bir kaldırma hareketine gerek duyulmaz.spiccato belli bir hıza değin uygulanabilir.eğer spiccato çok geniş çıkan seste yeterince uzun tınılı bir karekterde ise, o zaman oluşan bu türe’tınılı spiccato’denir.bu spiccato belli bir sesi öne çıkarmak için kullanıldığında olur.


uçar spiccato;spiccato’nun bir yayda sıralanışıdır.yay,uçar stacatto’dandaha yüksekte sıçrar ve genelde spiccato’da olduğu gibi,her nota için tele ayrı bir hareketle atılır.hızı uçar stacattoya göre daha sınırlıdır.çok az yatay hareketle birlikte,bu yayda elin parmaklarının dikey hareketleri ön plandadır.hareket küçüldükçe görev daha çok parmaklarda yoğunlaşır;yay genişledikçe de elin,hatta kolun da katılımı gerçekleşir.


colle
yayın havadan atılması ile ve tele dokunduğunda sanki parmakta teli çeker gibi,hafif fakat keskin çekilen bir hamle ile uygulanır.yay,atılarak tele dokunduktan hemen sonra bir sonraki ses için yeniden kaldırır.sözü edilen’keskin çekilme’olgusunu ‘hazırlık basınç süresi’en aza indirilmiş bir martele hamlesine benzetebiliriz.sanki bir pizzicatto etkisi yaratır.colle yay türünde,çok küçük hareketlerle sadece parmaklar kullanılır.colle,yay her yerine egemen ol-duğu için paha biçilmez değerde bir yay çalışmasıdır.colle,bir spiccato pasaj içinde belli seslere artı basınç vererek,gerektiğinde spiccato yay şeklini yavaşlatmak için de kullanılabilir.


sautille
bu da,zıplayan (sıçratılan)bir yay türüdür.spiccato’dan farklı olarak yay her sesten sonra kaldırılıp atılmaz.buradki zıplama eylemi,yayın yaylanması (esnemesi) ile oluşur.sautille yaklaşık yayın ortalarında yapılır.biraz yavaş ve kuvvetli(gür) oldğunda alt yarıya doğru,
daha az gürlükte ve hızlıca bir tempoda ise, yayın üst yarısı dolaylarında uygulanır.sautilleyi
çalışmaya yayın yaklaşık ortasında,küçük ve oldukça hızlı detache hareketlerle başlanır.giderek çubuk,kılların tümü tele değecek biçimde döndürülür.sautille yayda, sipiccato’da yapılanın tersine,alt kol biraz içe (çalana doğru) çevriktir.elin ağırlık noktası ise,1.parmakta(işaret parmağı)toplanmıştır;2. ve 3. parmaklar yaya hafifçe dokunur.spiccato da yaydan gelmek için çok etkin görev alan 4. parmağın sautille uygulamadan edilgin bir konumdadır.zıplatmanın başarılamaması,yayın doğru yerde çalınmıyor olmasından kaynaklanabilir.ciddi zorlukların bir bölümüde 3. ve 4. parmakların yayı sıkıca kavrayış-larının sonucudur.böyle bir durum oluşmaması için en iyisi,önce yayı sadece baş parmak ve 1. parmakla tutarak çalışmaktır.bu çalışma iyice yerleştikten sonra 2. ve 3. parmaklar yaydaki yerlerini alabilirler.4. parmağın da mutlaka çubuğa oturtulması gibi bir zorunluluk yoktur.


legato
bir ya da iki notanın bir yayda çalınmasına legato denir.uygulamasında karşımıza iki sorun çıkar.bunlardan biri sol elle,parmakların değişen basınç durumları lie,diğeri ise,tel değişimi ile ilgilidir.parmakların sorunlarına ilişkin olanı,yayın sol el tarafından engellenmemesi yönünden önem taşır.basılacak olan notalar önemli değildir.İstenildiği gibi değiştirilebilir.belirli bir güçlük , parmak numarasının(duvate),bağ içinde büyük bir pozisyon değişimini de birlikte getirdiğinde yaşanır.bu durum,sadece yayın tele değme noktasının değişmesi gerekliliğini içermez.çoğu zaman yayın yardımını da zorunlu kılar.pozisyon değişiminde yay biraz yavaşlatılıp basınç azaltılırsa,geçişteki kayma sesi (glissando) büyük ölçüde gizlenebilir.bu arada glissandonun gizlenmesindeki kazanç da,çok belirgin bir kesinti şeklinde legatonun akıcılığını engellememelidir.gürlükle çalınan diziler (gamlar) ve üçerli dizilerde (tierce) olduğu gibi, parmakların vurularak çalınması gereken yerlerde,yayın çok pürüssüz tel değiştirmesi,pasajın bütünlüğünü bozar.çünkü, pürüssüz bir tel değişimi,sol elin sonraki notalarındaki artikulasyonun (anlatımın)karakterine uymayacaktır.bunun için,legato tel değiştirme,tını olarak sol elde parmakların vurularak çalınmasına uyum sağlamalıdır.legato tel değişimindeki bir eksiklikte,yayın sol el ile olan yanlış eşgüdümünden kaynaklanmaktadır.en sık yapılan yanlış,sesi çalan parmağın tel değişiminden çok önce kaldırılması;ya da sesi çalacak olan parmağın tel değişiminden sonra yeterince erken hazırlanmamış olmasıdır.


detache
basit detache;her ses için ayrı bir yay kullanarak düz,eşit ve basıncı değiştirmeden uygulanan bir yay şeklidir.yayın her yerinde bütün yaydan en küçük yaya değin,her yay genişliğinde yapılabilir.basit detache’nin uygulanışı yayın uzunluğuna,hızına ve gürlüğüne göre değişiklikler gösterir.oldukça geniş ve fazla hızlı olmayan bir yayın çekilişi,anlatılan düzgün yay çekme yöntemine göre olur.yayın hızı aettıkça,harekette kolun payı azalır.yinelenen tel değişimleri için çok sayıda keman etüdü vardır.bileğin yumuşaklığını sağlamak için çok iyi bir çözüm yolu olan bu etütler iyice çalışılmalıdır.


aksanlı ya da artikule edilen detache
bu yay şeklinde,yayın her çekilişi bir hamle ve aksanlama ile olur.ani bir hız ve basınçla uygulanır.martele yayın keskin tavrı ile karıştırılmamalıdır.sesler arasında nefes boşlukları yapılmaz.(kuraldışı durumlara rastlamak olasıdır).


detache porte
yayı ilk çekişte seste bir yükseliş (bir nehrin kabarması gibi),sonra ‘loure’ ve ‘portato’ da olduğu gibi giderek sönme…sesin bu yükselişi,telin biraz daha içine girilerek (bastırılarak) ve başlangıçta fazladan kademeli basınç ve hız vererek elde edilir.sesler arasında boşluk bırakılabilir (olmayabilir de);ama birbirine bağlı (ard arda) çalındığında,ayrı ayrı ses yükselişleri izlenimini verir.bu detache yay şekli,bir pasaj içindeki detache,ya da başka türden sesler arasında belirli sesleri (detache porte) daha çok ifadelendirmek için kullanılır.


portato ya da loure
aslında loure,aynı bağ içinde birbirini izleyen detache porte yaydan başka bir şey değildir.aynen porte yayda olduğu gibi,her seste başlangıçta bir yükseliş ve giderek sönme vardır.sesler arasında boşluk bırakmadan çalındığında,bağlı legato sesler daha çok ortaya çıkar.ya da sesler birbirinden,biraz ayrılarak çalındığında,bağsız olan detache porte gibi tınlar.loure yayda sesler birbirinden ayrılarak çalındığında,yay tel üzerinde kalabilir,ya da istenirse çok hafifçe kaldırılabilir.


detache lance
bu ,oldukça hızlı çekilen bir yaydır.karakteristik yönü ise,başlangıç hızının yayın bitişinde yavaşlatılmasıdır.genelde iki ses arasında bir boşluk (durma) varsa da,tempo hızlandığında bu kaybolur.sesin başlangıcında bir yükselme ya da aksan yoktur.anlatılan yay şeklini,başlangıcında staccato bir atak olmayan,martele yaya benzetebiliriz.detache lance kendi başına,vurgulu olmayan kısa yaylarla kullanılır.porte yayla kullanıldığında çok etkileyici olur.


İki yay şeklinin birbiri içine geçmesi de olabilmektedir.bu durumda sesler belli bir noktaya değin her iki şeklinde karakterini taşır.birbiri içine geçen yay şekli sadece lance ve porte için değil,bütün detache yaylar için geçerlidir.hatta, daha sonra görüleceği gibi,diğer yay şekillerinin de iç içeliği vardır.uzun detache pasajlarda seyrek olarak tek bir detache türüne rastlanır.bir kemancının türleri birbiri ile ilişkilendirmesi (kombinasyon) ve birinden diğerine geçmedeki yaratıcı yeteneği ne denli güçlü ise,seslendirişi de o denli renkli ve canlı olur.doğal ki bu tavır daha iyi fraze etmeyi (cümlelendirmeyi) ve etkili bir nüans yakalamayı doğurmaktır.


sesler arasında durmayı gerektiren bütün detache türleri (özellikle lance ve porte)cümlelemeyi daha iyi ortaya çıkarmada yardımcı olur.bunun uygulanışı,iki ses arasındaki duraklaman süresini değiştirmekte olur.kesin tempo içinde kalınmasına,her notanın vuruş basında çalınmasına karşın,yapılan değişik duraklamalarla bir tür rubata illizyonu (yanılsaması) yaratılabilir.


fauette ya da kırbaçlama
kırbaçlama,ya da fauette yay,aksanlı bir detache’den türemiştir.buradaki aksan,yayın çok süratli (fakat çok az) telden ayrılması ve enrejik olarak hemen tele vurulması ile elde edilir.fouette,yayın üst yarısında ve genelde iterek yapılır.öncelikle bu şekilde çalışılmalıdır.ama çekerekte yapılabilmasi gerekir.


öğrenciler, çalışırken çoğunlıkla yayı,erken kaldırma gibi bir yanlışa düşerler.yayın kaldırılması,çalınmakta olan bağın sonunda değil,yeni yayın hemen başında,sanki kaldırma ile yeniden vurma aynı anda yapılıyormuş gibi olmalıdır.kırbaçlama yayın ısırır gibi bir etkisi vardır ve çok yönlü kullanılabilir.fauette yay,özellikle detache bir pasajın içinde belli seslerin vurgulanması istendiğinde de etkileyici bir şekilde kullanılır.bu yayın tipik bir uygulama alanı da kısa aksanlı trillerdir.


martele
martele yayı başarmak,martelenin ötesinde,sağ el tekniği ile ilgili başka kazanımları da sağlayacaktır.colle,stacatto v.b yay şekillerinin yanı sıra,detache de sağlam bir marteleye sahip olmakla kazanılabilir.


martele,bir ünsüzün (sessiz harfin) keskin,vurgulu söylenişi gibi tınlar.sesler arasında bir kesinti vardır.yaya yapılacak vurgu için,önceden ‘hazırlayıcı’diyebileceğimiz bir basınç verilmesi gerekmektedir.o da,yayın harekte geçmeden önce,tele basması(ısırması)ile elde edilir.başlangıçtaki bu basma,martele yay için gereken basınçtan çok fazladır.basma işlemi,sadece yaya gereken aksanı verebilmek için başlangıçta uygulanıp,ardından bırakır.basınç hemen gerekli düzeye düşürülür.hazırlayıcı basınç erken bırakılırsa,aksan verilemez;geç bırakıldığında ise;sıkışıp kazıma,gıcırdama olgusu ile karşılaşılr.bundan ötürü,yayın doğru uygulanması bir zamanlama ve eşgüdüm sorunudur.


martele iki ana gruba ayrılır:bunlardan biri aksan verilip sesin kısa çalınmasıdır ki,buna’basit martele’denir.diğeri ise,aksanla birlikte sesin uzamasıdır.buna da ‘tutulan martele’ denir.


basit martele
basit,ya da hızlı martele bütün yayda,yayın en küçük bölümüne değin her yay uzunluğunda ve de dipten uca varana değin,yayın herhangibiryerinde yapılabilir.eğer verilen basınç çekilen yayın sonunda (bir ölçüde) bırakılmazsa,martele bundan zarar görür,niteliği bozulur.doğal ki,özellikle çekerek gelen yaylar da ,yay basıncını tümden bırakmak doğru olmaz;yoksa yay tele yapışık kalmayıp sıçrar.sıkışıp kazımaya nden olan,yayın bitiminde gereğinden fazla basınç vermekten,ya da bir sonraki yaya erken basınç uygulayarak girmekten kaçınmak gerek.özellikle çekilen yayın bitiminden önce yeniden bir basınç vermemeye dikkat etmelidir.çünkü bu durumda yayı durdurabilmek ancak bir gıcırtı ile gerçekleşecektir.eğer iterek gelen bir yay dipte son buluyorsa,o zaman yayı biraz kaldırıp,birsonraki çekiş için yeniden tele koymakta yarar vardır.bunu,dipte yay ağırlığı daha fazla olduğu için bir kazımayı önlemek için yaparız.marteleyi uçta uygulamak,oldukça fazla bir basıncı gerektirmektedir.buna bağlı olarak,elin ve kolun basıncı ve ağırlığı sıkıntısız,kolayca aktarabilmeleri için hangi durumda (pozisyonda) tutulacakları büyük önem taşır.bu hareket için bileğin biraz içe bükük,alt kolun ise hafifçe dışa dönük tutulması doğru olacaktır.bu tutuşta parmaklar da (parmak eklemleri) bir ölçüde sarkmış (uzatılmış) durumdadır.


dipte,yayı mutlaka taşıyarak,fazla basınç vermekten kaçınılmalıdır.çok küçük yay hareketlerinin dışında,parmakların ve elin yaylanmaları (esnemeleri) ile birlikte,kol da birlikte devinir.yay hareketi ne denli küçük ve ses gürlüğü ne denli az olursa,parmak ve elin etkinliği de o denli artar.küçük martele yaylar,sadece parmak ve elle yapılabilir.buna karşılık büyük hareketlerde parmaklar yalnızca basınç vermek için kullanılır;aslında,koldan gelmesi gereken hareket hiçbir zaman parmakla başlamaz.parmakların kolla birlikte olan devingenliği çok azdır ve kesinlikle koldan önce hareket etmemelidirler.buna göre harekette yer alan ana ögeler şunlardır:


-kolun hareketi
-düşey parmak hareketi
-parmakların yay çubuğuna keskin ve vurgulu bir basınç için uyguladığı basınç


(dikkat!):çekilen bir yay ile marteleye başlamak için parmaklar bükük durumdadır;yayın hareketi ile birlikte parmakla düzelir(uzar).yay itildiğinde ise,parmaklar uzatılmış(gergin)şekilde başlanıp hemen hafif bükük duruma geçerler.yaya çalmadan önce ve çalındığı anda ne ölçüde bir basınç verilmesi gerektiğine çalışarak,deneyerek karar vermek yerinde olur.ta ki,bu teknik doğal,kendiliğinden,bilinçaltı bir uygulamaya değin.yay kulanımında gereken basınçtan fazlasının uygulanması,kötü bir ses çıkmasına neden olan zararlı artı bir basınçtır ve yayın titremesi(zıplaması),ya da geriye tepmesiyle sonuçlanır.başalangıç basıncından sonra,kolda ki kaslarında boşalmasına (çözülmesi) özen gösterilmelidir.kural dışı bir durum,iki ses arasındaki hızın böyle bir basıncı çözmeye (kaldırmaya) yetmeyecek denli kısa oluşundan (hızlı tempodan) kaynaklanabilir.böyle durumlarda sesin niteliğine çok dikkat etmek gerekir.fazla basınç vermek bir yana,az ya da eşit olmayan bir basınç da yayı bozabilir.


yayın bir yarısını veya tamamı gibi büyük bir bölümünün kullanıldığı yerlerde,yaydan yön sorunu (yayın düzgün çekilmesi sorunu) baş gösterir.martele yay hareketi o denli hızlıdır ki,öğrenci yayın köprüye koşut (paralel) olarak çekilmesini savsaklayabilir.


fakat ne olursa olsun,mutlaka düz bir yay çekilmesi başarılmalıdır.birde yayın tele dewğme (sürtme) noktasının doğruluğuna dikkat edilmelidir.kimi çalıcı da basınç ve ritmik sorunlara daldığından çıkan sesin niteliği ile yeterince ilgilenmez.her martele yaydan önce,bir hazırlık basıncı gerekliliği azami bir hız sınırlamasını da birlikte getirir.uçta kısa yaylarda,çubuğu tuşa doğru değil de,biraz köprüden yana çevirerek bu sınırlama aşılabilir.(biraz daha hızlı çalmak olanaklı olur).eğer bir pasaj martele yapılamayacak kadar hızlı ise,ozaman keskin,sert stacatto,kırbaçlama yay,colle,ya da aksanlı detache uygulanabilir.martele,sesler arasında geniş boşluklar bırakılarak,yayın dörtte birini aşmayan bir uzunlukta,kısa yaylarla çalışılır.


tutularak çalınan martele
uzun martele,martele gibi başlatılan,etkileyici bir yay şeklidir.martele başlangıç için söylenen her şey,bu yay için de geçerlidir.hızlı marteledeki kısa,ritmik başlangıç,burada yerini tutulan seslere bırakmıştır.yayın,martele başlangıçla (sıkışıp kazımayı önlemek için),hemen belli bir hız alması gerekmektedir.ama bununla birlikte ardından istenilen yavaşlama yapılabilir.


ricochet
ricochet,yay çubuğunun doğal zıplama yeteneğine dayanır.bir yayda (bir bağ içinde) birçok nota iterek ya da çekerek çalınabilir.bunun için yay ilk nota ile birlikte tel üzerine bir hamle ile vurulur.bu ilk hamleden sonra,yayın bir lastik top gibi kendi kendine zıplaması sağlanır.ricochet yayı,uçar stacattonun tersine kontrolsüz bir yay türü olarak adlandırılır.uçar sacattoda her nekadar yayın kendiliğinden sıçrama gücü kullanılsada her nota için ayrı bir dürtü gerekir.bu iki yay arasındaki en büyük fark,uçar stacattoda yayın her nota için tele ayrıca atılması,fırlatılmasıdır.ricochet’in hızı,yayın sıçrayarak yerini ve sıçrama yüksekliğini değiştirerek ayarlanabilir;yoksa,kullanılması anlamsız olurdu.bu yay türünde,sıçrama yeri üst yarının üçte ikisini kapsayan bir alandır.uca doğru yaklaştıkça daha hızlı,uçtan uzaklaştıkça daha yavaş bir sıçrama oluşur.ayrıca yüksekten sıçratılırsa yavaş,sıçrama tele daha yakın tutulursa hızlı bir ricochet elde edilir.sıçrayışın yüksekliği,ilk hamlede ayarlanabilir;


-parmak (işaret parmağı) ile çok dikkatli bir basınç uygulayarak sıçrama yüksekliğinin üst sınırı ve temposu belirlenmiş olur.yayı sağlıklı bir şekilde sıçrayabilmesi için,yatırılmadan,kılların tam üstünde tutulmasında yarar vardır.ricochet,çekerek daha kolay yapıldığından,çalışmaya da çekerek gelen yaylarla başlamak gerek.önce,ortanın biraz üstünde,iki nota ile başlanabilir.yay 2-3 cm. yükseklikten tel üzerine harhangi bir kuvvet uygulanmadan bırakılır.bu arada,parmaklar dikey bir hareket yaparken,alt kol da çok az döndürülür.yay atıldıktan sonra geriye sıçrar;doğal sıçraması durdurulmadan,iki notadan sonra hareket durdurulur.böylece, yay havada iken başlangıç noktasına gelmiş olur.


ricochet’de zorluklar,genelde şu üç yanlıştan kaynaklanır:


-yay çok sıkı tutulmuştur
-İstenilen hıza göre,yayın yanlış yeri kullanılmaktadır
-yayın doğal sıçraması,eklemlerin kasılması sonucu engellenmektedir.


bunların dışında,birbirinin karışımı olarak türetilmiş yaylar da vardır.her ana yay tipinin bir başkası ile akrabalığı vardır,ve birinden diğerine geçiş yapılabilir.bunun için öğrenci,ana yay türlerini özümsedikten sonra,bir yay türünden diğerine geçme becerisini elde etmelidir.önce birbirine yakın olan yaylarda yoğunlaşılmalıdır.örneğin;legeto dan portato ya,her detache türünden bir diğerine,kısa martele den uzun tutularak çalınana,colle den spiccato ya,kısa ve süratli detacheden sautille ye,sautille den spicatto ya,katı stacatto dan uçarı stacatto ya,spiccato dan uçar spiccato ya…bütün bu örneklerde sıra tesine de çevrilebilir.daha sonra,birbirine daha az yakın yay türleri arasında geçiş çalışmaları yapılmalıdır.detache den spiccato ya,martele den detache ye,sautille den ricochet ye,portato dan stacatto ya…diziler (gamlar),üçerli diziler (tierce),ya da kreutzer’in 8 numaralı mi majör etüdü,bu tip çalışmalar için biçilmiş kaftandır.etüt çalışmalarında geçiş,vuruş başlarında olabilir.bir yay tekniğinin mükemmelliğinden,ancak bütün ince geçiş nüanslarını pürüzsüz olarak başarabilmasi oranında söz edilebilir.


-yay kullanımında özel soronlar-
yayın başlangıç pozisyonu (başlarken,yayın tala kınuş şekli),yay değiştirme,hızlı ve yavaş yayların ilişkisi,flajöle ve akorlarda ses elde edilişi gibi…


yay tele nasıl oturtulursa,çıkacak ses de ona göre bir nitelik kazanır:

-çok yumuşak,ünlü harf gibi pek belir belirgin ve keskin olmayan bir karakter,
-ünsüz harf gibi kesin,
-az ya da kuvvetli aksanlı.

-çok yumuşak,ünlü harf tınısındaki başlangıç pozisyonu-
alt yarıda çok yumuşak bir başlangıç için,genelde yay havadan yumuşak bir hareketle tele değdirilir.yay tele dik değil,belli bir açı ile yaklaşır.yumuşaklığın dozu arttıkça,bu açı da küçülür.

-ünsüz harf tınısında belirgin başlangıç pozisyonu-
belirgin,fakat aksanlı olmayan bir başlangıç için,en iyisi ‘depart’ diye adlandırılan yöntemdir.uygulanışı şöyledir:yay,çekileceği sıradaki basınç dozunda tele oturtulur.(ne daha fazla,ne de daha az basınç verilmelidir).ardından hemen,sesin tınlayacağı an yay hızı ne olacaksa,aynı hızda yaya ilk hareket verilir.sonuç,sessiz bir harf tınısındaki belirginliktir.

-aksanlı başlangıç-
depart’da biraz değişiklik yaparak,yay hızlı bir şekilde başlangıç yapar.bu ilk hız,istenilen sesiçin çekilecek yay hızından fazladır.sese başlangıç öncesi belli bir basınç da uygulanır.elde edilen sonuç,martele benzeri bir başlangıçtır.eğer basıncı başlangıç öncesi değil de,hemen sesin çekilmesi ile birlikte verirsek,bu kez aksanlı bir detache etkisi vermiş oluruz.

havadan ya da telin üzerinde olsun,bütün bu başlangıçlar tek bir ses,çift sesler,akorlar ve her tür nüans basamağı için kullanılabilir.ancak,seçtiğimiz başlangıç pozisyonu mutlaka müzikal bir görüş açısını yansılmalıdır.ayrıca,elde etmek istediğimiz etkiye göre bir seçim yapmalıyız.

bir şeye daha dikkat etmek gerekiyor:dipte,başlangıçtan önce,yayın kol ve bilekten bağımsız olarak sarkık durması yararlı olur.bu durumda çalıcı,başlamak için so anda vereceği karar doğrultusunda yay-kol-bilek birlikteliği için gerekli kuvvet ve denge gereksinimi hesaplayabilir;bunu duyumsar.

-yay değişimi-
yay değiştirmeye ilişkin (çekip itme ya da tersi) birçok sorun bulunmaktadır.bunların en önemlisi,yay değişimini belli etmeden yumuşak bir yay değiştirme yetisine sahip olabilmektir.bu konuda birçok kuram üretilmiştir.kimi kuramlar,parmakların kullanımınıöne çıkarır.el ve bileğin önemini vurgulayanlarda vardır.kimileri alt kol,hatta bütün kolu önemserler.ancak önemli olan,yay değiştirmede hangi kas ve eklemin yer alacağı değildir.dikkat edilmesi gereken iki etmen vardır:

-yayın çekilişi,değiştirilmeden önce yavaşlatılmalı
-basınç azaltılmalıdır

bu her iki etmen birbirine sıkıca bağlıdır.eğer öğrenci tel değişimini pürüzsüz bir şekilde yapıyorsa,öğretmen bunu illede belli koralarla bağlayıp düzeltme yanlısı olmamalıdır.ama öğrencinin yayı bozacak sarsıntılı hareketleri varsa,doğal ki,bu durumda yardım alması gerekir.örneğin,bir kol hareketi ile parmak ve elin işleyişi düzeltilebilir.ya da kol çok sert ise;kasılmış eklemlerin yumuşatılması ile esnek bir el ve parmak devinimi sağlanabilir.

bu alanda en sık rastlanan yanlış,değişimden önce,yayın hızlandırılmasıdır.oysa, yapılması gereken yayı yavaşlatmak olmalıdır.İyi bir yay değişimini,dönüşünden önce yavaşlayıp,sakin ve kesintisiz bir yol izleyen,kocaman bir sarkaça benzetebiliriz.

-flajöle sesler-
çoğu zaman,sol el tekniğinin iyi çalışmasına karşın,flajöle seslerde başarılı olunamaz;çünkü yayın kullanımı doğru değildir.flajöle sesleri az basınçlı hafif bir yayla çalmaya çalışmak doğru olmaz.basınçlı yeterli uzunlukta ve köptüye yakın bir yay kullanmak gerekir.çift sesli flajölelerde ise basınç,flajölenin doğal ya da yapay oluşuna göre değişir.doğal flajöle için daha az basınç gerekirken,diğerine daha çok basınç uygulamak gerekir.
kemanda ustalığa giden yol çok uzundur ve emek gerektirir.ancak büyük özveri ve sabırla amaca ulaşılabilir.yetenek yol almada bir kolaylık olabilir,ama sıkı çalışma yönteminin yerini tutamaz.eğer iyi sonuç alınamıyorsa çok çalışmanın da bir yararı yoktur.çünkü iyi,ya da kötü çalışma diye bir şey vardır.ne yazık ki,kötü çalışma alışkanlığı çok daha yaygındır.

bir çalıcı için yeteneği en yararlı bir biçimde kullanmak kadar değerli bir şey olamaz.minimum zamanda maksimum yarar sağlamak…bunun için bir öğretmenin,en önemli becerilerinden biri olan,iyi çalışma sanatını öğrencilerine öğretmesi gerekir.çalışma,dersin bir devamıdır.öğretmenin yokluğunda,öğrenci kendini onun yerine koyup,belirli ödevler edinerek,kendi denetimini sağlamalıdır.sadece hatalara işaret edip,onların düzeltilmesi için,öğrencinin yalnız çalışmasında izlemesi gereken yolu öğretmeyen bir öğretmen,çok önemli sayılan bu görevini aksatmış olur.

-çalışmada amacın belirlenmesi-
teknik ve yorum,çalışmanın iki amacını oluşturur.belirlenmiş cümleyi biçimlendirmek,nüanslarını yapabilmek için bir çalışma gerekir.çalışmalarda zamanı akıllı kullanmak çok büyük önem taşır.örneğin,şöyle bir sıralama olabilir;

-oluşturma süreci;bu süreç içinde her türlü teknik sorunla uğraşılır.
-yorumlama süreci;bu aşamada ise,yapıtla ilgili kişisel görüşün belirlenmesi gerek.
-seslendirme süreci;bir yerde çalmak gerektiğinde,önce iki aşamadan sonra uygulanır.bu boyuta gelindiğinde, yapıt hiç durmadan,mümkünse eşlikli olarak seslendirilir.bu arada dinleyicilerin varlığıda beyinde canlandırılmalıdır.

-keman’ın orkestra da ki yeri-
ses olanakları son derece zengin bir yaylı çalgı olan keman,ses renginin etkileyici güzelliğiyle insanın değişen ruh durumlarını ifade edebilen duygusal anlatım özelliği,onu ideal bir solo çalgı düzeyine yükseltmiştir.bunun yanı sıra oda müziğinde ki ve orkestrada ki rolü de büyük önem taşır.

orkestranın vazgeçilmez öğelerinden biri olan kemanlar,’’birinci keman’’ve ‘’İkinci keman’’olarak iki gruba ayrılırlar.birinci kemanlar,yaylı çalgıların en üst partisini (çoğunlukla temayı) seslendirir.İkinci kemanlar ise,birinci keman partisine eşlik görevi yaparlar,bazen de temayı seslendirirler.keman gruplarının orkestrada tek başına kalması halinde dingin,yumuşak,dokunaklı bir hava yaratılmış olur.oda orkestralarının,yaylı çalgılar dörtlüsü ya da beşlisinin insanı saran etkileyici atmosferi bu özellikten kaynaklanır.

Nuri_Dardanel
03-11 -2007, 21:23
orhann çok geniş bir bilgi işine yararsaaa buyur bakalımm

orates
03-11 -2007, 22:43
keman eline aldıgın zaman zaten renginden malzemesinden anlarsın kalitelimi ya da adi mi yoksa çok mu kötü..keman var 40 milyona keman var 40 milyara bence keman alıcaksan istanbulda gideceğin yerler cangöz ya da atakan müziktir.unkapanının arkasında tekel var.ataturk bulvarı var onun orda atakan müzik var ger.ekten kalite kemanları var senın..4-4 falanda ölçülerdir..sana sanırım 4-4 keman vereceklerdir.dikat et gözüne kestirdiğini al eline ama .ok dikkatle incele cilası varmı cilası var ise sağlamm mı görünümden anlayabilirsin kalite oldugunu...eline al yay gezdir tonuna bak ama sıfır yayla calma zaten calamazsın onlar sana yardımcı olur..dominguez helena mia ya da stravisky kemanlarını öneririm ayrıca ucuzdur 1500 ytlden başlar güzel kemanlar..

djorhan
03-11 -2007, 22:55
teşşekür ederim nuri abi bilgiler için.orates sana teşşkürler :) bilgiler için zaten unkapanına gidicem orası uygunmuş ya klarnet alıcam yada keman 2 sinden biri çok heves var :)

Web_These
03-11 -2007, 22:56
piyasadaki çin kemanlarından alacaksan hiç bi özelliğine bakmana gerek yok hepsi aynı zaten fabrika üretimi... el yapımı keman alırsan ağacının eski olmasına ve tok bi ses olmasına dikkat et... el yapımı kemanların fiyatıda çok yüksek...

djorhan
03-11 -2007, 23:01
ewet çin malı önerdiler ve bana giden keman 1/4 kemanmış daha idealmiş şimdilik çin malı al dediler yeni ögreniyorsun elinde kırılıp kalsa bile 80 90 milyonlul bişey kalsın dediler.bakalım hayırlısı tek başıma ögrenebilecekmiyim.birde bi sorum var bu kemanın üzerinde nota yok perde yok nasıl anlıyorsunuz do re mi fa sol nerede oldugunu? tekinigimi var?

Web_These
03-11 -2007, 23:51
evet tekniği var.. yeni öğreneceksen çin kemanı al 80-90 milyon civarı.. ayrıca senin yaş kaç 1/4 en küçük keman....

Nuri_Dardanel
03-11 -2007, 23:53
bildiğim kadarıylaa mandolin iler kemanın nota dizilimleri aynıı

djorhan
03-12 -2007, 18:17
web_these yeni ögrencem ama kurs almıcam tek başıma sagdan soldan topladıgım bilgilerle.18 yaşındayım 89 dogumlu