Geri git   Trakya Müzik > Trakya Müzik GeneL > Serbest KonuLar
Sohbet Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Oyunlar Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Serbest KonuLar Burada İstediğiniz Konuları açabilirsiniz Yardım istiyebilirsiniz.

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 05-19 -2007   #1 (permalink)
Profil
GeneL Moderator
 
RoMan39 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyeliği: 01-27 -2006
Şehir: istanbul, Turkey.
Yaş: 30
Mesajlar: 2,864
Teşekkür Etmiş: 0
Teşekkür Almış: 13

Sponsor
Standart Son olarak 13 adet fıkra

arkadaşlar fıkralara noktayı kokyuyorum onun için elimdeki son fıkraları hepsini yayınlıyorum

pazartesiden itibaren başka konu ve nevallerle devam edeceğim













diş hekimi


ünlü diş hekimi sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı.
sam birden eşine bir soru sordu:
- "sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?"
- "o da nerden çıktı?" diye sinirlendi eşi, "cevabı öğrenmek
istemezsin herhalde" dedi.
"İsterim" dedi sam. "lütfen anlat."
- "madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım"
diye cevap verdi eşi.
kimlerdi bunlar?" diye sordu sam. "İlki" diye anlatmaya başladı eşi
"hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğni kurmak istiyordun da
hiçbir banka sana kredi açmıyordu. sonra bir banka müdürü eve
geldi; hiçbir sey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern
aletlerle kliniğini açabildin..."
- "canım benim. benim için kendini feda ettin demek. benim sevgili
karıciğim" dedi sam. "peki ikincisi?"
- "hani 50 yaşında kalp krizi geçirmistin ya, kritik bir by-pass ameliyatı
olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. her an
ölebilirdin. dr. halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatinı yaptı. sen
hayata döndün" dedi eşi.
- "ah benim sevgili karım. hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha
feda ettin, öyle mi? peki üçüncü aldatışın?"
- "hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak
istemiştin de 369 oy eksikti...(!)





sakın evlenme


ticaret için o şehir senin bu şehir benim dolaşan çirkin ve köse bir adam anlatıyor :
vaktiyle isfahan'daydım. bir gün bir sokaktan geçerken süslü püslü bir kadın yanıma gelip "nerelisin kardeş?" diye sordu. "kaşanlıyım; ticaretle uğraşırım" dedim.
"kaşan'dan güzel ve akıllı delikanlılar çıkar " dedi ve "siz evli misiniz?" diye sordu.
kadının bana aşık olduğunu sandım. çünkü şimdiye kadar hiç nasibim çıkmamıştı. hoşuma gitti ve "hayır, evlenmedim. bu ilginizin sebebini sorabilir miyim?" diye sordum.
kadın "maksadım allah'a hizmet. şimdiye kadar evlenmedinse, allah aşkına sakın evlenirim deme!" dedi.
"neden?" diye sorduğumda " aman yeryüzünde neslin kalmasın! çünkü bu halinle senden doğacak nesil adama benzemez de ondan !" diye cevap verdi.




bağdatlı temel

bir amerikalı, bir İngiliz ve bir de bağdat'lı temel barda oturmuş içki içiyorlarmış. amerikalı içkisini bitirince bardağı havaya fırlatmış, silahını çıkarıp bardağa ateş edip parçalamış:
"bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz amerika'da ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demiş.
İngiliz de bunun üzerine içkisini bitirip bardağı havaya fırlatmış ve ateş ederek bardağı parçalamış:
"bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar çok kumsal vardır ki, ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demiş.
bunun üzerine temel de buz gibi soğukkanlı bir şekilde içkisini bitirmiş, bardağı havaya fırlatmış, silahını çekip amerikalı ve İngiliz’i vurup öldürmüş:
”bağdat’ta bu İngiliz ve amerikalılardan o kadar çok var ki, biz ayni adamlarla iki kere içki içmeyiz" demiş.







delinin biri


delinin biri timarhaneden kaçmış , dolaşırken bir berber salonuna girmiş ve traş olmak için koltuğa oturmuş.berber müşterisi olan deliye hoş geldiniz nasıl bir tiraş yapalım diye sormuş delide ortasını al yanlar kalsın demiş.berber anlamayarak tekrar sormuş deli yine aynı cevabı vermiş.berber makina ile delinin saçını ortadan kesmiş.berber salonunda yanan sobadan bir kor parçası düşmüş deli berbere dönerek düşen kor parçasını kestiği yere koymasını istemiş.berber nasıl olur demiş deli israrla koymasını söyleyince berber çaresiz kor parçasını maşayla tutarak kestiği yere koymuş.deli aynada kendine şöyle bir bakmış ve berbere dönerek neye benzedim diye sormuş;berber şöyle bir bakmış ve nargileye benzediniz demiş.delide fermuarını açıp al bir iki fırtta sen çek demiş.


açılmadan iade 


mezar taşlarına yazı yazan adama bir genç geldi:
"bizim bitişikte oturan kimsesiz yaşlı kadın öldü de...bana vasiyet etti,iki bin lira da para bıraktı.kendisine bir mezar taşı yaptırıp üstüne de şunu yazdırmamı istedi: "bakire doğ du,bakire büyüdü,bakire gezdi,bakire yaşadı,bakire öldü..."
mezar taşı yazıcısı,delikanlıya şöyle bir baktı:
"İki bin liraya bu kadar kelime yazılır mı?ama dur bakalım...özetleriz kadının durumunu. dört kelimeye indiririz."
ve yazdı mezar taşını:"açılmadan yüce makama iade!"



hayır hayır hayır



afrika'da kabilenin tekinde bir genç kabilenin büyücüsüne gider,derki
- "ben evlenemiyorum teşkilatın uzunluğundan dolayı"
- "ne kadar uzun?"
der büyücü.
- "50 cm."
büyücü düşünür ve
- "buldum"
der. genç heyecan içinde
- "ne buldun?"
der.
- "akşam hava karardığında sahil kenarına gideceksin deniz kızı gelecek ona evlenme teklif edeceksin ve o her hayır deyişinde teşkilatın 10 cm kısalacak.."
delikanlı heyecanla gider sahile akşam olmaz bir türlü, derken hava kararmasına yakın deniz kızı görünür uzaktan gelir kumlara uzanır bizimki gider yanına nefes nefese
- "deniz kızı deniz kızı benimle evlenirmisin?"
der, deniz kızı genci süzer ve:
- "hayır
der,delikalı bakar teşkilat 10 cm kısalmış
- "yaşasın"
der tekrar sorar
- "benimle evlenirmisin?"
tekrar:
- "hayır"
der deniz kızı bakar 10 cm daha kısalmış
- "tamam"
der bizim ki
- "bir kez daha sorayım ideal boyutlarda olacak"
der ve tekrar sorar:
- "benimle evlenirmisin?"
deniz kızı bakar
- "yaa ne salak şeysin sen .. hayır hayır hayır.."
der.







öğretmen öğrenciye soruyor


öğretmen öğrencilere soru soruyor: - "ağaçta 7 kuş var. avcı ateş ediyor, 3 tanesini vuruyor. ağaçta kaç kuş kaldı?" biri cevap veriyor: - "4 kuş kalır." başka bir çocuk da hemen atılır: - "hayır öğretmenim ateş edince bütün kuşlar uçar, ağaçta hiç kuş kalmaz..." öğretmen bunun üzerine: - "cevap yanlış ama stilini sevdim", der. çocuk buna karşılık verir: - "öğretmenim, ben de bir soru sormak istiyorum... karşıdan 3 bayan geliyor, ellerinde dondurma var. biri yalayarak yiyor, biri emerek, biri de ısırarak... bu bayanlardan hangisi evlidir?" öğretmen düşünüyor, düşünüyor... - "emerek yiyen evlidir", diyor... çocuk cevap veriyor: - "hayır öğretmenim, parmağında alyansı olan... ama ben de sizin stilinizi sevdim.."



80 lik koca

seksenlik koca, evden çikmak üzere paltosunu giyerken onu gören yasli karisi
seslenir :
- bu saatte nereye gidiyorsun?
- doktora gidiyorum
- ne oldu? yine neren agriyor?
yasli adam siritir :
- yok hanim yok, doktora söylicembana bi viagra yazsin...
bunu duyan kadin ayaga kalkar ve o da sokaga çikmak için hazirlanmaya baslar.
ihtiyar sasirir :
- eee hanim, sen nereye?
- eger o eski, pasli seyi benim üzerimde kullanacaksan ben de tetanos ignesi
yaptirayim bari!..



kopacaksınız fıkra :d

otobüsle giderken, bolu dagi'nda verilen molada hemen tuvalete kosturdu.
korkunc sikismisti. sansina bos kabin bulup kendini oraya atti...
tam oturmustu ki yan kabinden bir ses:
"merhaba" dedi.
adam saskin
"merhaba" diye cevap verdi.
ses devam etti:
"nasilsin?"
ilk defa basina böyle bir sey geliyordu...
yine saskin saskin yanitladi: "sagol, iyiyim. sen nasilsin?"
ses sordu:
"ne yapiyorsun?"
bir an tereddüt gecirdi. adam onun tuvalette oldugunu bildigi icin mutlaka ne yaptigini da biliyordu.düsündü ve yanitladi:
"ben" dedi
İstanbul'dan ankara'ya gidiyorum. sen nereye gidiyorsun?"
adamin sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.
"hayatim, telefonu kapatiyorum.yandaki tuvalette bir
gerizekali var.sanas ordugum sorulara yanit verip duruyor. ben seni sonra
ararim..."



falcı
adamın biri bir lunaparkta etrafı gezerken, bir falcının çadırına girmiş, "biraz eğlenirim" diye düşünerek falcı kadının karşısına oturmuş. kadın önündeki kristal küreye gözlerini dikmiş, transa geçmiş, ve "ah" demiş. "görüyorum ki 2 çocuk babasısınız..." adam kahkahayı basmış: " ha.. ha.. ha.. attın, tutturamadın işte.. ben 3 çocuk babasıyım" falcı gülümsemiş: "sana öyle geliyor..."




bilim adamları


fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. birden yağmur bastırır. hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., adam cevap verir: - "boru yetmedi."



pazarlık payı

fıkra:
bir karadenizli, bir kayserili ve bir diyarbakırlı aynı trafik kazasında ölmüş. cenazeleri dualarla, göz yaşlarıyla kaldırılmış.
İki üç gün geçmiş, bir de bakmışlar ki karadenizli, çıkmış mezardan, üstünü silkeleyerek geliyor. önce büyük bir panik yaşanmış haliyle, cesaret edip yanına yanaşmış ve merakla sormuşlar:
yahu sen öteki dünyadan nasıl geri döndün?
anlatmış:
öte tarafta da işler buradaki gibi yürüyormuş meğer, rüşvet, haksızlık, yolsuzluk...
geri göndermek için 5 bin dolar istediler, bastım parayı geri geldim.
eee, diğer iki arkadaş niye gelmedi?
vallahi ben gelirken, kayserili hâlâ 3.500 dolara olmaz mı, yap bir indirim de ayağımız alışsın!' diye pazarlık ediyordu.
ya diyarbakırlı?
o da 'ben vermem, devlet versin!' diye inat ediyordu...




eşek:
milletvekilinin biri, bir köyü gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş. yanındaki köylüye sormuş; bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ? efendim, demiş köylü, o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. müdahale edince tekrar harekete başlıyor. akıllıca ,demiş vekil peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu? anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda…



nereden bulursa bulsun





abd başkanı, İngiltere başbakanı ve türkiye başbakanı bir gün bir toplantıda bir araya gelmişler.

tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? önce abd başkanına sormuşlar:

- abd´de bir memur ne kadar parayla geçinir? siz kaç para veriyorsunuz?

başkan cevap vermiş:

- valla ben memura en az 2000 dolar veririm. 1000 doları ile geçinirler. geri kalan 1000 doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam.

gazeteciler aynı soruyu İngiltere başbakanına da sormuşlar. o da cevap vermiş:

- ben, memuruma ortalama 3000 sterlin veririm. geçinmesi için 2000 sterlin yeterli. artan 1000 sterlini ne yapar, nerede harcarlar, sormam, beni hiç ilgilendirmez.

her ikisinden bu cevapları alan gazeteciler, aynı soruyu bizim başbakana da sormuşlar.

- valla, demiş bizimki, türkiye´de bir memurun geçinebilmesi için en az 1 milyar lira lazım. ama ben taş çatlasın 400 milyon lira veriyorum. geri kalan 600 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler hiç sormam.


amerikalı mühendis
kayseri'de yol çalışması yapılıyomuş. köylüler eşeğin birini salıp geçtiği yerden yolu geçiriyolarmış. o sırada oradan geçmekte olan amerikalı bir mühendis görmüş bunları.
merak etmiş; gitmiş yanlarına.
-merhaba dayı ne yapıyosunuz böyle? demiş.
köylü
-yol yapıyoz diye cevap vermiş.
-"e bu eşek ne" diye devam etmiş mühendis.
köylü genel prosedürü şöyle bir anlatmış. eşeğin yolun nerden geçeceğine karar verdiğini söylemiş.
bizim amerikalı mühendis yerlere yatmış gülmekten, öyle şey mi olur diye.
alaycı bir tonla:
- "eee demiş, eşek bulamıyınca napıyonuz?"
köylü:
- "o zaman amerika'dan mühendis getirtiyoz


RoMan39 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-19 -2007   #2 (permalink)
Profil
GeneL Moderator
 
RoMan39 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyeliği: 01-27 -2006
Şehir: istanbul, Turkey.
Yaş: 30
Mesajlar: 2,864
Teşekkür Etmiş: 0
Teşekkür Almış: 13

Sponsor
Standart Son olarak 13 adet fıkra

arkadaşlar fıkralara noktayı kokyuyorum onun için elimdeki son fıkraları hepsini yayınlıyorum

pazartesiden itibaren başka konu ve nevallerle devam edeceğim













diş hekimi


ünlü diş hekimi sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı.
sam birden eşine bir soru sordu:
- "sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?"
- "o da nerden çıktı?" diye sinirlendi eşi, "cevabı öğrenmek
istemezsin herhalde" dedi.
"İsterim" dedi sam. "lütfen anlat."
- "madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım"
diye cevap verdi eşi.
kimlerdi bunlar?" diye sordu sam. "İlki" diye anlatmaya başladı eşi
"hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğni kurmak istiyordun da
hiçbir banka sana kredi açmıyordu. sonra bir banka müdürü eve
geldi; hiçbir sey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern
aletlerle kliniğini açabildin..."
- "canım benim. benim için kendini feda ettin demek. benim sevgili
karıciğim" dedi sam. "peki ikincisi?"
- "hani 50 yaşında kalp krizi geçirmistin ya, kritik bir by-pass ameliyatı
olman gerekiyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. her an
ölebilirdin. dr. halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatinı yaptı. sen
hayata döndün" dedi eşi.
- "ah benim sevgili karım. hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha
feda ettin, öyle mi? peki üçüncü aldatışın?"
- "hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak
istemiştin de 369 oy eksikti...(!)





sakın evlenme


ticaret için o şehir senin bu şehir benim dolaşan çirkin ve köse bir adam anlatıyor :
vaktiyle isfahan'daydım. bir gün bir sokaktan geçerken süslü püslü bir kadın yanıma gelip "nerelisin kardeş?" diye sordu. "kaşanlıyım; ticaretle uğraşırım" dedim.
"kaşan'dan güzel ve akıllı delikanlılar çıkar " dedi ve "siz evli misiniz?" diye sordu.
kadının bana aşık olduğunu sandım. çünkü şimdiye kadar hiç nasibim çıkmamıştı. hoşuma gitti ve "hayır, evlenmedim. bu ilginizin sebebini sorabilir miyim?" diye sordum.
kadın "maksadım allah'a hizmet. şimdiye kadar evlenmedinse, allah aşkına sakın evlenirim deme!" dedi.
"neden?" diye sorduğumda " aman yeryüzünde neslin kalmasın! çünkü bu halinle senden doğacak nesil adama benzemez de ondan !" diye cevap verdi.




bağdatlı temel

bir amerikalı, bir İngiliz ve bir de bağdat'lı temel barda oturmuş içki içiyorlarmış. amerikalı içkisini bitirince bardağı havaya fırlatmış, silahını çıkarıp bardağa ateş edip parçalamış:
"bizde bardaklar o kadar ucuzdur ki biz amerika'da ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demiş.
İngiliz de bunun üzerine içkisini bitirip bardağı havaya fırlatmış ve ateş ederek bardağı parçalamış:
"bizim İngiliz kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar çok kumsal vardır ki, ayni bardakla iki kere içki içmeyiz" demiş.
bunun üzerine temel de buz gibi soğukkanlı bir şekilde içkisini bitirmiş, bardağı havaya fırlatmış, silahını çekip amerikalı ve İngiliz’i vurup öldürmüş:
”bağdat’ta bu İngiliz ve amerikalılardan o kadar çok var ki, biz ayni adamlarla iki kere içki içmeyiz" demiş.







delinin biri


delinin biri timarhaneden kaçmış , dolaşırken bir berber salonuna girmiş ve traş olmak için koltuğa oturmuş.berber müşterisi olan deliye hoş geldiniz nasıl bir tiraş yapalım diye sormuş delide ortasını al yanlar kalsın demiş.berber anlamayarak tekrar sormuş deli yine aynı cevabı vermiş.berber makina ile delinin saçını ortadan kesmiş.berber salonunda yanan sobadan bir kor parçası düşmüş deli berbere dönerek düşen kor parçasını kestiği yere koymasını istemiş.berber nasıl olur demiş deli israrla koymasını söyleyince berber çaresiz kor parçasını maşayla tutarak kestiği yere koymuş.deli aynada kendine şöyle bir bakmış ve berbere dönerek neye benzedim diye sormuş;berber şöyle bir bakmış ve nargileye benzediniz demiş.delide fermuarını açıp al bir iki fırtta sen çek demiş.


açılmadan iade 


mezar taşlarına yazı yazan adama bir genç geldi:
"bizim bitişikte oturan kimsesiz yaşlı kadın öldü de...bana vasiyet etti,iki bin lira da para bıraktı.kendisine bir mezar taşı yaptırıp üstüne de şunu yazdırmamı istedi: "bakire doğ du,bakire büyüdü,bakire gezdi,bakire yaşadı,bakire öldü..."
mezar taşı yazıcısı,delikanlıya şöyle bir baktı:
"İki bin liraya bu kadar kelime yazılır mı?ama dur bakalım...özetleriz kadının durumunu. dört kelimeye indiririz."
ve yazdı mezar taşını:"açılmadan yüce makama iade!"



hayır hayır hayır



afrika'da kabilenin tekinde bir genç kabilenin büyücüsüne gider,derki
- "ben evlenemiyorum teşkilatın uzunluğundan dolayı"
- "ne kadar uzun?"
der büyücü.
- "50 cm."
büyücü düşünür ve
- "buldum"
der. genç heyecan içinde
- "ne buldun?"
der.
- "akşam hava karardığında sahil kenarına gideceksin deniz kızı gelecek ona evlenme teklif edeceksin ve o her hayır deyişinde teşkilatın 10 cm kısalacak.."
delikanlı heyecanla gider sahile akşam olmaz bir türlü, derken hava kararmasına yakın deniz kızı görünür uzaktan gelir kumlara uzanır bizimki gider yanına nefes nefese
- "deniz kızı deniz kızı benimle evlenirmisin?"
der, deniz kızı genci süzer ve:
- "hayır
der,delikalı bakar teşkilat 10 cm kısalmış
- "yaşasın"
der tekrar sorar
- "benimle evlenirmisin?"
tekrar:
- "hayır"
der deniz kızı bakar 10 cm daha kısalmış
- "tamam"
der bizim ki
- "bir kez daha sorayım ideal boyutlarda olacak"
der ve tekrar sorar:
- "benimle evlenirmisin?"
deniz kızı bakar
- "yaa ne salak şeysin sen .. hayır hayır hayır.."
der.







öğretmen öğrenciye soruyor


öğretmen öğrencilere soru soruyor: - "ağaçta 7 kuş var. avcı ateş ediyor, 3 tanesini vuruyor. ağaçta kaç kuş kaldı?" biri cevap veriyor: - "4 kuş kalır." başka bir çocuk da hemen atılır: - "hayır öğretmenim ateş edince bütün kuşlar uçar, ağaçta hiç kuş kalmaz..." öğretmen bunun üzerine: - "cevap yanlış ama stilini sevdim", der. çocuk buna karşılık verir: - "öğretmenim, ben de bir soru sormak istiyorum... karşıdan 3 bayan geliyor, ellerinde dondurma var. biri yalayarak yiyor, biri emerek, biri de ısırarak... bu bayanlardan hangisi evlidir?" öğretmen düşünüyor, düşünüyor... - "emerek yiyen evlidir", diyor... çocuk cevap veriyor: - "hayır öğretmenim, parmağında alyansı olan... ama ben de sizin stilinizi sevdim.."



80 lik koca

seksenlik koca, evden çikmak üzere paltosunu giyerken onu gören yasli karisi
seslenir :
- bu saatte nereye gidiyorsun?
- doktora gidiyorum
- ne oldu? yine neren agriyor?
yasli adam siritir :
- yok hanim yok, doktora söylicembana bi viagra yazsin...
bunu duyan kadin ayaga kalkar ve o da sokaga çikmak için hazirlanmaya baslar.
ihtiyar sasirir :
- eee hanim, sen nereye?
- eger o eski, pasli seyi benim üzerimde kullanacaksan ben de tetanos ignesi
yaptirayim bari!..



kopacaksınız fıkra :d

otobüsle giderken, bolu dagi'nda verilen molada hemen tuvalete kosturdu.
korkunc sikismisti. sansina bos kabin bulup kendini oraya atti...
tam oturmustu ki yan kabinden bir ses:
"merhaba" dedi.
adam saskin
"merhaba" diye cevap verdi.
ses devam etti:
"nasilsin?"
ilk defa basina böyle bir sey geliyordu...
yine saskin saskin yanitladi: "sagol, iyiyim. sen nasilsin?"
ses sordu:
"ne yapiyorsun?"
bir an tereddüt gecirdi. adam onun tuvalette oldugunu bildigi icin mutlaka ne yaptigini da biliyordu.düsündü ve yanitladi:
"ben" dedi
İstanbul'dan ankara'ya gidiyorum. sen nereye gidiyorsun?"
adamin sonraki cümlesi bu muhabbeti sona erdirdi.
"hayatim, telefonu kapatiyorum.yandaki tuvalette bir
gerizekali var.sanas ordugum sorulara yanit verip duruyor. ben seni sonra
ararim..."



falcı
adamın biri bir lunaparkta etrafı gezerken, bir falcının çadırına girmiş, "biraz eğlenirim" diye düşünerek falcı kadının karşısına oturmuş. kadın önündeki kristal küreye gözlerini dikmiş, transa geçmiş, ve "ah" demiş. "görüyorum ki 2 çocuk babasısınız..." adam kahkahayı basmış: " ha.. ha.. ha.. attın, tutturamadın işte.. ben 3 çocuk babasıyım" falcı gülümsemiş: "sana öyle geliyor..."




bilim adamları


fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. birden yağmur bastırır. hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., adam cevap verir: - "boru yetmedi."



pazarlık payı

fıkra:
bir karadenizli, bir kayserili ve bir diyarbakırlı aynı trafik kazasında ölmüş. cenazeleri dualarla, göz yaşlarıyla kaldırılmış.
İki üç gün geçmiş, bir de bakmışlar ki karadenizli, çıkmış mezardan, üstünü silkeleyerek geliyor. önce büyük bir panik yaşanmış haliyle, cesaret edip yanına yanaşmış ve merakla sormuşlar:
yahu sen öteki dünyadan nasıl geri döndün?
anlatmış:
öte tarafta da işler buradaki gibi yürüyormuş meğer, rüşvet, haksızlık, yolsuzluk...
geri göndermek için 5 bin dolar istediler, bastım parayı geri geldim.
eee, diğer iki arkadaş niye gelmedi?
vallahi ben gelirken, kayserili hâlâ 3.500 dolara olmaz mı, yap bir indirim de ayağımız alışsın!' diye pazarlık ediyordu.
ya diyarbakırlı?
o da 'ben vermem, devlet versin!' diye inat ediyordu...




eşek:
milletvekilinin biri, bir köyü gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş. yanındaki köylüye sormuş; bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ? efendim, demiş köylü, o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. müdahale edince tekrar harekete başlıyor. akıllıca ,demiş vekil peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu? anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda…



nereden bulursa bulsun





abd başkanı, İngiltere başbakanı ve türkiye başbakanı bir gün bir toplantıda bir araya gelmişler.

tabii, 3 lider bir arada olur da, sormaz mı gazeteciler? önce abd başkanına sormuşlar:

- abd´de bir memur ne kadar parayla geçinir? siz kaç para veriyorsunuz?

başkan cevap vermiş:

- valla ben memura en az 2000 dolar veririm. 1000 doları ile geçinirler. geri kalan 1000 doları ne yaparlar, nerede harcarlar, hiç sormam.

gazeteciler aynı soruyu İngiltere başbakanına da sormuşlar. o da cevap vermiş:

- ben, memuruma ortalama 3000 sterlin veririm. geçinmesi için 2000 sterlin yeterli. artan 1000 sterlini ne yapar, nerede harcarlar, sormam, beni hiç ilgilendirmez.

her ikisinden bu cevapları alan gazeteciler, aynı soruyu bizim başbakana da sormuşlar.

- valla, demiş bizimki, türkiye´de bir memurun geçinebilmesi için en az 1 milyar lira lazım. ama ben taş çatlasın 400 milyon lira veriyorum. geri kalan 600 milyonu nereden bulurlar, nasıl geçinirler hiç sormam.


amerikalı mühendis
kayseri'de yol çalışması yapılıyomuş. köylüler eşeğin birini salıp geçtiği yerden yolu geçiriyolarmış. o sırada oradan geçmekte olan amerikalı bir mühendis görmüş bunları.
merak etmiş; gitmiş yanlarına.
-merhaba dayı ne yapıyosunuz böyle? demiş.
köylü
-yol yapıyoz diye cevap vermiş.
-"e bu eşek ne" diye devam etmiş mühendis.
köylü genel prosedürü şöyle bir anlatmış. eşeğin yolun nerden geçeceğine karar verdiğini söylemiş.
bizim amerikalı mühendis yerlere yatmış gülmekten, öyle şey mi olur diye.
alaycı bir tonla:
- "eee demiş, eşek bulamıyınca napıyonuz?"
köylü:
- "o zaman amerika'dan mühendis getirtiyoz


RoMan39 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-19 -2007   #3 (permalink)
Profil
Süper Üye
 
SazJazz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyeliği: 11-23 -2004
Şehir: Sakarya, Adapazar?, Turkey.
Mesajlar: 307
Teşekkür Etmiş: 0
Teşekkür Almış: 0

Sponsor
Standart

hepsi de birbirinden güzel komik fıkralar.. teşekkürler roman39...


SazJazz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-19 -2007   #4 (permalink)
Profil
Kıdemli
 
rolandE500or - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyeliği: 01-11 -2005
Şehir: bolu, mengen, Turkey.
Mesajlar: 150
Teşekkür Etmiş: 0
Teşekkür Almış: 1

Sponsor
Standart

[:d] paylaşım için teşekkürler



rolandE500or ` Diyorki: kargalar ötmeye ba?lay?nca bülbüller susar
rolandE500or isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-19 -2007   #5 (permalink)
Profil
Kıdemliler
 
amatör_piyanist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyeliği: 02-08 -2007
Şehir: kütahya, merkez, Turkey.
Mesajlar: 2,413
Teşekkür Etmiş: 0
Teşekkür Almış: 3

Sponsor
Standart

çok saol walla harikasın oktay abi...<img src=images/Smilies/wink.gif border=0 align=middle>



amatör_piyanist ` Diyorki: Ne dememi istiyonuz

Pa800 Aleti, Müziğe Verdi Kendini, Kütahya'dan Slmlar...
amatör_piyanist isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
fıkra busamania Serbest KonuLar 4 05-13 -2008 20:46
fıkra:)))) ismet2 Serbest KonuLar 3 10-12 -2007 19:17
süper fıkra KAFKAS KARTALI Serbest KonuLar 1 06-02 -2007 15:06
bir fıkra KAFKAS KARTALI Serbest KonuLar 1 05-31 -2007 07:54
çok komik iki fıkra AKSAK Haberler 10 03-06 -2007 22:38


WEZ Format +3. Şuan Saat: 01:32.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0 ©2007, Crawlability, Inc.