Siteni Eklereklam


Geri git   Trakya Müzik > Müzik Çeşitleri Ve kaynakları > Müzik Programları
Sohbet Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Oyunlar Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Müzik Programları Müzisyen piyanist ve ihtiyacı olan arkadaşlarıza çeşitli müzik programları hakkında destek için açılmıştır. (Ses kayıt programları midi edit programları sample programları) Sitemizden indirdiğiniz program destek hattı ( telif Gerektiren program crack serial eklenemez. ban sebebidir.

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 02-05 -2006   #1 (permalink)
Profil
GeneL Moderator
 
Nejat Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyeliği: 08-12-2005
Şehir: Freiburg, , Germany.
Mesajlar: 7,743
Teşekkür Etmiş: 116
Teşekkür Almış: 343

Sponsor
Standart Klasik Muzik Sevenler Buraya


Sevgili Klasik Müzik Sevenler,

Bu bölümde klasik müzik tarihinden belki mizah değil ama, zaman zaman yüzlerde bir gülücük yaratacak, zaman zaman hoş bir anıyı canlandıracak, zaman zaman da duygulu bir an yaşatacak gerçek olayları bulacaksınız... Bu bölüm, bizi burada buluşturan insanların hayatlarından kesitler sunacak ve sizlerin katkıları ile gelişecektir.



ROSSİNİ hem eserleri hem de yaşantısı ile ilgi çeken bir besteci. Bir konser öncesi salona girerken bir bayan koşarak yanına gelmiş ve “Sinyor ilk kez sizin aryalarınızı seslendireceğim ve çok korkuyorum’’ demiş. Ünlü bestecinin yanıtı kısa olmuş : “Ben de...’’

SCHUBERT ünlü Bitmemiş Senfonisi için bir dostuna şunları söylemiştir’. “Dostum bu eseri dinlerken gözlerinin önünde sağlığı asla düzelmeyecek, parlak ümitlerinden hiçbiri gerçekleşmeyecek, ve hayatı yarım kalacak bir insanı canlandırmalısın”. Bitmemiş Senfoni yıllarca hatta yüzyıllarca belleklerde bir soru olarak kalmıştır. Hatta 1920 yılında New York’da senfoninin bitirilmesi için bir yarışma açılmış ancak yarışmayı kazanacak nitelikte yapıt bulunamamıştır.

SMETANA onbir çocuklu bir ailenin çocuğu idi ve yaşamı zorluklar içinde geçti, ölümü ise oldukça acıklı oldu. Smetana çocukluğunda kendine Mozart’ı örnek almıştı. Hatta anı defterinde, ölümünden sonra daha çocukluk günlerinde yazdığı şu nota rastlandı. ‘’Kompozisyonda Mozart, teknikte ise Liszt olmak istiyorum.’’

BRAHMS müzik dünyasının bu asık suratlı devi, Beethoven’e özel bir hayranlık beslemiştir. Hatta dönemin müzik otoriteleri Brahms’ın birinci senfonisi için “Eğer Beethoven onuncu senfonisini yazsaydı, işte böyle birşey olurdu’’ demişlerdi. Brahms bir de Schumann’dan etkilenmişti. Schumann’a yazdığı bir mektupta “Senin müziğin de beni tıpkı Beethoven’ın müziği gibi etkiliyor. Yeni bir senfoni ya da üvertür duyunca kendimi o eser tarafından tutsak edilmiş gibi hissediyorum’’ diyordu..

HANDEL Almanya’da doğdu, İtalya’da gelişti ve İngiltere’de şana şöhrete ve paraya kavuştu. Hem cerrah hem de berber olan babası oğlunun müzisyen olmasını hiç istemiyordu. Handel evden kaçtı ve kiliselerde org ve klavsen çalmaya başladı. 25 yaşına gelince de Londra’ya gidip Britanya vatandaşlığına geçti ve İngiltere’nin en ilgi gören kişileri arasında yer aldı.

BACH ailesinin kökeni 1561 yılına, Hans Bach’a kadar iniyor. Bizim yoğun olarak bildiğimiz Johann Sebastian Bach ise 1695 doğumlu yani bilinen en eski Bach’dan 124 yaş küçük. İşin ilginç yanı Johann Sebastian Bach, ailenin 32. müzisyen bireyi. Ailenin ilk müzisyen bireyinin Hans Bach olduğu varsayılıyor. Johann Sebastian Bach değirmenci olan büyük büyük dedesinin bugün pek rastlanmayan besteleri için şöyle diyor “Rüzgarın çıkardığı sesi öylesine güzel işlemiş ki, iddia ederim öğüttüğü un müziği kadar güzel değildir’’.

PURCELL İngiltere’den ender çıkan bestecilerden biri. Ölümü ise hayli ilginç. Geceleri sadece saat onbire kadar evden çıkmasına izin verilen besteci yağmurlu bir gecede eve daha geç dönünce eşi tarafından içeri alınmamış ve yağmur altında bekleyerek soğukalgınlığından ölmüş. Purcell özellikle Kuzey Afrika ve Doğu temalarını da işledi. Hatta Gordiyon Düğümü adlı bir de senfonik şiir besteledi.

bütün anlarınızın, yaşamın boşluğu içinde değil notaların hoşluğu içinde geçmesini dileriz.
klasik müzik sevenler.





buyrun siz devam ediniz.

Düzenleyen - Alpay Tarih: 05/02/2006 10:55:54


Nejat Levent isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-05 -2006   #2 (permalink)
Profil
GeneL Moderator
 
Nejat Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyeliği: 08-12-2005
Şehir: Freiburg, , Germany.
Mesajlar: 7,743
Teşekkür Etmiş: 116
Teşekkür Almış: 343

Sponsor
Standart Klasik Muzik Sevenler Buraya


Sevgili Klasik Müzik Sevenler,

Bu bölümde klasik müzik tarihinden belki mizah değil ama, zaman zaman yüzlerde bir gülücük yaratacak, zaman zaman hoş bir anıyı canlandıracak, zaman zaman da duygulu bir an yaşatacak gerçek olayları bulacaksınız... Bu bölüm, bizi burada buluşturan insanların hayatlarından kesitler sunacak ve sizlerin katkıları ile gelişecektir.



ROSSİNİ hem eserleri hem de yaşantısı ile ilgi çeken bir besteci. Bir konser öncesi salona girerken bir bayan koşarak yanına gelmiş ve “Sinyor ilk kez sizin aryalarınızı seslendireceğim ve çok korkuyorum’’ demiş. Ünlü bestecinin yanıtı kısa olmuş : “Ben de...’’

SCHUBERT ünlü Bitmemiş Senfonisi için bir dostuna şunları söylemiştir’. “Dostum bu eseri dinlerken gözlerinin önünde sağlığı asla düzelmeyecek, parlak ümitlerinden hiçbiri gerçekleşmeyecek, ve hayatı yarım kalacak bir insanı canlandırmalısın”. Bitmemiş Senfoni yıllarca hatta yüzyıllarca belleklerde bir soru olarak kalmıştır. Hatta 1920 yılında New York’da senfoninin bitirilmesi için bir yarışma açılmış ancak yarışmayı kazanacak nitelikte yapıt bulunamamıştır.

SMETANA onbir çocuklu bir ailenin çocuğu idi ve yaşamı zorluklar içinde geçti, ölümü ise oldukça acıklı oldu. Smetana çocukluğunda kendine Mozart’ı örnek almıştı. Hatta anı defterinde, ölümünden sonra daha çocukluk günlerinde yazdığı şu nota rastlandı. ‘’Kompozisyonda Mozart, teknikte ise Liszt olmak istiyorum.’’

BRAHMS müzik dünyasının bu asık suratlı devi, Beethoven’e özel bir hayranlık beslemiştir. Hatta dönemin müzik otoriteleri Brahms’ın birinci senfonisi için “Eğer Beethoven onuncu senfonisini yazsaydı, işte böyle birşey olurdu’’ demişlerdi. Brahms bir de Schumann’dan etkilenmişti. Schumann’a yazdığı bir mektupta “Senin müziğin de beni tıpkı Beethoven’ın müziği gibi etkiliyor. Yeni bir senfoni ya da üvertür duyunca kendimi o eser tarafından tutsak edilmiş gibi hissediyorum’’ diyordu..

HANDEL Almanya’da doğdu, İtalya’da gelişti ve İngiltere’de şana şöhrete ve paraya kavuştu. Hem cerrah hem de berber olan babası oğlunun müzisyen olmasını hiç istemiyordu. Handel evden kaçtı ve kiliselerde org ve klavsen çalmaya başladı. 25 yaşına gelince de Londra’ya gidip Britanya vatandaşlığına geçti ve İngiltere’nin en ilgi gören kişileri arasında yer aldı.

BACH ailesinin kökeni 1561 yılına, Hans Bach’a kadar iniyor. Bizim yoğun olarak bildiğimiz Johann Sebastian Bach ise 1695 doğumlu yani bilinen en eski Bach’dan 124 yaş küçük. İşin ilginç yanı Johann Sebastian Bach, ailenin 32. müzisyen bireyi. Ailenin ilk müzisyen bireyinin Hans Bach olduğu varsayılıyor. Johann Sebastian Bach değirmenci olan büyük büyük dedesinin bugün pek rastlanmayan besteleri için şöyle diyor “Rüzgarın çıkardığı sesi öylesine güzel işlemiş ki, iddia ederim öğüttüğü un müziği kadar güzel değildir’’.

PURCELL İngiltere’den ender çıkan bestecilerden biri. Ölümü ise hayli ilginç. Geceleri sadece saat onbire kadar evden çıkmasına izin verilen besteci yağmurlu bir gecede eve daha geç dönünce eşi tarafından içeri alınmamış ve yağmur altında bekleyerek soğukalgınlığından ölmüş. Purcell özellikle Kuzey Afrika ve Doğu temalarını da işledi. Hatta Gordiyon Düğümü adlı bir de senfonik şiir besteledi.

bütün anlarınızın, yaşamın boşluğu içinde değil notaların hoşluğu içinde geçmesini dileriz.
klasik müzik sevenler.





buyrun siz devam ediniz.

Düzenleyen - Alpay Tarih: 05/02/2006 10:55:54


Nejat Levent isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-05 -2006   #3 (permalink)
Profil
***MüziK***
 
orates - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyeliği: 07-27-2005
Şehir: edirne, merkez, Turkey.
Mesajlar: 562
Teşekkür Etmiş: 0
Teşekkür Almış: 0

Sponsor
Standart

bach özellikle klavyelı calgılarda devam etmıstır aslında kokenına baktıgımızda piyanist deıl bır klavyecı oldugunu goruyoruz ama bunu soylemelıyımkı bach ın eserlerı dıger bestecılerın yanında hıc kalır bach tek ceker..bu arada sıtede eksık olan buydu tesekkur ederız...



orates ` Diyorki: sayg?lar sevgiler
orates isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-05 -2006   #4 (permalink)
Profil
***MüziK***
 
orates - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyeliği: 07-27-2005
Şehir: edirne, merkez, Turkey.
Mesajlar: 562
Teşekkür Etmiş: 0
Teşekkür Almış: 0

Sponsor
Standart

her turlu klasık muzıkte sorulacak sorulara acıkım nota arsıvımıde sızlere acıyorum her turlu nota klarnet cello piyano viyola keman...ama klasik notalar....sevgıler saygılar



orates ` Diyorki: sayg?lar sevgiler
orates isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-05 -2006   #5 (permalink)
Profil
GeneL Moderator
 
Nejat Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyeliği: 08-12-2005
Şehir: Freiburg, , Germany.
Mesajlar: 7,743
Teşekkür Etmiş: 116
Teşekkür Almış: 343

Sponsor
Standart


beethowen

ludwig van beethoven 1770-1827

(16 aralık (?) 1770’de bonn’da doğmuş 26 mart 1827’de viyana’da ölmüştür).

gariptir ama, büyük şahsiyetler günümüze ne kadar yakın olursa, hayatları bize o nispette efsanevi görünmektedir. beethoven hakkında da o kadar çok fıkra, rivayet ve romanvari hikayeler söylenmiştir ki, onun asıl şahsiyeti ve karakteri, edebi hayalperestliğin keşif perdesi altında kaybolmuştur. sevgiden doğan bir ihtimamla ve hiçbir emekten çekinmeksizin en ufak teferruata kadar yapılan yorucu ilmi araştırmalar, onun hayatında meçhul kalan bütün hususları aydınlatmışsa da bu durum hala devam etmektedir. hala harikulade güzel bir eser olan sonata quasİ una fantasİa hakkında ay işiği ile ilgili hayaller kurulur, “kaybolan kuruş yüzünden duyulan hiddetin“ gürültülü tasviri yapılır ve hala “titan“ beethoven’dan söz edilir. yaşama sevincini tattığı bonn’da geçen çocukluk hayatı bile, mutad olarak anlatıldığı tarzdan farklıdır. o sırada, müzikli piyesleriyle tanınan neefe beethoven’in başta gelen hocası oldu ve onun dikkatini bach’ın eserleri üzerine çekti. böylece beethoven’in gerek tabiatı, gerekse besteciliğinin temeli bu gençlik çağında atıldı. renania halkına mahsus canlılığını hiçbir zaman kaybetmedi. bonn’da kendisini gören haydn’ın tavsiyesi üzerine mozart’ın talebesi olmak gayesiyle viyana’ya gitti. fakat annesinin ölümü bu teşebbüsün gerçekleşmesine engel oldu. İkinci defa viyana’ya gidişinde ise mozart ölmüştü. haydn genç beethoven’e rehber olmak vazifesini üzerine aldı. lakin onun asıl hocası, füg tekniğiyle anılan albrechtsberger oldu. beethoven’e ren sahilindeki memleketine bir daha dönmek nasip olmadı; viyana’da kaldı. tabiati haliyle insanlar arasına katılmayı ve hoş sohpetliği seven beethoven’in hayatta yalnız kalması, önüne geçilemeyeceği anlaşılan sağırlığının gittikçe artması ve babalık yaptığı yeğeni yüzünden duyduğu derin üzüntüler hayatı üzerine bir gölge teşkil ediyordu. fakat yaratıcılığı ile kendini insanlığa karşı borçlu ve vazifeli sayan beethoven, bir zaman için kafasında beliren hayatına son verme düşüncesinden kendini uzaklaştırdı. bu hareketi, onun asil tabiyatlı olduğunu ifade eder. o yüzdendir ki, büyük bir mesuliyet duygusu içinde fikri ve ahlaki prensiplerinden bütün hayatı boyunca hiçbir zaman ayrılmamıştır. heİlİgenstadt vasİyetnamesİ diye anılan yazısı bunu ispat eden bir vesikadır. beethoven’in bu karakterini eserleri aksettirmektedir. çünkü onun sanatı, şahsi itiraflarının tesiri altındadır. onun sanatı ile, xix. yy’ın başlangıcına rastlayan yeni bir devrin kapısı açılmıştır. bu dönüm noktasında, mevcut nizamdan ayrılan, yeni bir nizam arayan insan tek bir fert olarak tanrı, zaman veya keder dediğimiz kuvvetlerin karşısına kendi iddia ve sorularıyla çıkıyor. bu gidişin derin izlerini taşıyan asrın sanattaki ifadesinin esasını, büyüklüğünü ve trajik mahiyetini doğru olarak anlamak istiyorsak, bu keyfiyeti iyice göz önünde tutmalıyız. beethoven’in tarihi durumunu da bu gidiş tayin etmiştir. haydn’ın sanatı, sosyal bir topluluk ve nizam içinde kökleşmiş bulunuyordu. beethoven’in sadece 9 senfoni yazması bile bu durumu açıkça göstermektedir. bunlardan bilhassa ikisi (biri onun tabiata bağlılığının delili olan 6. pastoral senfonisi ve diğeri, schiller’in “neşeye od’unu“ bitiş korosu olarak kullandığı 9. senfonisidir) kendinden sonraki gelişme sahasını ihata etmektedir. piyanonun yeni ifade imkanlarının keşfi (mesela piyano sonatlarında), yaylı sazlar kuvartetlerinin developman kısımlarında yeni şekillendirme unsurlarının ihdası, çok sayıda kontrpuvan tekniğinden faydalanan son eserlerinde beliren yeni form prensipleri etrafındaki teşebbüsler, müzikle büyük insani ve yapıcı fikirlerin birleştirilmesi gibi hareketler, yaratıcı yeni bir ışık altında gösteren unsurlardır. bizce onun büyüklüğünü ve yüceliğini katiyetle tayin eden, umumi rağbete mazhar olan popüler eserlerden ziyade, çağdaş taraftarlarının bile anlamayarak reddettiği ve bizim de kısmen henüz çözemediğimiz “son“ beethoven devrinin eserleridir. o zamanki beethoven, haydn’a yakın olan ilk yaratma devrinin çekici güzelliğini terkederek, eskiden beri “orta devir“ denilen meşhur sonat, senfoni ve oda müziği eserlerindeki trajik ve şiddetli ifade tezahürlerinden sonra, vakitsiz gelen ihtiyarlığın saf ve halis ifadesini bulmuştu. beethoven, ahlaki olgunluğunu ve insanlığı eserlerinde dile getirmiş bir sanatkardı. şair e.th. a. hoffmann, çağdaşı beethoven için “romantik“ tabirini kullanmıştı. beethoven’in açtığı asrın bütün yaratıcı sanatkarlarının onu örnek alarak hareket ettiği düşünülürse, hoffmann’ın bu tabiri yanlış değildir. schubert’ten bruckner’e, schumann ile brahms’tan reger’e, berlioz ve liszt’ten strauss’a kadar uzayan, wagner ve pfitzner’de, hatta nihayet bartok’da şekil alan bir gelişme bu beethovencİlİk’te toplanabilir ki, sanatlar arasındaki sınırları aşarak aynı asrın genç şairlerini de coşturmuş ve yaratıcı hamlelerle teşvik etmiştir. böylece beethoven’in kendi şahsiyetinde pek manalı bir şekilde nöbet değiştiren iki devir arasında mutavassıt bir mevkide bulunmaktadır.

buyrun devam edin.


Nejat Levent isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Etiketler
buraya, klasik, müzik, sevenler



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ismail yk sevenler buraya silaa MD (alt yapı ) 3 06-29 -2008 16:39
Klasik müzik tarihi Nejat Levent Klasik Müzik Bölümü 3 02-03 -2007 16:05
klasik müzik tanımı piyanist__omer YAMAHA 3 01-15 -2007 17:39
Klasik müzik Terimleri Sözlüğü Admin Klasik Müzik Bölümü 5 12-04 -2006 23:26
Turk Rock Sevenler Buraya Nejat Levent Serbest KonuLar 3 02-22 -2006 15:16

Populer Etiketler
WEZ Format +3. Şuan Saat: 17:45.


Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0 ©2007, Crawlability, Inc.