Müzik ProgramlarıMüzisyen piyanist ve ihtiyacı olan arkadaşlarıza çeşitli müzik programları hakkında destek için açılmıştır.
(Ses kayıt programları midi edit programları sample programları)
Sitemizden indirdiğiniz program destek hattı ( telif Gerektiren program crack serial eklenemez. ban sebebidir.
müzikte en çok merak edilen,en fazla önem taşıyan,bir müziği müzik yaptığı kadar,bilinçsizce yapıldığı takdirde müzikliktende çıkartan,çalışmanın en son aşamasıdır mastering.
masteringde mixaj kadar bir beceri ve hüner gerektiren,mühendislik isteyen bir sanattır.herkesin,hatta ve hatta "ses mühendisliği" bilmeyen kişilerin haddine değildir mastering yapmak.kimsenin şevkini kırmak,bu işlerden soğutmak veya kırmak istemem.
<b>mastering:</b> mastering'in amacı farklı seviyelere ve tonlara mikslenmiş şarkıları bir albümde bir araya getirirken miksajlar arasındaki seviye ve tonlama farklarını mümkün olduğunca ortadan kaldırıp dinleyiciye kulağı rahatsız etmeden baştan sona uyumlu bir havada bir albüm dinleme zevkini yaşatmaktır.
mastering miksaj bittikten sonra yapılan bir işlem olup multiband kompresyon, stereo imaj denge kontrolü, parametrik ve grafik eq tonlama, ilave reverberasyon ve normalizasyon gibi aşamalar içerir.
miksajı yapanla mastering'i yapan kişinin aynı şahıs olmaması ısrarla önerilir. sebebine gelince:
miksi yapan şahıs şarkılar arasında bir genel hava dengesi yapmaya çalışırken olaya o âna kadar hiçbir katılımı olmamış birisi kadar objektif olamaz. o yüzden miksajcılar asla mastering'e girmezler. hepsinin tarzını beğendiği ve uyumlu çalıştığı bir mastering mühendis tanıdığı vardır, miksleri yaptıktan sonra master bantları olduğu gibi götürür mastering mühendisleri kimse ona teslim ederler. gerisine de karışmazlar.
bir şarkı her yeni bir albüme konduğunda yeniden master edilir. dolayısı ile miksajı bitmiş bir şarkıyı esas albümüne koyarken bir mastering'e tâbi tuttukları gibi, aynı anda başka bir toplama (compilation) albüme de koyuluyorsa aynı miks başka bir mastering'e tâbi tutulur. zira her iki albümde yer alan şarkılar birbirlerinden farklı olduğu için mastering esnasında gözönüne alınması gereken kriterler de değişebilir. her albüm kendi içinde bir bütündür.
o yüzden bir şarkıyı iki farklı toplama albümden dinlerken kulağınıza gelen şarkı havasında hafif bir farklılık hissetmeniz doğaldır, sebebi budur.
farklı amaçlara yönelik farklı miksaj ve masteringler yapılabilir. örnek vermek gerekirse:
diskolarda veya konser organizasyonlarında kullanılan profesyonel pa sistemlerinde veya high-end denen çok pahalı hi-fi sistemlerinde kullanılan hoparlörler 30-35hz'e kadar inen titreşimleri sese çevirebilecek özelliktedir. oysa evlerde yaygın olarak kullanılan müzik seti cd player vb. ses sistemlerinin inebileceği en alt sınır 70-80 hz civarıdır. dolayısı ile ucuz sistemlerde çalındıklarında bu frekansların altındaki titreşimler istedikleri kadar kuvvetli olsunlar asla kulağımıza ulaşamazlar, zira kullanılan hoparlörler ve kabin tasarımları o kadar geniş aralıklı ve hassas değillerdir. ancak bu titreşimlerin sese çevrilememesi, sistemin o titreşimlerle mücadele etmeyeceği anlamına gelmez. sistemden dışarı atılamayan bu titreşimler sistemi yorar ve boğarlar (mesela durup dururken çıkış katını ısıtırlar).
o yüzden genelde tüketiciye satılan cd'lerde kullanılan master'lara ayrı, dj'lerin ilgi gösterdiği vinyl plakların basımında kullanılan master'lara ayrı mastering yapılır. hatta modülasyon/demodülasyon esnasında uğradığı doğal kompresyon ve uç frekans kesintilerini tazmin etmek için radyolara gönderilen kopyalara bile ayrı miks ve mastering yapılır.
bütün olay insan beyninin sesleri nasıl algıladığında biter. mesela normalde elinizdeki sistem 80hz'in altındaki dip basları veremiyor olsa bile, bir kayıdın içindeki bas frekansların çıkardığı harmonikleri kuvvetlendirerek ya da o dengelerle oynayarak dinleyicinin kulağında sanki çok dip frekanslar duyuyormuş izlenimi yaratmak mümkündür. o sayededir ki bazan radyo bile dinlerken bazı tür müziklerde dip baslar inanılmaz belirgin ve güzel gelir. onun sebebi radyonuzun o kadar alt frekanslara cevap verecek kadar kaliteli olması değil, miksaj ve mastering aşamalarında yapılan ufak harmonik ayarlamalarının sizin beyninizde öyle bir halisünasyon yaratmasıdır. yoksa taşıyıcı dalgaların ve kullanılan modülasyon tekniklerinin getirdiği sınırlamalardan dolayı radyo yayınlarında 90-100hz'in altındaki titreşimler genellikle hoparlöre dahi ulaşamadan yok olur gider
belirli bir frekanstan ve onun uyumlarından (harmoniklerinden) oluşan,bir nota ile belirlenebilen veya pek çok uyumsuz gürültülerden ibaret her titreşim bu terimle ifade edilir.buna göre,belirli hava molekülleri ve titreşimleri ile insan kulağını uyaran fiziksel olaya ses denir.
frekans
ses dalgalarının bir saniye içerisindeki tekrar (devir) sayısına frekans denir.frekansın birimi (hz)hertz'dir.İnsan kulağının duyabileceği seslerin 20hz ile 20khz arası olduğu,bu frekansın altındaki veya üstündeki seslerin insan kulağı tarafından duyulmadığı düşünülür.frekans genel tablosu aşağıdaki gibidir:
çok kalın sesler i----------i 16hz - 100hz
orta kalın sesler i----------i 100hz - 400hz
orta sesler i----------i 400hz - 1600hz
İnce sesler i----------i 1600hz - 6400hz
çok ince sesler i----------i 6400hz - 20000hz
hertz terimi binli rakamlar ile katlandıkça "hertz-kilohertz-megahertz-cigahertz" olarak ifade edilir.
örneğin: 20000hz=20khz(kilohertz)
desİbel
algılanan ses şiddeti yada gürültü şiddetinin birimidir.duyulanma,uyarmanın logaritması ile değiştiğinden,ses şiddetide db cinsinden logaritmasal olarak değişir.örnek vericek olursak,bir gürültü kaynağı bllir bir uzaklıktan,bulunduğunuz yerde 50db olarak duyuluyor ise,aynı koşullarda ve aynı güçte :
2 gürültü kaynağı 53db
4 gürültü kaynağı 56db
8 gürültü kaynağı 59db
-düzeyinde bir algılamaya neden olur.desibelin hesaplanması çeşitli formüller ile yapılır.
ses basinç düzeyİ
titreşen hava molekülleri ya da bu titreşimlerin neden olduğu ufak hava basınçları kulak zarını uyarır.duyulanma,uyarmanın algoritması gibi değiştiğinden,algılanan ses düzeyide bununla doğrudan bağlantılı olarak değişir.bu logaritmasal büyüklüğe ses basınç düzeyi denir.birimi desibel (db) dir.
gürültü(noise)
aralarında herhangi bir uyum olmayan ve pek çok frekanstan oluşan sese gürültü denir.bir başka değişle "tek bir nota ile taklit edilemeyen" seslerdir.bu terim "yapı akustiği"nde,istenmeyen ses olarakta kullanılır.bu anlamda örnek vericek olursak;çok uyumlu notalar ve harmoniklerinden oluşan bir müzik,telefonla konuşan biri için gürültü niteliği taşır.
beyaz gürültü(white noise)
İçerdiği tüm frekanslarda aynı enerjiyi taşıyan gürültüye beyaz gürültü denir.bu gürültünün spektrumu,frekans eksenine paralel bir doğrudadır.
pembe gürültü(pink noise)
ses her bir oktav yükseldiğinde frekansı iki katına çıkar.mesela 50hz'nin bir oktav üstü 100hz'dir.400hz'nin bir oktav üstüde 800hz'dir.buradanda anlaşılacağı gibi frekans yükseldikçe oktav aralıklarında daha fazla frekans bulunur.beyaz gürültüde her frekansta eşit enerji vardır ama oktavda eşit enerji yoktur.beyaz gürültüde yüksek frekanstaki oktav aralıkları daha çok enerji içerir.pembe gürültüde ise,akustikte bellibir biçimde belirlenmiş olan tüm oktav aralıklarında eşit enerji vardır.yani alçak frekanstan,yüksek frekansa doğru,frekans başına düşen enerji giderek azalır.
bu yazıda özellikle amatör ve yarı profesyonel sınıfına giren seskartlarında dikkat edilmesi gereken başlıca özellikleri anlatacağım.
giriş/çıkış özellikleri ?
kartların giriş/çıkış özellikleri başlıca 3 gurupta toplanır,analog,dijital ve midi.
analog ?
bu giriş/çıkışlar seskartlarına line/mic gibi yöntemlerle giriş/çıkış yapmada kullanılır.kartların açıklamalarında verilen bilgiler önceki senelerle mukayese edildiğinde yanıltıcıdır,eskiden üreticiler sadece analog kanalları baz alarak 8/8,16/16 gibi model rakamları verirlerdi artık bu 3 gurubu toptan sayarak veriyorlar örneğin m-audio firewire 1814 modelinde 8 analog giriş 4 analog çıkış bulunur gerisi dijital ve midi giriş/çıkışları simgeler yani çok kanalları kart alırken model numaralarına aldanmamak gereklidir.
kaç kanal analog giriş olmalı ?
bu tamamen kartın kullanım amacıyla orantılıdır.aynı anda birden fazla enstrüman kayıt edilecekse,kayıtta 4-5 mikrofon kullanılacaksa kartınızın 4-8 girişe sahip olması gereklidir profesyonel bir ortam içinse minimum 8-16 civarı giriş olmalıdır.eğer evde hücum kayıt yerine (aynı anda çoklu kanal kaydı) gitar + şan gibi 1-2 kanal gerektiren kayıtlar yapacaksanız bu girişlere ihtiyacınız olmayacakdır,bu durumda çok kanallı kartlara ekstra ücret ödemek de hata olur.
kaç kanal analog çıkış olmalı ?
bu çıkışlar kayıt esnasında enstrümantalist ve vokalistlere monitör amaçlı kullanılabilir,her kişiye verilecek kulaklık için ayrı bir çıkış gerekir çoklu çıkışın amaçlarından biri budur.diğer bir kullanım şekli ise kayıtların miksinin harici bir mikser üzerinden yapılması içindir bu durumda kayıt kanallarının ayrı ayrı miksere gönderilmesi görevini bu çıkışlar üstlenir.bu durumda eğer mikserden miks yapmak istiyorsanız veya profesyonel bir kayıt yapmak istiyorsanız bu çıkışlar gereklidir aksi takdirde miksi bilgisayarda dahili olarak programlara yaptıracaksanız çoklu çıkışlara da ihtiyacınız yok demekdir.
dijital ?
kartın harici dijital anfi,kayıt aleti,başka bir seskartı gibi aletlerle sayısal veri iletişimi için kullanılır.bunlar adat,aes-ebu,s/pdif gibi farklı yöntemlerdir.adat alesis'in geliştirdiği ve hala kullanılan harici çok kanallı kayıt cihazıdır eğer elinizde bir adat varsa ve kayıtları seskartına/seskartından yollamak/almak istiyorsanız bu özellik olmalıdır.aes-ebu da daha çok sampler'larla iletişimde kullanılır,s/pdif ise içlerinde en yaygın olanıdır özellikle dijital anfilere kayıpsız ses iletme amaçlıdır.
midi ?
klavyenizi (org/keyboard) ve midi destekli aletlerinizi bilgisayardan kontrol etme amaçlıdır bu sayede çaldıklarınızı midi mesaj olarak kayıt edebilir gitar efekt aletlerindeki tonları aktarabilir veya değişkenleri/patch'leri kontrol edebilir/değiştirebilirsiniz.
bit/hertz ?
bit sayısal kodlama çözünürlüğü,hertz frekans sayısını belirtir.bu değerler ne kadar yüksek olursa mantıken daha temiz kayıtlar yapılabilir.günümüzde maksimum 32bit float/192khz kartlar bulunmaktadır lakin 32bit teknolojisinin pratikde aslında 24bit'den pek farklı olmadığı yönünde söylentiler vardır.bugün bir kart alınacaksa minimum 24/96 desteği olmalıdır.yeni yeni yayılmaya başlayan 24/192 teknolojisi pratikde henüz emekleme aşamasındadır çünkü bit/hertz ne kadar yükselirse dosya boyutları o oranda artmakta ve sistemleri zorlamaktadır geleceği düşünmek adına 24/192 bir kart almak 24/96'dan daha mantıklıdır.
konvertörler ?
kartların analog/dijital (a/d) dönüşümlerini konvertörler yapar.kayıtlarda analog sinyal kartta konvertöre gelir ve sinyal bu çiplerle dijital'e dönüştürülür.bilgisayardan müzik dinlerken ise bunun tam tersi yapılır dijital veri analog sinyale dönüştürülür (d/a).tüm kartların kayıt kalitelerini belirleyen 2 püf noktasından biri bu çiplerdir (diğeri preanfi).
2/2 (2 analog giriş/2 analog çıkış) kartlarda tek (stereo) konvertör bulunur daha yüksek giriş/çıkışlı kartlarda her 2 kanal için birer konvertör vardır.her konvertör tek sinyal işleyebileceğinden çoklu kanal giriş/çıkışı olan kartlarda kanal adedine göre çok sayıda konvertör bulunur bu sayede her kanal birbirinden bağımsız olarak ayrı konvertörler sayesinde ayrı çıkışlara yönlendirilebilir.örneğin elimizde audigy ve motu 24 i/o kartları bulunuyor,audigy ile 2 kanal (mono) kayıt yapıp 2 kanal dinleyebilirken motu ile 24 kanal yapıp 24 farklı kanaldan dinleyebiliriz...kartların kaliteleri/preanfileri gözardı edilirse motu tek başına 12 adet audigy'nin yapacağı işi yapmaktadır.
konvertörlerin teknik anlamdaki üstünlüğünü dinamik sahaları belirler.dinamik saha,o konvertörün algılayabileceği en düşük sinyal demekdir,haliyle ne kadar düşük sinyalleri yakalayabiliyorsa o kadar temiz kayıt yapıyor anlamına gelir.bu değerler db cinsinden ölçümlenerek kartların özelliklerinde belirtilir.günümüzün kartlarında dinamik saha 90-120db arası değişir yani 120db gibi düşük volümlerdeki sesleri yakalayabilirler bu değerlerdeki 3-4db'lik fark bile önemli sayılır.almayı düşündüğünüz kartlarda bu özelliği karşılaştırıp hangisinin mantıken daha iyi kayıt yaptığını anlayabilirsiniz örneğin maya 44 usb 85db,m-audio 192 pci 113db,emu 1820m 120db...yani en temiz kayıdı 1820m yapıyor gibi düşünülebilir.
dinamik saha'nın yüksek olması kesin olarak daha iyi kayıt yapıldığına işaret olmayabilir.konvertörlerin kendilerine has karakterleri vardır bunları anlamak hiç de kolay değildir bu yüzden kulağınıza güvenemediğiniz durumlarda dinamik saha'yı baz almak mantıklı bir yöntemdir.bu değerleri de line ve mic girişlerine göre farklı değerlendirmek gerekir mic girişi olan preanfili kartlarda 5-15db civarında düşük olacakdır.
preanfi ?
preanfi düşük sinyal çıkışlı enstrümanların/aletlerin yeterli sinyal seviyelerine yükseltilmeleri amacıyla kullanılır.mikrofon,elektrogitar,elektrobağlama gibi preanfiye ihtiyaç duyulan kaynaklarda preanfi kullanılmazsa çok düşük sinyal alınır ve bunlar preanfi olmadan ses çıkartmaz ve haliyle kayıt edilemezler.bunun yanında klavye,efekt aletleri gibi kaynakların farklı güçlerde preanfileri bulunur bu yüzden preanfisiz kartlara sorunsuz olarak kayıt edilebilirler hatta preanfisi olan bu aletlerin kartların preanfileriyle kayıt edilmesi yanlışdır,kartların linein girişlerinden kayıt edilmelidirler.eğer mikrofonla kayıt yapılacaksa ve mikser,harici preanfi gibi aletlerle bu sinyal yükseltilemeyecekse alınacak seskartında mutlaka preanfi olmalıdır.
latency ?
gecikme (latency) kartların bilgisayarda/kartta işlenmiş ses verilerinin ne kadar çabuk analog sinyale dönüştürülüp duyacağımız gecikme süresini belirler.günümüzde en basit kartlar bile 2-3ms gecikme ile sesi verebilirler lakin gecikme sadece kartın becerileriyle alakalı değildir.bu durum kartın sürücüleri ve sistemin performansıyla da alakalıdır.birçok kart kendi asio sürücüsünü kullanır ki bu en hızlı sürücüdür,bunun yanında mme ve wdm gibi diğer sürücüler asio'nun 3-10 katı arasında gecikmeli ses verebilirler.gecikme ayarlarındaki sorun sistem ve kartın yetişemediği zamanlardaki ses kesilmeleri ve deformasyon problemleridir.bunun sebebi ses verilerinin kartlara yollanmadan evvel işleniş biçimleridir.örneğin 1-2 kanal kaydın verilen efektlerle 1-2ms gecikme ile düzgün duyulabilmesine rağmen 8-10 kanala çıktığında bozulmaların olmasıdır,bozulmalar kanal sayısı,sanal enstrüman sayısı,efekt sayısıyla doğrudan orantılıdır yani cpu ve ram'e binen yük bu kadar işlemin,bu kadar kısa sürede yapılmasına imkan sağlamıyorsa deformasyonlar kaçınılmazdır.çözüm için ya sistem rahatlatılmalı,az kanal,az enstrüman,az efekt kullanılmalı ya da daha yüksek gecikme ayarlarıyla çalışılmalıdır.
direct monitoring ?
direkt mönitör,seskartına giren sinyalin bilgisayarın cpu tarafından işlenmeden kendi dsp'sinde işlenerek direkt çıkışa verilmesidir.bu sayede a/d konversiyona uğrayarak dijitale dönüşen ses sinyali d/a konversiyonuyla gecikmesiz olarak verilebilmektedir.bu sayede kayda girecek olan sesi gecikmesiz duyabilmemize rağmen sequencer/wave (cubase,logic) programlarındaki efektleri duyamayız.bilgisayarda kullandığımız software tabanlı efektleri (waves,tc) gerçekzamanda kayıt esnasında duyabilmemiz için bilgisayarın cpu'sunun devreye girmesi gerekir bu durumda direct monitoring yapılamaz ve kartın asio,mme,wdm gibi sürücülerinde ayarlanmış gecikmeyle duyulur.gecikmesiz efektli mönitör verebilen kartlarda dsp efekt işlemcileri bulunur bu sayede cpu ve sürücüler kullanılmadan tamamen kart üzerinde işlemden geçen ses gecikmesiz verilebilir.direk mönitör verebilen kartlarda bu özellik "hardware mixer" veya "dsp mixer" şeklinde belirtilir bu özellikler yoksa o kart ancak sinyali cpu'da işleyerek geri verecekdir.
dsp ?
digital sound processing (dijital ses işlemcisi) kartlara direkt mönitör,gerçekzamanda gecikmesiz onboard efekt ve cpu'ya alternatif güç özelliği kazandırmak için kullanılır.dsp tek başına bir işlemci olduğundan bilgisayarın cpu'sunu kullanmaz bu sayede gecikme yapmaz.ucuz kartların çoğunda dsp direkt monitör verme amaçlı kullanılır.bunun yanında daha özellikli kartlarda onboard efektler için de kullanılır örneğin audigy,sblive,emu gibi kartlar dsp sayesinde efekt verebilir,soundfont kullanabilirler (emu için emulatorx platformu).creamware pulsar/scope/xtc gibi kartlar efekt,monitör,kendi enstrümanları ve vst,vsti gibi software efekt ve enstrümanlarını kendi dsp'lerinden kullandırırlar.tüm bunların yanında seskartı özelliği olmayıp sadece dsp gücü sağlayan kartlar da bulunur.bu kartların amacı seskaydı yapmak/çalmak değil müzik yaparken kullandığımız cpu gücünü kendi üzerlerine almakdır bu sayede cpu'yu kullanmadan 2000mhz işlemciye eşdeğer bir gücü bu kartlar üzerinden sağlamak mümkün olmaktadır. (tc powercore,uad)
özetle....
bahsettiğim her özellik fiyat artışı demekdir,özellikle kanal sayısı önemli etkendir.ev kullanıcıları için 24/96-24/192,2 analog giriş/çıkışlı,preanfili ve direkt monitör verebilen 100db civarlarında dinamik sahası olan bir kart yeterli olacakdır.profesyonel uygulamalar için ise 8-16 analog giriş çıkışı,kaliteli preanfileri,110-120db civarında dinamik sahası olan,adat,aes-ebu gibi arabirimleri olan ve genişletmeye müsait (aynı karttan 2-3 adet kullanılabilen) bir kart yeterli olacakdır.