Müzik ProgramlarıMüzisyen piyanist ve ihtiyacı olan arkadaşlarıza çeşitli müzik programları hakkında destek için açılmıştır.
(Ses kayıt programları midi edit programları sample programları)
Sitemizden indirdiğiniz program destek hattı ( telif Gerektiren program crack serial eklenemez. ban sebebidir.
kick'e önce eq ile low frekansları kaldırıp verip sonra kompress ederseniz daha dolgun bir ses elde edersiniz.
bunu sebebi ise low frekansları daha yüksek bir sesi sıkıştırıyor olmanızdır...
diğer türlü olduğunda (önce comp. sonra eq)-> ses diğer kombinasyon kadar sıkı gelmeyebilir. kompresör ayarları çok önemlidir
kicke uygulanacak kompres ile ilgili birkaç şey ekleyebilirim.ama öncelikle compressor'ün tam bir açıklamsını kavrayalım :
compressor :
kompresör, ingilizcesi ile compressor, ses sinyalinin seviyesini otomatik olarak kontrol etmeye yarayan bir cihazdır, girişteki ses seviyesi kullanıcının tayin edeceği bir eşik seviyesinin üzerine çıktığında kompresör bu sinyali yine kullanıcının belirleyeceği bir oranda, hızda ve süreçte kısarak çıkışa verir. girişteki sinyalin seviyesi eşik seviyesinin altına düştüğünde kompresör yine kullanıcının tayin edeceği bir hız ve süreçte devreden çıkar. bu mikserin başında oturup fader'ları ses yükseldikçe aşağı çekmek ve ses normale döndüğünde fader'ları geri eski haline itmek gibidir, tek farkı kompresör cihazı bu işlemi bir insanın yapabileceğinden çok daha hızlı ve hassas olarak yapar.
kompresörün birinci amacı, seviyesindeki iniş-çıkışların dengesizliği sebebiyle bir sesler bütünü arasında belli bölümleri kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya olan bir sesi kontrol altına alıp, sesin dinamik aralığını daraltarak, yani sesin en yüksek seviyesi ile en düşük seviyesi arasındaki farkı sesin karakterine en az zararı verecek şekilde azaltarak, sesin bir bütün içerisinde daha rahat ve istikrarlı bir şekilde duyulmasını sağlamaktır.
burada prensibin anlaşılabilirliği açısından türkçe terminoloji kullanmakla beraber, piyasada mevcut cihazların hemen hepsinin üzerinde İngilizceleri bulunduğundan ilk başlarda türkçelerin yanında parantez içerisinde İngilizcelerini de vereceğim ki bu yazıyı okuduktan sonra cihazın önüne geçtiğinizde nerede neyden bahsettiğimi daha kolay görebilesiniz.
daha önce dediğim gibi, girişteki ses sinyalinin seviyesi kullanıcının belirlediği eşik (threshold) seviyesinin üzerine çıktığında kompresör bu sesi kompresyon oranı (rate) miktarınca kısar. mesela, diyelim ki threshold -10db, rate de 4:1 olarak tayin edildi. bunun anlamı şudur: girişteki sesin sinyal seviyesinin -10db'in üzerine taştığı her 4db'de kompresör bu artışı çıkışa sanki artış sadece 1db olmuş gibi yansıtacaktır, yani girişte -10db üzerine taşan her 4db artış için kazanç ayarında 3db kısılma gözlenecektir. dolayısı ile diyelim ki girişteki sinyal -6db'e vurursa bu çıkışa sanki -9db'e vurmuş gibi yansıyacaktır.
kompresyonun devreye ne kadar hızlı gireceğini atak zamanı (attack time) tayin eder. örneğin eğer attack 50ms olarak belirlenmişse, sinyal eşik seviyesini geçtikten 50ms sonra kompresör ses seviyesini rate miktarında kısmaya başlar.
kompresyonun devreden ne kadar geç çıkacağını da salıverme zamanı (release) belirler. diyelim ki eğer release 300ms olarak belirlenmişse, giriş sinyali eşik seviyesinin altına düştükten 300ms sonra kompresör kazanç düşürmeyi bırakır, kazanç ayarını normale döndürür.
aşağıdaki birinci şekilde sinyalin kompresyona girmeden önceki halini (mavi), ikinci şekilde hard-knee adı verilen keskin kompresyon uygulandıktan sonraki kalini (kırmızı) ve üçüncü şekilde de soft-knee adı verilen yumuşak kompresyonun ileriye bakış fonksiyonu ile beraber (look-ahead) uygulandıktan sonraki halini görebilirsiniz. sinyalin attack ve release bölgelerindeki hareketlerindeki farklılığa dikkat edin.
kompresyon prensibi itibarıyle bir bakıma kazanç kaybı demektir, zira kompresyona uğrayan sesin seviyesi düşer. bu kayıbı tazmin etmek için kompresör cihazlarının çıkış katına make-up gain denen kaybedilen seviyeyi tazmin edici bir post-amplifikatör devresi daha eklenmiştir, dolayısı ile kompresyon esnasında ses seviyesinde diyelim 6db bir zayıflama olmuşsa bu make-up gain ayarı ile tekrar bu 6db kayıbı telafi edip sinyal seviyesini yükseltmek mümkün olur, ama bir farkla: kompresyondan önce sinyalin en kuvvetli noktası ile en zayıf noktası arasındaki fark daha fazla idi, kompresyon sonrasında sinyalin zayıf noktaları önceye göre daha da kuvvetlenmiş ve etkinliği/duyulabilirliği artmış oldu.
kompresyonun müzik yapımında teknik olarak sağladığı faydalar sayısızdır. bunlardan en önemlisi,sesin içinde transient (geçici) denen, ses karakterine büyük bir etkisi olmadığı halde bir anda haddinden fazla yüksek seviyelere ulaştığı için sinyali clipping'e sokan yüksek enerjili ani çıkışları kontrol altına alarak bağımsız sesin toplam müzik arasında daha fazla açılıp duyulabilmesini sağlamak ve birbirlerini bloke etmelerini önlemektir. örnek vermek gerekirse, denemiş olanlar bilir: diyelim bir vurmalı çalgı (davul kiti) kaydettiniz, üzerine başka enstrumanlar da kaydettiniz ve mikslemeye çalışıyorsunuz. ama davul bir türlü müziğin arasında dolgun tınlamıyor, davulun sesini açmaya kalksanız kırmızı clip ışığı yanıp duruyor, sinyal tepelerde distorsiyona uğruyor, sinyali geri çekseniz davul arkada sanki komşu duvara vuruyormuş gibi zayıf kalıyor. siz de nerede yanlış yaptım diye saçınızı yoluyorsunuz. oysa eğer ses dalgalarının oluşum karakteristiğini incelerseniz, özellikle vurmalı çalgılarda membrana ilk vurulduğu ânın hemen arkasından membranın çok kısa süren ama enerjisi darbenin toplamının ortalamasından kat kat fazla seviyeye ulaşıp sönen bir bileşen ürettiğini görürsünüz. İşte sesin o kesintiye/distorsiyona uğrayan kısmı o transient adı verilen bileşenidir. sesin beynin algılayabildiği karakterine çok büyük bir katkısı olmadığı halde müzik yapanların canını teknik açıdan çok sıkar. onu kesmenin en kolay yolu uygun bir ayarda kompresyon uygulayıp kısarak bu ani çıkışları sanki o kadar da büyük enerjili değillermiş gibi çıkışa yansıtmaktır. dolayısı ile, diyelim ki ortalama seviyesi -25db ama transient seviyesi -6db olarak kaydedilmiş bir trampet vuruşunun transient seviyesini uygun bir kompresyon ayarı kullanarak -18 seviyesine çekersek, kompresör cihazının çıkışındaki tazmin edici make-up gain kazanç devresinin yardımı ile sinyalin ortalama seviyesini bir anda -25db'den -10db civarına rahatlıkla çıkartabiliriz, hem de sinyali hiçbir distorsiyona sokmadan. gördüğünüz gibi uygun bir kompresyon kullanımı bize müziğin içindeki enstruman seviyeleriyle daha rahat oynayabileceğimiz bir tavan boşluğu (headroom) verir.
ancak burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir husus vardır ki o da dip gürültüsüdür. kompresörler çalışma prensiplerinin bir getirisi olarak dip gürültüsünü abartırlar. az evvel yukarıda verdiğim trampet örneğini ele alırsak, kompresör kullanarak bir trampet vuruşunun ortalama şiddetini 12db kadar artırırken aynı zamanda o trampet sesiyle beraber sinyale karışıp kaydedilmiş olan gürültüyü de 12db miktarınca yükseltmiş olursunuz. o yüzden çoğu kompresörün hemen girişinde bir noise gate (gürültü kapısı) devresi bulunur ki bu noise gate'in açılıp kapanmasını kullanarak sesler arasındaki sukûnetli bölgelerdeki dip gürültülerini bloke etmek mümkün olsun. vuruşların bulunduğu bölgeye denk gelen gürültülerin zaten önemi yoktur zira o vuruşun şiddeti dip gürültüsünden kat kat daha fazla olduğundan vuruşun altındaki gürültüyü beyin algılamaz, önemli olan gürültüyü sukûnetli anlarda kesmektir.
bu sebeple, henüz daha kayıt aşamasındayken dip gürültüsüne sebep olacak faktörleri en aza indirmek gerekir ki daha sonra miksaj aşamasında başınız ağrımasın.
şimdilik bu kadar, önümüzdeki günlerde kompresyon tipleri (soft-knee/hard-knee, single band/multiband), kompresyondaki metodlar, teknikler, kompresyondaki transparanlığın önemi ya da kompresörün tasarımından gelen bir renklendirmenin avantaja dönüştürülmesi, farklı kompresyon tekniklerinin farklı sesler üzerindeki davranış farklılıklarının incelenmesi ve tecrübeyle sabit bazı püf noktalara gireceğiz, tabii bu zaman alacak, dolayısı ile öyle bunları önümüzdeki üç günde benden beklemeyin.
ayrıca şunu unutmayın: burada yazılanlar bir teknik izahattir. oysa müzik bir sanattır, artistik yanı teknik yanından daha önemlidir, o yüzden müzik yapımında esas kriter " rock müzik için gros pedalda -16db threshold'da 6:1 rate 20ms attack 80ms release iyi gider" den ziyade "kulağına doğru tınlıyorsa doğrudur, yanlış tınlıyorsa yanlıştır" yaklaşımıdır. zira "aman basayım kompresyonu ses seviyesini yükselteyim de beynine beynine vursun" derken aşırı kompresyondan sesin o keskinliğini öldürebilirsiniz de. o yüzden aklınızdan çıkarmayın, en güzelini deneyerek tecrübe ederek bulursunuz.
sidechain bir tür kompresyon tarzıdır. tipik benny bennasi tarzı sound'da duyduğunuz sidechaindir ve pumping effect adı verilen inişli çıkışlı bir ses elde etmenizi sağlar.
aslında sidechain dedikleri olay bir compresyon işleminden çok bir limitleme hatta gate işlemidir. (kişisel görüşüm-en azından yapılacaksa o şekilde yapılmalı)
sidechain'i elde etmek için önce ratio'u yüksek tutup sonra attack'i en hızlı olduğu konuma getirmeniz gerekir. bassline'a ne kadar vurgu koymak istediğinize bağlı olarak relese parametresi de olabildiğince hızlı olmalıdır. relese'i ne kadar hızlı tutarsanız kick'den sonraki bassline notası o kadar vurgulu gelir. bunun sebebi ise çok basit bir mantıktır. kick vurduktan sonra kick sesinin bittiği yerden önce bassline notası girer. böylece kick bassline'nın üzerinde otorite kurar (hehe biraz türk filmi gibi garip anlattım ama bir bakıma demek istediğim kick soundu bassline'ı yutar..etkisiz bırakır)
sidechin için sadece dinlemeniz gerekmektedir. İşinizi kolaylaştırcak hiçbir tip-trick yoktur. autogain vb. işe yaramaz...
forward feed - backward feed (feedback) diye çeşitleri vardır.
aslında sidechaing compression mantığını birçok yerde kullanarak değişik ilginc sonuclar alabilirsiniz mesala bassline-synth yada kick-hats gibi ama günümüzde benassi'nin belkide yaygınlaştırdığı şekilde yani kick-bassline olarak kullanılıyor.
bunu yapmak için piyasada birçok plug-in vst falan var hatta cubase içindeki waves c1 compressor ile bunu yapabiliriz ama ben bundan önce size gerçekten hem kullanımı çok basit hemde çok basarlı olan bir vst göstereceğim bununla üstelik her ortamda yapmanız mümkün vst olduğu için.
vst'nin adı db audioware dynamic processor
kullanımı ise dediğim gibi oldukca basit
bu vst'yi kick kanalınıza koyuyorsunuz ve send kısmını on haline getiriyorsunuz daha sonra bassline üzerinde koyuyorsunuz ve buradada recv kısmını on yapıyorsunuz yani birinde send açık diğerinde recv biri gönderirken diğeri alıyor yani.İşte hepsi bu kadar aslında bundan sonra bir öndinleme yapın ve istediğin rengi yakalayana kadar trash-ratio ve attack gibi ayarlarla oynayın.
şimdi birde bunu cubase'in içinde gelen wavesc1 compressor ile nasıl yapacaz onu öğrenelim.
şimdi sidechain isimli bir "audio-stereo group açalım
gördüğümüz gibi wavesc1 compressorünü bu kanala yükleyelim ve panner üstünde sağ tuşa basıp oradan stereo combined panner'ı seçelim ve panner'ları orta seviyeye getirelim.
görüldüğü gibi iki ayrı kanal açalım ve bu kanalların her birine resimmdeki gibi aynı anda vuran kick yazalım.
yada bir tane yazıp duplicate etsekte olur yani kicklerin seslerinin farklı olmayabilir.
sonra dediğimiz gibi bu kick layerlarını 2 ayrı kanala root edelim ve birinin adını kick diğerinin yani duplicate ettiğimizin adı trigger olsun(kusura bakmayın isimleri resimdekilerin aynısını vermek zorundayım)
burada önemli bir nokta "kick" diye adlandırıdğımız kanalımızı ses kartına "trigger" isimli kanalımızıda daha önceden "sidechain" diye adlandırdığımız gruba gitmesi yada route edilmesi.
bu durumda sadece bir kanal dinleyen kişinin kulağına gidecek diğer ise içeriye sesin dynamiclerini değiştiren bir sinyal göndericek.bir önemli ekte biz yapalım "trigger" isimli kanalın "pan" ayarını tamamiyle sol tarafa çekelim.
şimdi daha önceden yazdığımız basslinemizi ekleyelim.
bu bassline kanalımızın isminide "bass" verelim.
bass kanalını ekledikten sonra şekildeki gibi output'u sidechain grubumuza yönlendirelim ve "pan" barını tamamiyle sağa doğru getirelim.yukarıda hatırlarsanız trigger yani duplicate ettiğimiz kick kanalını sol tarafa almıstık buradada bassline kanalımızı sağ tarafa alıyoruz.bu sayede sidechaining yapılırken kick sol tarafa doğru kısılırken bassline sağ taraftan yükselikcek ve inanılmaz bir etki yapacak.
şimdi yönlendirme işlemlerimiz bitti birazcıkda wavesc1 plug-inini edileyelim.sidechain grubumuzu açalım ve editlemeye başlayalım.
öncelikle alt tarafta bulunan "key mod" kısmını l -> r yapalım. bu olay yukarıda bahsettiğim sağdan sol tarafa doğru azalma ve yükselme olayını yapacak.
aslında bunun dışında yapmanız gereken önemli birşey yok geri kalanı sizin kulağınıza ve zevkinize kalmıs isteğinize göre thresold,ratio ve attack gibi ayarlarla oynayabilirsiniz.
bu olayı benzer şekilde fruity loopsta fruity peak controller ile yapabilirsiniz eğer çok zorlanıp yapamazsanız onunlada ilgili birşeyler yazarız ama dediğim gibi db-audioware ile fruityde cok basit oluyor.
müzik yapmak eskisi kadar kolay değil. İyi ve günceli yakalayan müziği yaratmak istiyorsanız artık ellerinizi sadece bir müzik aletine değil macintosh’a da dokundurmak durumundasınız. peki mac’ler bu konuda size ne kadar yardım ediyor? yazılımları hakkında ne kadar bilgi sahibisiniz? o halde birlikte müzik yapmaya ne dersiniz?
teknolojinin gelişimi birçok alanda olduğu gibi müzikte de inanılmaz bir değişim ve etkileşim yarattı. önceleri sadece analog olarak yapılan müzik teknolojinin gelişimi ile birlikte bilgisayara taşındı. bu sayede birçok müzisyen hem yaratıcılığını perçinledi hem de daha kısa zamanda kaliteli işler üretmeye başladı. bu süreç müzisyenlerin bilgisayarı daha iyi tanımaya çalışmasıyla hız kazandı.
günümüzde artık birçok müzisyen bilgisayarı da işin içine katarak değişik sesler üretiyor, analog tınıları teknolojiyle harmanlıyor. ancak bunu yaparken sadece müzik bilgisi değil, teknik bilgi de ön plana çıkıyor. yani bir müzik parçası için nota bilmek veya enstrüman çalmak yeterli olmuyor. bilgisayardan biraz anlamak yazılımları daha yakından tanımak gerekiyor. hal böyleyken biz de kendi müziğini bilgisayarda geliştirmek isteyenler için rehber niteliğinde bir dosya hazırlamanın doğru olacağını düşündük.
mac ya da pc ne farkı var?
konuya daha yakından bakmadan önce belirtmeliyiz ki müzik yapmak için bir mac’inizin olması önemli bir avantaj. çünkü hiç kuşku yok ki macintosh’unuz varsa ve onda müzik yapmaya niyetliyseniz pc’ye göre daha az sorunla karşılaşacaksınız demektir. pc’de çalışırken hiç beklemediğiniz bir anda sorunlar çıkabiliyor ve yaratıcılığınızın en üst seviyesinde kendinizi teknik sorunlarla boğuşur bir halde bulabiliyorsunuz. bunun yanı sıra mac’te çalışmak inanılmaz bir rahatlık sağlıyor. sistem oldukça basit ve stabil, yönetimi de kolay ve güçlü. dolayısıyla yeni bir bilgisayar alacaksanız mac’leri tercih etmenin ciddi bir faydası olacaktır.
diskoda çal evde üret
mac kullanmanın yararlarını kısaca belirttikten sonra bilgisayarın müzikle raks edişine dair tarihe bir göz atmaya ne dersiniz?
aslında bilgisayarın müzik ile yoğun olarak kullanılması, elektronik müziğin 80’li yıllar sonuna doğru ivme kazanması, popüler olmaya başlaması ve 80’lerin diskjokeylerinin kendi müziklerini tek başlarına yapmaya başlaması ile aynı döneme denk geliyor. bu süreç diskjokeylik kavramının klasik yapıdan çıkıp farklı bir özellik kazanması ile devam etti. öyle ki diskjokeyler bir süre sonra “diskoda çal fakat kendin de üret” söylemini kendilerine felsefe edindiler.
aslına bakarsanız elektronik müzik 80’lerin sonunda öyle birdenbire ortaya çıkmadı. 90’lı yıllarda büyük bir gelişme kaydeden bu müziğin geçmişi insanların dansetmesi kadar eski olmasa da oldukça gerilere gidiyor. elektronik müziği literatürde, 20. yüzyılın başlarına kadar taşımak mümkün. elektronik müziğin sıfır noktası olan 20. yüzyılın başlarında avrupa çoktan endüstrileşmişti, trenler çalışıyor ve üretim olanca hızıyla devam ediyor, deyim yerindeyse dünya yerinden oynuyordu.
elektronik müzik anlam kazanıyor
makinelerin çalışması sırasında çıkan sesler ve insanların işe gidip gelirken kullandıkları saatli kart basma aletlerinin ritmi gündelik hayatların bir parçası olmuştu.
tramvayların çıkardığı seslerin kombinasyonundan ya da egzoz gürültüsü ve aşırı insan kalabalığından kaynaklanan gürültüden rahatsız olmayan, hatta onunla birleşmeyi, bütünleşmeyi tercih eden besteciler, müziği edebiyata ait estetik bir titizlikten kurtardılar. onun yalnızca bir eğlence aracı olduğunu kabul etmeyerek ona hak ettiği ciddiyeti geri verdiler. modern besteciler, kendilerini endüstrileşmiş dünyaya taşıdılar. onlar sıkı sıkıya oluşturulmuş yasalar kadar etkili gürültüden de nasiplerini aldılar.
İlk multimedya kompozisyon
20. yüzyılın ilk yarısında atonal müziğin temsilcisi arnold schönberg ve nonkomformist erik satie “sports et divertissement” çalışması ilk multimedya komposizyonu yarattı. tabii ki metin ve müzik resmin içinde yanyana duran iki parçaydı. 50’li yıllarda karlheinz stockhousen “alle klänge und geräusche sind music-bütün sesler ve gürültüler müziktir” adıyla tümüyle doğal ve sentetik seslerden montajlanarak gerçekleştirilen bir albüm hazırladı. john cage ise, tamamen tesadüflere dayanan eşit bir şekilde kasti olarak değiştirilmiş deforme edilmiş seslerden oluşan bir beste yapmıştı. daha sonra da musique concrète temsilcilerinden pierre schaeffer daktilo tuşları, sirenler ve bir sürü günlük gürültüden besteler ortaya çıkardı. bu bestelerde bugünkü sampling prensibine benzer bir şekilde ses bandı halkaları (loop’ları) üzerine çalışılmıştı.
elektronik müziğin tarihçesine ileriki yazılarımızda da devam edeceğiz. şimdi, 90’lı yılların başıyla beraber daha da önem kazanan bilgisayar kullanımı ile ilgili ipuçlaırını vermeye başlıyoruz.
yukarıda da anlattığımız gibi bilgisayarın müzikle birlikte anılmaya başlaması bu konuyla ilgili insanları bilgisayarı daha yakından tanıma zorunluluğuyla karşı karşıya bırakmıştı. dolayısıyla bilgisayarda hangi sistemi kullanacağınızdan tutum hangi yazılımların ne tür avantajları var bilmek gerekiyor.
hangi sistemi kullanmak gerekiyor?
mac’inizin cpu gücünü belirlemeden önce nasıl çalışacağınıza karar vermeniz gerekiyor. eğer midi file ile çalışacaksanız herhangi orta güçte bir mac fazlasıyla işinizi görecektir. fakat çalışmalarınız audio dosyası ile olacaksa ciddi anlamda güçlü bir bir mac’e ihtiyacınız olacaktır. güçlü bir mac deyince insanun aklına son çıkan mac’ler geliyor. şu an en popüler makinelerden biri olan power mac g4 867 dual processor sizin zevkle müzik yapmanızı sağlayabilir. eğer çok sayıda audio kanal kullanacaksanız daha da güçlü bir modeli tercih etmeye çalışın. dolayısıyla hangi file ile çalışacağınıza karar verirken aklınızın bir köşesinde, bu işleri hangi mac’te yapabileceğinizi düşünmeniz gerekiyor.
gerekli donanım ve yazılımlar
mac’te müzik yapabilmek için gerekli yazılım ve donanımları isteğe bağlı olarak artırmak mümkün. ancak biz iyi müzik yapmak isteyenlere rehber niteliğinde bulundurulması gerekenleri şöyle belirtebiliriz.
donanımlar
ø audio interface (ses kartı)
ø midi (musical instruments digital interface)
ø midi controller (keyboard, drum machine vb.)
ø en az bir çift midi kablosu
ø bir çift speaker ve onları besleyen uygun bir anfi
øİsteğe bağlı olarak ses modülleri
yazılımlar
ø audio ve midi sequencer: cubase, logic audio veya digital performer gibi yazılımları kullanabilirsiniz. daha başka alternatifler olmakla birlikte ilerideki tercihleriniz bunu belirleyecektir.
øsoftware instruments (virtual instruments) soft synths, soft sampler, reason, b4, pro-53, kontact, halion ilk akla gelen oldukça kullanışlı yazılımlar.
ø müzik yapmak istiyorsanız çok sayıda ses duymanız, bu konuda kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. bunun için de nerede olursa olsun etrafınızdaki sesleri izlemeniz haberinde olmanız lazım. ayrıca içinde bol miktarda ses ve ses kaynağının olduğu cd’lerden de yararlanabilirsiniz. bu tarz cd’ler içindeki sample sesler veya looplar yaratıcılığınızı artıracaktır. bir de çeşitli web sitelerinde bu tür kaynaklar yer alıyor.
uygulama aşaması
yazılım ve donanımları da belirledikten sonra yavaş yavaş uygulama aşamasına geçiyoruz. öncelikle amatör ve yarı profesyonel kullanıcılar için yazılımlarla ve uygulamalarla ilgili küçük başlangıç bilgilerine değineceğiz ve hangi yazılımlar ile başlangıç yapılması konusunda ufak ipuçları vereceğiz. elbette bu bilgilerden sonra asıl seçimi siz yapacaksınız. yapacağınız seçim gerçekleştirmeyi düşündüğünüz müzik türü ile mutlaka örtüşmelidir. daha sonra seçtiğiniz türe uyumlu yazılımlar seçecek ve kullanacaksınız.
yeni başlayanlar İçin
eğer müziği bilgisayarda yapma işine ilk defa bulaşıyorsanız öncelikle aldığınız hardware ve software’lerin kullanma kılavuzuna şöyle bir göz atın. her ne kadar çok fazla bilgi edinemeyecek olsanız da en azından şemalar, şekiller ve terimlerle göz aşinalığı yaratacaksınız. bu da ileriki çalışmalarınızda işinizi kolaylaştıracaktır.
öncelikle bir g4 867 dp’nizin olduğunu varsayarsak orta derecede bir ses kartınızın bulunması gerekir ve en azından 2 in 2 out midi interface’a sahip olmanız lazım.
şimdi yapmanız gereken mac’inizi müzik üretebilecek konuma getirmek. bunun için de gerekli ayarları oluşturmanız lazım. ses kartınızı pci yuvasına taktıktan sonra sürücüyü yüklemeniz gerekiyor. sürücü yüklenir yüklenmez makinenizi yeniden başlatıp denetim masasından ses denetimini şeçerek default input ve output ayarlamalarını yapın. bazı ses kartlarının hem apple sound menager hem de asio (audio streaming input-output) sürücüsü vardır. bazılarının ise apple sound menager sürücüleri yoktur ve bunlar yalnızca asio sürücüsüne sahiptir. bu nedenle kartları ses denetim masasında göremezsiniz ve default input/output olarak kullanamazsınız. yalnızca kullandığınız yazılımın audio setup kısmından asio sürücüsünü görebilir ve ses kartını aktif hale getirebilirsiniz. bu işlemi yaptıktan sonra sıra midi (musical instruments digital interface) arayüzünüzün sürücüsünü install edip bir setup ayarı oluşturmaya geliyor. bunun için önce mac os klasikte bir midi menager yazılımına ihtiyacınız var. bu noktada iki yazılım önerebilirim. opcode‘un oms’si (opcode music system) veya motu’nun (mark of unicorn) ücretsiz midi yazılımını tercih edebilirsiniz. ancak oms’nin daha yaygın ve kullanımı kolay olduğunu söyleyebiliriz. interface’i kurup oms’yi yükledikten sonra midi ayarlarınızı yapabilirsiniz. mac os x’te ise böyle bir işleme gerek kalmaz bunun nedeni ise macos x ‘te sistemin kendi içinde bulunan bir audio ve midi menager denetim masası var.
midi interface’i usb porttan mac’inize bağlıyken yüklediğiniz yazılımı (oms) çalıştırıp midi portlarınızı aratıp bir stüdyo düzeneği oluşturduktan sonra artık midi arayüzünüz tüm input ve output’ları ile kullanıma hazır demektir. bundan sonra kullandığınız müzik yazılımının midi setup kısmından midi portlarınızı tanımlayabilir ve her şeyi kontrol edebilirsiniz. dolayısıyla artık audio ve midi olarak sisteminiz yapılanmış duruma geldi.
daha sonraki aşamada ses kartı, midi interface ve midi keyboard’unuz ile birlikte hangi yazılımı kullanacağınıza karar verin. örnek olarak cubase, reason ve herhangi bir softsynth tercih edilebilir. native instruments absynth yeni başlayanlar için uygun bir softsynth olabilir.
cubase sizin audio ve midi kayıtlarınızı, arrangelerinizi, editlerinizi gerçekleştirdiğiniz, yaptığınız mixleri kaydeden ana sequenser yazılımınız olacak. reason hem basit kullanımı hem de içindeki farklı ses modülleri ile ses ihtiyacınızı giderecek ritm yazmanızı kolaylaştıracak ve içindeki kendi sequenseri ile birlikte size çok geniş bir kullanım alanı yaratacaktır. reason öz olarak bir softsynth’dir fakat ben onu bir outboard yazılımı olarak da adlandırıyorum. reason’ı kendi başına kullanabileceğiniz gibi ondan rewire yardımı ile cubase üzerinden birbirine sync ederek de kullanabiyararlanabilirsiniz.
reason üzerinde 2 değişik softsynth (subtractor-malström), 2 sampler (nn19 digital sampler-nnxt advanced sampler), 1 loop player (dr.rex), 1 pattern (step) sequenser (matrix), 1 midi sequenser, 1 drum modül (redrum), 1 mixer (remix virtual mixer), rebirth input machine, 1 hardware interface (midi in device-audio out), 2 band parametric eq ve çeşitli efektler barındırıyor. prensip olarak bilgisayarınızın gücünü göz önünde bulundurarak bunlardan istediğiniz adette açabilirsiniz. ne kadar fazla uygulama açarsanız o derece verimli çalışırsınız ancak bunun için bilgisayarınızın yeterince güçlü olması gerekir. daha sonra da native instruments absynthsi ile içindeki kendi presetlerini kullanabilir ve değişik analog sesler üretebilirsiniz. daha sonra da arpeggio’ları ile melodiler yazabileceksiniz. elbette native instruments ile müzik yaparken en büyük yardımcınız midi keyboardunuz olacaktır. midi keyboardunuz ile reason ve diğer vst (virtual studio technologie - steinberg tarafından yaratılmıştır) enstrümanlarını kontrol edebileceksiniz ve notalarınızı yazabileceksiniz. midi kontroller ismini de verebileceğiniz keyboardunuz aynı zamanda bilgisayarınızı gerçek bir enstrüman gibi kullanmanızı sağlayacaktır.
daha basite İndirgersek...
basit bir anlatımla aslında cubase, reason ve birkaç küçük yazılımla beste yapabilir, şarkı yazabilir, düzenlemelerinizi yaparak kendinize ait müzikler oluşturabilirsiniz. elbette
mp3 yapıp müzik arşivi oluşturmaktan bahsetmiyoruz. çünkü başlangıç aşamasında bile yapabileceğiniz çok şey var. yeter ki yazılımları ve donanımı tanımaya daha çok vakit harcayın. böylelikle müzik zevkinizi kullandığınız yazılımlarla etkileşimli olarak bütünleştirmeyi başaracaksınız ve gerçek anlamda bir müzik parçası yaratmış olacaksınız.
yukarıda bahsettiğimiz şeyler size başlangıç için ilk aşamada bir takım ipuçları sağlayacaktır. zaten biz de ileriki sayılarda sizlere çeşitli detaylar vereceğiz ama bundan daha önemlisi sizler yazılımlarınızı kullandıkça ve kavramaya başladıkça yazılımlarınız ile neler yapabileceğinizi görecek ve kendinize ait küçük püf noktaları bulacak ya da oluşturacaksınız.
burada önemli olan bir noktada hayal gücünüzü kullanmaktır çünkü bir yazılımı iyi bilmek ve kullanmak yeterli değildir. bunun yanında hayal gücünüz de en az onun kadar önemlidir ve bu size seslerle nasıl oynayabileceğinizi gösterecektir. elbette eğer gerçekten özel bir şeyler üretmek istiyorsanız...
yarı profesyoneller
orta seviye kullanıcıların yazılımları seçeceği yazılımlar konusunda birkaç küçük ipucu vereceğim.
bu aşamada en azından bir g4 867 dp’nizin olduğu ve içinde iyi bir ses kartınızın bulunduğunu varsayıyoruz. bunun dışında 8 in 8 out midi interface kullanmak rahatlatıcı olacaktır.
eğer macintosh’unuzda classic sistem (yani 9.2.2) kullanıyorsanız sequenser olarak logic audio veya motu digital performer’ı tercih etmeniz yararlı olacaktır. çünkü bu iki yazılımın da cubase’a göre daha güçlü yanları var. örneğin logic audio, cubase’e göre daha az cpu kullanır. bunun denemesini şöyle yapabiliriz. hem logic hem de cubase’de aynı vst enstrümanlarını aynı adette açarak kanallarımıza yönlendirelim. daha sonra da her iki yazılımda vst performans penceresini açtığımız zaman cpu kullanım oranlarını birbirleri ile kıyaslama olanağını bulacaksınız. açıkça görülüyor ki cubase bu konuda pek başarılı değil. eğer sistem olarak macos x 10.2 jaguar kullanıyorsanız logic’i (5.3 sürümü ve üzeri) cubase sx’i gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz. fakat cubase sx’i klasik platformda çalıştıramazsınız. çünkü mac versiyonu mac os x için yazılmıştır ve unix tabanlı olduğu için daha uyumlu ve güçlü çalışıyor. ayrıca yeni sistem ile birlikte cubase daha stabil bir yapıda oluşturulmuş. bu da klasik sistemde eski cubase versiyonlarında karşılaştığınız problemlerle karşılaşmayağınız anlamına geliyor. diğer bir deyişle artık cubase de bu yeni versiyonu ile diğerleri kadar güçlü bir yazılım konumuna geçti. sequenser yazılımına karar verdikten sonra kendi setup’ınızı oluşturup otomatik olarak yükleme ayarı yapabilirsiniz.
cubase vst (steinberg): başlangıç için kullanımı kolay, fiyatı da oldukça uygundur. fakat fazla cpu kullandığından dolayı gerçek zamanlı çalışmada problem çıkarabilir. ayrıca sadece classic tabanlı olarak kullanılabiliyor. standart gelen pluginlerinin az olduğu yazılım artık üretilmiyor.
cubase sx (steinberg): cubase vst’ye göre genel olarak daha güçlü bir performansa sahip olan cubase sx’in fiyatı da biraz daha yüksek. standart gelen pluginler az. öte yandan video görüntü desteğini sağlıyor. dolayısıyla istenildiği takdirde görüntü ve ses montajı yapılabiliyor.
logic audio (emagic): klasik tabanda kullanılması gereken gerçek yazılımlardan biri olan logic’in avantajı işlemciye yük bindirmemesi, dezavantajı ise fiyatının yüksek olması ve kullanım kolaylığının olmaması. ayrıca birlikte gelen standart plugini de fazla ve kullanışlı.
digital performer (motu): çok iyi bir yazılım fakat özellikle türkiye’de kullancı sayısı az ve fiyatı yüksek. kullanımı zor olan digital performer performans olarak oldukça başarılı. birlikte gelen pluginler kullanmakta tereddüt etmeyeceğiniz bir niteliğe sahip.
son söz
biz elimizdeki donanım ve yazılımları, müzik aletlerini kendi yaptığımız müzik türüne ve bizim ses zevkimize göre belirledik. sizler de ileriki aşamalarda bir ses kartı, ses modülü ya da bir hardware synth alırken büyük bir olasılıkla ses zevkinize göre hareket edeceksiniz. fakat bunu yaparken bile dikkat etmeniz gereken aldığınız aletin mutlaka ve mutlaka size geniş bir kullanım alanı sunması ve diğer aletlerinizle uyum lu olmasıdır. bizim önerimiz kullanmayacağınız veya çok az kullanacağınız bir şeye yatırım yapmamanızdır. çünkü aldığınız her alet bence kendiniz için yaptığınız maddi ve manevi bir yatırımdır. yazı içerisinde de belirttiğim üzere macline’ın önümüzdeki sayılarında müzik ile ilgili konulara devam edeceğiz.
profesyoneller ne kullanıyor?
ben klasik sistemde logic audio (emagic), mac os x’de ise cubase sx (steinberg) kullanıyorum. reason, recycle, rebirth (propellerheads), audio editing ve mastering için spark (tc electronics), prosoniq power bundle (prosoniq) ve peak(bias)’i tercih ediyorum. softsampler olarak exs24 (emagic) kontact ve battery (native instruments) oldukça kullanışlı yazılımlar, bunun yanında softsynth gereksinimi duyuluyor. reaktor, absynth, pro 53, fm7 (native instruments), model e(steinberg), es1, es2, evp8 (emagic), ableton live ve traktor ise kullandıgim diğer yazılımlar.
görüntü ve ses montajında ise steinberg nuendo multiset ses kartı (audio interface) ile birlikte nuendo surround yazılımını tercih ettim ve bence bunlar fiyat performans değerlendirmesine bakıldığında çok çok iyi yazılımlar.
hardware bölümüne geçtiğimizde powerbook g3 333, g4 titanium 667 ve desktop g4 400 (867 dp‘e uprade etmeyi düşünüyorum) kullanıyorum. ses kartı olarak logic audio ile birlikte emagic’in kendi ürünü olan audiowerk 8’i tercih ediyorum. ayrıca yeni nesil kartlardan da nuendo multiset ve creamware powerpulsar’ı (üzerinde kendi dsp chiplerini barındırıyor) tercih ettim. bu kartların her ikisi de 24 bit 96 khz hızında çalışmakla birlikte profesyonel kullanıma yönelik düşünüldüğünde fiyat performans açısından oldukça ekonomiktir.
midi kontroller: phatboy ve tascam u-428, outboard olarak ise emu extremlead ses modülü, novation k-station virtual analog snyth, korg ea1 - er1 - es1, behringer compressor, mixer ve pachbay, akai cd3000xl sampler, sony amplipier, yamaha ns10m ve alesis monitör one yakın dinleme hoparlörü kullanıyorum.
1964 yılında doğan hakan demirler, viyana’da wu vienna üniversitesi’nde ekonomi okudu. viyana’da diskjokeyliğe başlayan hakan arkadaşlarıyla birlikte nurschrec isminde bir plak firması kurdu. geçtiğimiz aylarda “saydam aşk” isimli bir albüm çıkaran hakan, elma bilgisayar’da audio ve video departmanında satış ve teknik destek bölümünden sorumlu.
basit bir stüdyonun fiyat analizi
-powermac g4 867 dp 2399 dolar
-midiman audiophile 24/96 ses kartı 230 euro
-midi interface – midiman 4x4 150 euro
-oxygen8 midi kontroller keyboard (2 oktav) 165 euro
-alesis mk2 (aktif stüdyo hoparlorü) 750 euro
-behringer mixer ub 1204 218 euro
-cubase sx (yazılım) 620 euro
-reason 2.0 (yazılım) 320 euro
-ni absynth (yazılım) 299 euro