Trakya Müzik
Forumdan yeni Başlıklar : super tokat sarması... Tüm arkadaşların dikaktine.. tyros 2 tyros 3 ile takas Günün Fıkrası : Fen Bilgisi Dersi [10.09.2010] korg i30 ile roland exr46 takas selam arkadaslar i30 son fiyat 900 tl satılık korg ix300 Gundem yayli-^ fatih^ referandumda evet mi hayır mı? Anket !!! bas davul atmak Uzun ince bir yoldayim Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun :)) Ramazan Bayramı Namaz Saatleri bayramınız mübarek olsun Yaşar ipek - Ayrılmayalım Md Orjinal Günün Fıkrası : Armutları topluyorum [09.09.2010] Power amfi sıfır kapalı kuru Denizlinin Horazlari-MD reklamlı sayfa
Go Back   Trakya Müzik > Müzik Çeşitleri Ve kaynakları > Müzik Çeşitleri

   
Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Facebook Paylaş
Alt 02-08-2010   #1 (permalink)
Yönetici
 
Berkcik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Üyeliği: 01-01-2006
Şehir: İstanbul
Konular: 276
Mesajlar: 1.249
Teşekkürler
Teşekkür Etmiş: 449
Teşekkür Almış: 1.197

Başarı Gösterimi

Enstrumanım
Or700Tr V.1

Sponsor
Thumbs up Dini Musiki

   
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]



TEMCİD MÜNACATI : Ramazan aylarında teravih namazından sonra müezzinler tarafından minarede, çoğunluk Arapça yazılmış, Allah'tan niyaz ifade eden ve edebiyatta "münacat" adım alan manzum eserler okunurdu.

Birinci kısımda tevhid ve ta'zîm ifade eden Arapça bir münacat, ikinci kısımda bir tek müezzin tarafından çok defa Segah makamında Durak tavrında bir Na'ti Peygamberî (') okunurdu.

Gerek Münacat, gerek Na'ti Peygamberî Durak tavrında usulsüz bestelenmiştir. Üçüncü kısımda ise birkaç müezzin birlikte bir Cumhur İlahi okurlardı.



CUMHUR İLAHİ : Cumhur ilahiler çok defa Evsat, bazan da Devri Hindî usulü ile bestelenmiş ilahilerdir. Bu ilahileri tekkelerde zikir esnasında okunan ilahilerle karıştırmamak gerekir. Zikir esnasında okunan ilahiler, Sofyan, Düyek, Fahte, Hafîf ve Muhammes gibi usullerle Zikir darbına uygun olarak bestelenmiştir. Son kısımda da "İsmi Celal" ve "Hu" sözü tekrarlandıktan sonra "Takabbel minna ya Allah hu Fatiha" den ilerek son verilir.Hatîb Zakirî Hasan Ef.'nin Segâh makamında bestelediği Münacat ve Na'ti Peygamberi ile Evsat usulünde bestekarı bilinmeyen bir Cumhur ilahinin notalarını buraya örnek olarak alıyoruz.



(Örnek nota(1) : s1 - s2 - s3 | (Örnek nota (2) : s1 - s2 | (Örnek nota(3) : s1)

Na'ti Peygamberî ve cumhur ilahilerin çok çeşitli örnekleri varsa da. Ramazan aylarında teravih namazından sonra ve temcid vaktinden önce okunmakta olan münacatın, Hasan Ef.'nin yukarıya aldığımız Segah münacatından başka notaya alınmış başka bir örneğe rastlanmamıştır. Bugün bu tür eserleri bilen ve okuyan müezzinler de kalmamıştır. İstanbul Konservatuarı tarafından yayımlanan Na't, Salat, Temcid ve Durak defterinde, bu münacatın Arak makamına aktarılmış bir örneği vardır. Dr. Subhi Ezgi tarafından notaya alındığı kaydedilen bu eser de — usulsüz bestelenmiş öbür bütün eserler gibi — Durak Evferi adı ile kendilerinin icad ettiği bir usule zorla sokulmuştur. Oysa, usulsüz olarak bestelenmiş ve ötedenberi böyle okunmuş olan bu tür eserlerin Türk musikîsinde örnekleri pek çoktur. Bu eserleri usul içine almakta ve sonuç olarak • güzelliklerin! bozmakta bir isabet görmüyoruz. Ayrıca, eskidenberi Segah makamında okunan bu münacatın. Arak makamına aktarılması da bestekarının arzusuna aykırı isabetsiz bir davranıştır. Gerçi Arak ve Segah makamlarında bestelenmiş eserlerin birbirinin şeddi olarak kabul edilmesinde sonuçta önemli bir değişiklik meydana gelmezse de, bu iki makamın seyir 've çeşnileri farklıdır. Aralıklar aynen korunsa bile, aktarma işi bu yüzden aynı sonucu veremez.



Butonu Lütfen unutmayın

Üyelik-Sözleşmesi-Okuyun
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Ankara Havaları
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Demolarım
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Berkcik-tsm-md-topic-sayfası
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Berkcik-MD-Topic-Sayfası
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Yamaha Bölmünün Tüm Sabit Konuları aşağıda Listelenmiştir.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Berkcik isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için teşekkür edenler
Alt 02-08-2010   #2 (permalink)
Yönetici
 
Berkcik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Üyeliği: 01-01-2006
Şehir: İstanbul
Konular: 276
Mesajlar: 1.249
Teşekkürler
Teşekkür Etmiş: 449
Teşekkür Almış: 1.197

Başarı Gösterimi

Enstrumanım
Or700Tr V.1

Sponsor
Standart

Mİ'RACİYYE : Nayî Osman Dede tarafından bestelenen ve dinî musikîmizin en sanatlı eseri olan Mi'raciyye, Mi'rac gecelerinde okunurdu. Altı bölümden oluşan Mi'raciyyenin her bölümü başka bir makamdan bestelenmiş olup her parçası "bahir" adım alır. Dr. Suphi Ezgi'nin kitabında bu eserin .Türk Darbı usulü ile bestelendiği iddia edilmekte ve notası verilmektedir. Bu nota incelendiğinde bir kısım ölçülerin usule uymadığı görülür. Yazar bunları, "eseri süslemek amacı ile bazı darpların, zamanlarından fazla uzatılmasının adet edinildiği" yolunda esassız bir sebebe dayandırmakta ise de böyle birşey kesinlikle söz konuşu değildir. Eser baştan aşağı Durak şeklinde ve usulsüz olarak bestelenmiştir.

Mi'raciyyenin Neva bahrini biten kalmadığı gibi doğru olarak yazılmış notası da ancak birkaç kolleksiyonda bulunmaktadır. Bu arada Hüseynî bahrinden bazı beyitlerin besteleri de unutulmuş ve kaybolmuştur. Geriye kalan bölümlerinin de bilen ve okuyanları pek azalmış olan bu sanatlı esere ne yazık ki tarihe malolmuş gözüyle bakılabilir. Esasen birer musikî mektebi demek olan tekkelerin kapatılmasından sonra Türk müsikîsinin dinî repertuarım bilenler gitgide azalmış ve tükenmiştir. Okunan örneklerin sayışı da sadece Mevlidlerde okunan bazı ilahilerden ibarettir. Tekkelerin dinî Türk musikîsine çok büyük hizmeti olmuştur. Birçok musikî üstadı birer konservatuar durumunda olan bu tekkelerden yetişmiştir. Bugün dinî eser bestelendiğim görmüyoruz. Bu durum müsikîmiz için büyük bir kayıptır. Eskiden bestelenmiş dinî eserleri doğru dürüst okuyanlar azaldığı gibi rağbetsizlik yüzünden yenileri de yetişmemektedir. Mi'raciyye'nin Osman Dede tarafından nasıl bestelendiğine dair şöyle bir menkıbe de vardır : Çok zamandır böyle bir eser bestelemeği tasarlayan Osman Dede, ömrünün son yıllarında bir ara, Üsküdar Doğancılar'da Nasuhî dergahında misafirmiş. Mi'raciyyenin güfteleri gece rüyasında Nasuhî Ef. tarafından kendisine ilham edilmiş, kendisi de bunları ertesi sabah hemen yazmış. Eser üç gece içinde çeşitli makamlardan altı bahir olarak bestelenmiş ve Berat Kandili'ne rastlayan ertesi gece dergahda ilk defa okunmuş.

Mi'raciyyenin 1. bahri Segah, 2. bahri Müstear, 3. bahri Dügah, 4. bahrî Neva, 5. bahri Saba, 6. bahri ise Hüseynî makamlarında bestelenmiştir.

Neva bahrîni Sultan Mahmud devrinde Hüdaî Dergahı postnişînı Büyük Ruşen Ef.'den sonra bilen kalmamıştır.

1. bahirde Segah'tan başka Bestenigar, 2. bahirde Müstear makamından başka Bayatı ve Maye, 3. bahirde Dügah'dan başka Saba, Çargah, Köçek, Hüseynî, Vechi Hüseynî, Arazbar ve Acem, 4. bahirde Neva'dan başka Nişabur, 5. bahirde Saba makamından başka Hüseynî, Hisar, Buselik ve Şahnaz, 6. bahirde ise Hüseynî makamından başka Gerdaniye, Necid Hüseynî, Buselik, Acem ve Uzzal makamları da gösterilmiştir.

En sondaki Münacat'ta ise Neva, Nişabur. Hüzzam, Köçek ve İsfahan makamları kullanılmıştır. Mi'raciyye her yıl Receb ayının 27. Mi'rac gecesinde başlayıp Ramazan ayının başına kadar Şehzade Camii gibi vakıf tahsisatı bulunan salatin camilerinden başka bazı mevlevîhane ve dergahlarda okunurdu. Eseri, bitişik iki kürsüde yer almalarına itina edilen ve aynı üstaddan meşketmiş iki kişi birlikte okur, kürsülerin altında oturan zakirler de her bahirden önce Mi'raciyyeye mahsus ve usulle bestelenmiş Tevşîh İlahilerini söylerlerdı. Her mısranın sonunda "Sallü'aleyh" denilir ve 6. bahir esnasında Münacata kadar her mısranın sonunda "Minnessalat" dîye terennüm edîlirdi. Münacat esnasında her mısranın sonunda zakirler tarafından "Ikbel ya mucîb" denilir, böylece Mi'raciyye son bulurdu. Münacat okunurken dinleyicilere gülsuyu serpilir, şeker ve şerbet dağıtılır, ayrıca kaynamış süt ikram edilir ve bu iş vakıf yolu ile yürütülürdü.Mî'raciyye'nin notası ne yazık pekaz koleksiyonda bulunmaktadır.


Butonu Lütfen unutmayın

Üyelik-Sözleşmesi-Okuyun
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Ankara Havaları
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Demolarım
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Berkcik-tsm-md-topic-sayfası
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Berkcik-MD-Topic-Sayfası
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Yamaha Bölmünün Tüm Sabit Konuları aşağıda Listelenmiştir.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Berkcik isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-08-2010   #3 (permalink)
Yönetici
 
Berkcik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Üyeliği: 01-01-2006
Şehir: İstanbul
Konular: 276
Mesajlar: 1.249
Teşekkürler
Teşekkür Etmiş: 449
Teşekkür Almış: 1.197

Başarı Gösterimi

Enstrumanım
Or700Tr V.1

Sponsor
Standart

Örnek nota : s1 - s2



NA'Tİ PEYGAMBERİ : Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)'in vasıfları hakkında Türkçe veya Arapça yazılmış manzum eserlerin Durak tarzında (usulsüz olarak) bir kişi tarafından çeşitli makamlardan irticalen okunmasından ibarettir. Okuyanın musikî bîlgisinin derecesine göre tesiri değişir. Na't'ler tekkelerde zikir ayinleri sırasında veya diğer ibadet meclislerinde güzel sesli kişiler tarafından okunur; genel olarak irticalen okunmakla beraber notaya aılnmış örnekleri de vardır.

Örnek : Üsküdarlı Hasan Efendizâde'nin Mahur Na'ti Şerîfi (Örnek nota : s1 - s2 )

Na't'lerin ilahi tarzında usulle bestelenmiş ve dinî törenlerde okunmak üzere hazırlanmış çeşitli örnekleri vardır. Bunlara "ilahi" demek daha doğru olur, çünkü Na't'lerin irticalen ve Durak şeklinde usulsüz okunması adettir. Na't güftelerine "nutkı şerif" (şerefli, mübarek söz) denir; bu deyim dinî eserlerin çoğunda kullanılmıştır.

Örnek : Devri Hindî usülünde Rast Na'ti Şerîf (Örnek nota : s1 )

Bir de mevlevî ayinleri nde okunan Na'ti Mevlana vardır ki güftesi Mevlana Celaleddîni Rumî'nin Dîvanı Kebîr'inden alınmış ve Itrî tarafından Durak tarzında usulsüz olarak bestelenmiştir. Dr. Subhi Ezgi tarafından notaya alınan ve İstanbul Konservatuarınca yayımlanan Dinî Eserler defterinde, öbür usulsüz dinî eserlerde yapıldığı gibi, bu Na'tin de usüle sokularak yazılmış bir notası vardır. Ötedenberi bu Na't Mevlevi dergahlarında yapılan ayinlerde hep usulsüz okuna gelmiş ve zamanımıza kadar böyle ulaşmış olduğu için, usulle yazılmasında isabet yoktur.

Örnek : Neyzen Emin Ef.'den alınan notasını yayımlıyoruz. (Örnek nota : s1-s2-s3-s4)



KUR'ANI KERÎM : Güzel sesli ve musikî bilen aşina bir kişi tarafından her makamdan irticalen ve usulsüz olarak okunur. Tekkelerde, camilerde ve ibadet meclislerinde okunan Kur'anı Kerîm'in çeşitli okunuş şekilleri vardır. Daha çok üstadlar tarafından talebelerine meşk yoluyla öğretilen Kur'anı Kerîm okuma tavrı her hocanın musikî bilgisine göre değişir. Zamanımızda yüksek musikî bilgisi olan hafızlar azalmış olduğundan okunan Kur'anı Kerîm şekilleri eski üstadların taklîdinden ibarettir. En iyi Kur'anı Kerîm okuyanlar İstanbul'da yetişmiş olup en makbul okuma tarzı da İstanbul'daki ünlü hocalardan öğrenilmiştir. ibadet meclislerinde okunan bir sayfadan az Kur'anı Kerîme "Aşrı Şerîf" denir.

Arapça'da "hareke"ler (sesli harfler) üç tane olup bunların A, E, i, U seslilerine karşılık dört okunuş şekli vardır. Türkçemiz'in 1,0, Ö, Ü seslileri için bir harf veya hareke Arapçada yoktur. Bugün dinlediğimiz bazı hafızlar Kur'an okurken Arapça'da bulunmayan bu son dört sesi i harfi de kullanmaktadırlar. (Mesela, "mubin" kelimesin! "mübin" şeklinde okumaktadırlar). Bu türden yanlışlara düşülmemesi için Kur'anı Kerîm okurken aslındaki harekelere özen gösterilmesi tavsiye olunur.



EZAN : Namaz vakitlerin! bildirmek amacı ile günde beş defa belirli saatlerde minarelerden bir veya birkaç müezzin tarafından karşılıklı okunur. Usulü olmadığı için Durak şeklinde ve irticalîdir. Musikî bilgisi az olan müezzinlerin okuduğu ezanlar üstadların taklîdinden ibarettir. Ezan her makamdan okunabilirse de tesir bakımından daha çok dinî müsikîye uygun makamlardan okunması adettir. Ezanın güftesi Arapça olup şekli şudur :

Dört defa "Allahu ekber" dendikten sonra sıra ile ikişer defa "Eşheduenlailaheillallah", "EşheduenneMuhammedenResulAllah", "Hayalessalat", "Hayalelfelah", "Allahu ekber" dendikten sonra bir defa "LailaheillAllah" denilerek son verilir.

Bir 'de Cuma namazında hutbeden önce cami içinde müezzin mahfelinden okunan Ezan vardır ki buna "İç Ezanı" derler. Şekli aynen Ezan gibidir. Sabah namazları için okunan Ezanda "Hayalelfelah" dan sonra iki defa "Essalatı hayrunminennevm" denir.

Örnek : Dr. Alaeddin Yavaşça tarafından notaya alınan Hicaz makamında Ezan örneği. (Örnek : s1 )



KAMET: Ezanın bir de farz namazlarından önce okunan şekli vardır ki buna "Kamet" denir. Ezandan daha hızlı okunmasından ve "Hayalelfelah" dendikten sonra iki defa da "Kametissala" sözünün eklenmesinden başka farkı yoktur.



SALÂT-U SELAM : Ölümlerde cenaze namazının duyurulması için minarelerde bir veya birkaç müezzin tarafından Peygamberimiz adına okunan Sala'dır. Her makamdan usulsüz ve irticalen okunur. Zamanımızda Sala okunması adeti terkedilmiş gibidir. Sala'da okunan Salatu Selam şöyledir :

Bu Salat ve selamın arkasından bazan bir mersiyye de okunur. Bundan başka Cuma ve Bayram namazlarında minarelerde ve müezzin mahfellerinde, cenazelerin önünde, yine Peygarnberimiz için Allah'dan Salatu Selam istemek üzere okunan Salat vardır ki bunların da seması aynıdır. Ancak bunlara bazı dualar, na't ve ilahiler eklenir. Esasen Salatu Selam'ın düzenlenmiş pekçok çeşitleri vardır. Hepsi de Durak şeklinde usulsüz ve irticalen okunur. En kısa ve basit şekli "Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammed" dir



Butonu Lütfen unutmayın

Üyelik-Sözleşmesi-Okuyun
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Ankara Havaları
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Demolarım
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Berkcik-tsm-md-topic-sayfası
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Berkcik-MD-Topic-Sayfası
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Yamaha Bölmünün Tüm Sabit Konuları aşağıda Listelenmiştir.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Berkcik isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-08-2010   #4 (permalink)
Yönetici
 
Berkcik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Üyeliği: 01-01-2006
Şehir: İstanbul
Konular: 276
Mesajlar: 1.249
Teşekkürler
Teşekkür Etmiş: 449
Teşekkür Almış: 1.197

Başarı Gösterimi

Enstrumanım
Or700Tr V.1

Sponsor
Standart

SALATI ÜMMİYYE : Bir de ibadet meclislerinde, Hazreti Peygamber'in mukaddes emanetlerini ziyaret esnasında, mevlidlerde, tekkelerde ve bazı ayinlerde okunan Salatu Selam vardır ki buna "Salatı Ümmiyye" denir. Bu salat diğerlerinden farklı olarak Itrî tarafından Segah makamında ve Usulle bestelenmiştir.

Bu Salat'ın güftesi şudur :

Allahumme salli ala seyyidina Muhammedininnebiyyilümmiyyî Ve ala Alihî ve sahbihî ve sellim

Notasını verdiğimiz bu Salatu Selam dört usulle bestelenmiştir.

1— Aksak Semaî Evferi

2— Nim Evsat

3— Aksak Semaî

4— Aksak Semaî



İstanbul Konservatuarının yayımladığı dinî eserlere ait defterde bu Salatın Hatib Zakirî Hasan Ef. tarafından bestelendiği kaydı ile Semaî usülünde tesbit edilmiş bir notası vardır. Ötedenberi Itrî tarafından bestelendiği bilinen bu Salat'ın Hatib Zakirî Hasan Ef. tarafından bestelendiği Dr. Subhi Ezgi'nin görüşüdür. Üsulünün de Semaî olmadığı, eskidenberi okunan şeklinin bizim verdiğimiz örneğe uygun olması ile bellidir. Zira, Semaî usulü île tesbit edilen notası söylenişe uymamaktadır.

(Örnek nota : s1 )

CUMA NAMAZI ve HUTBE: Cuma'nın ilk sünneti kılındıktan sonra, müezzin gülbank çeker: "Resul-i ekrem ve nebiyy-i muhterem sallellahü tealâ aleyhi ve sellem efendimiz hazretlerinin azîz, pâk, münevver, mutahhar ruh-i şerîflerine salevat-ı şerîfe getirenlerin ahir ve akıbetleri hayr ola. Âl-i ezvac-ı tahirat evlâd-ı rasül eshab-ı güzin efendilerimizin sair enbiya-i ‘izam ve rusûl-i fihan hazeratının ervah-ı şeriflerine, pîrimiz Bilâl-i Habeşi [R.A. (Radiyâllahü Anh)] efendimizin ve ‘ale'l-husus bu mai‘in banisi ve bugüne kadar içerisinden gelmiş geçmiş, imam, müezzin, kayyumlarının ve kâffe-i ehl-i imanın ervahı için, Allah rızası için, el - fatihah." Fatiha okunduktan sonra müezzin Euzü-besmele çekerek Ahzab sûresinin 56. ayetini okur; "İnnâllahe ve melâiketehü yüsallüne ‘ale'n-Nebiy. Ya eyyühe'l-lezine amenü sallü aleyhi ve sellimü teslima" Bunu takiben müezzin peygamberimize bir salevât getirir.

"Allahümme salli ‘alâ seyyidinâ Muhammedin ve ‘alâ ali Muhammed. (ali seyyidinâ, ali seyyidinâ ve nebiyyinâ ' da ilave edilebilir)".

Salevât-ı şerîfe bittikten sonra başka bir müezzin ayağa kalkar ve iç ezan okur. İçerde okunan bu ezan, Cum'a'nın ezanıdır. İmam namazını, her günkü oturduğu yerde değil de cuma günleri minberin kapısı önünde kılar. Ayet okunmaya başladığında imam yerinden kalkar ve gizli olarak dua okur (minberin önünde). Ondan sonra, minberin merdivenlerini yavaş yavaş çıkar

ve 3. basamakta durur ve dua yapar. 7. Basamağa gelir ve cemaata yüzünü dönüp 8.basamağa oturur. Bu esnada iç ezanı dinler. Ezan bittikten sonra ayağa kalkarak 7. basamakta hutbeyi okumaya başlar. Hutbenin başlangıcı Hamdele ile olur. "Elhamdü lillâh (2) Elhamdü lillâhillezi . . ." Hamdele'nin son kısmında; "neşhedü enlâ ilâhe illâllahü vahdedü lâ şirîke lehü ve lâ nazira lehü velâ müsâle leh. Ve neşhedü enne seyyidena muhammeded abdühü ve habibühü ve rasülûh. Sallâllahü ‘leyhi ve ‘alâ alihi ve ezvacihi ve eshabihi ve etba‘ih ve hulefa ihir- raşidine'l - mehdiine min ba‘dih ve vüzeraihi'l-kâmiline fi ‘ahdih. Hususam-minhüm ‘alel-eimmeti hulefa rasülillâhi ale't-tahkîk. Ümerai'l-mü'minin hazret-i eba Bekrin ve ‘Umer'a ve Osmane ve ‘Aliy ve ‘alâ bakıyyeti's sahabeti ve't-tâbi‘in. Rıdvanü'llahi te‘alâ ‘aleyhim ecme‘in. Eyyühe'l - mü'minine'l - hazirûn. İttekul-lahe ve etı‘ûn. İnne'l-lâhe me‘allezine't-tekav ve'l-lezinehüm mühsinün." Bundan sonra imam: "kalle'l - lahü te‘alâ fi kitâbihi'l-kerîm." der, Euzü-besmele çeker ve hutbenin mevzuu ile ilgili bir ayet okur. Ayet bitince "sadekallahül-‘azîm" der (Bu da tasdik etmek demektir). Ve yine hutbenin mevzuu ile ilgili okuduğu ayete istinat ederek söylenmiş olan, Peygamber Efendimiz'den bir hadîs'i imam şöyle dile getirir: "Ve kale'n - nebiyyü sallellahü ‘aleyhi ve sellem" diyerek hadisi okur. Şayet mevzu ile ilgili ikinci bir hadis daha varsa, o zaman imam: "ve kale fi hadîsin ahar" diyerek diğer hadisi de okur. Daha sonra imam, "Azîz cemaat, aziz mü'minler" gibi tabirlerden birini kullanarak Türkçe hutbe kısmını okumaya başlar. Türkçe hutbenin okunuşu bittikten sonra, imam yine fazla teganni etmeden, gizli bir lâhinle aşağıdaki metni okur."Elâ inne ahsene'l-kelâm ve ebleğa'n-nizam. Kemâ kale'l-lahü tebareke ve te‘alâ fi'l-kelâm ve izâ kurie'l-kur'ânü festemi‘ulehü ve ensıtü le‘alleyküm türhamün" Euzü-besmele çekip son bir ayet daha okur. Sonra oturup dua eder. Ondan sonra tekrar ayağa kalkar ve burada da bir dua okur. Daha sonra da Peygamberimize salavat getirir.Altıncı basamağa iner ve hafif kıbleye yan dönerek, yarı açık yarı gizli salli ve barik dualarını okur, sonra ellerini kaldırır dua eder. Bu duada, bütün mü'minlerin refahı, saadeti, karada, havada yolculuk yapanlara selametler dilenir; orada oturan, kaim olan, orada hazır olan, kaybolmuş olanlar (bilinmeyenler), Türk ordusunun mansur ve muzaffer olması gibi hususlara temas edilir. Dua bittikten sonra tekrar 7. basamağa çıkar, euzü-besmeleyi gizli olarak okur ve açık olarak ve makamla Nahl Sûresinin 90. ayetini okur: "İnnâllahe ye'mürü bi'l - ‘adli ve'l - ihsânive itâi zil-kurba ve yenhâ ‘anil - fahşai ve'l - münkeri ve'l - bağy. Ye‘ızuküm le‘alleküm tezekkerûn" Minberden aşağıya doğru inerken, Nahl Sûresinin son ayetini gizli olarak okur. İmam hutbeden aşağıya inmeye başladığı anda da müezzin kamet etmeye başlar. Kameti takiben farz olan cuma namazına başlanır.



Butonu Lütfen unutmayın

Üyelik-Sözleşmesi-Okuyun
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Ankara Havaları
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Demolarım
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Berkcik-tsm-md-topic-sayfası
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Berkcik-MD-Topic-Sayfası
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Yamaha Bölmünün Tüm Sabit Konuları aşağıda Listelenmiştir.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Berkcik isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-08-2010   #5 (permalink)
Yönetici
 
Berkcik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Üyeliği: 01-01-2006
Şehir: İstanbul
Konular: 276
Mesajlar: 1.249
Teşekkürler
Teşekkür Etmiş: 449
Teşekkür Almış: 1.197

Başarı Gösterimi

Enstrumanım
Or700Tr V.1

Sponsor
Standart

TEKBÎR : Gerek Bayram hutbeleri sırasında, gerekse Bayram günlerindeki farz namazlardan sonra ve Kur'an hatimleri sırasında sureler arasında, hazır bulunanların da katılmasıyla Segah makamında usulsüz olarak okunur. Bestesi Itrî'nindir. Güftesi ise şöyledir :

Allahu ekber, Allahu ekber, LailaheillAllah-u-vallah-u ekber, Allah-u ekber vel-illah-il-hamd.

İstanbul Konservatuarı yayımı —daha önce de söz konuşu ettiğimiz— dinî eserler def-terinde Tekbîr'in Arak makamına aktarılmış ve zorla usul altına sokulmuş bir notası mev-cud olup bestekarının Hatib Zakirî Hasan Ef. olduğu kayıtlıdır. Segah makamında usulsüz okunan Tekbîr'in Itrî'ye ait olduğu çok eski-denberi bilinir. Bu bakımdan Dr. S. Ezgi'mn iddiası doğru değildir. Usulle yazılmış olan notası da bilinen besteye uymamaktadır.

(Örnek nota : s1 )



DURAK : Allah ve Peygamber'in, ayrıca büyük din adamlarının meziyetleri hakkında yazılan sofiyane Türkçe manzum kıt'alardan ve her makamdan bestelenen Durak'ların usulü yoktur. Besteleri bu türe mahsus bir tavırla yapılmış ve notaya bu şekilde alınmıştır. Durak okuyanlar taksim gibi beste kaydından bağımsız değildirler; eseri notasına uygun olarak ve Durak'lara has tavırda okumak zorundadırlar. Taksimlerle Durak'ların farkı buradadır. Duraklar çok defa dört satırlık manzum kıt'alardan seçilirse de, yalnız birinci ve üçüncü mısraları bestelenir, ikinci ve dördüncü mısralar aynen birinci mısranın bestesi ile okunur. Üçüncü mısra meyan olup ona mahsus şekilde bestelenir. Çoğunlukla kısaltılarak birinci ve üçüncü mısraların okunması ile yetinilir.

Durak'lar Türk musikîsinin en yüksek san'at eserleridir. Durak okuyabilmek için çok parlak ve pürüzsüz bir sese sahib olmak ve Durak tavrım çok iyi öğrenmiş olmak gerekir. Zamanımızda Durak okuyabilenler yok denilecek kadar azalmıştır. Dinî eserleri öğreten de kalmadığı için birkaç yıl sonra Durak dinlemek belki de imkansız olacaktır. Bazı mö-sikîciler. Dr. S. Ezgi'nin "Amelî ve Nazarî Türk Musikîsi" adlı eserinde ileri sürdüğü görüşe aldanıp Durak'ların önceleri usulle bestelendiğin!, ancak zamanla kulaktan kulağa akta-rılırken usulün kaybolduğunu zan ve iddia etmektedirler. Hatta daha da ileri gidip 21 darp-lı Durak Evferi usülünü bulduklarım ileri sü-rerek mevcut Durak'ları bu usule uydurmağa çalışmaktadırlar. Gerçekten de Türk musikî-sinde böyle bir usul vardır ve bu usulle Durak tavrında eser bestelemek mümkündür. (Bu iddiayı ileri sürenler kendileri ta raf ı nda n bestelenmiş bir-iki örnek de vermişlerdir). Ne var ki Durak'ların hepsinin önce usulle bestelendiğin! sanmak yanlıştır. Durak'lar öteden-beri usulsüz olarak bestelenmiş ve bize kadar böyle gelmiştir. Birçoğunun notaları da elimizdedir. Durak'lardan daha eski pekçok eserin usullerim ve ritmik ahenklerini aynen ko-ruyarak zamanımıza kadar ulaştığım gözönüne alacak olursak, zamanla Durak'ların usullerini kaybettikleri yolundaki iddianın da ne kadar çürük olduğu anlaşılır.

Durak'lar ibadet meclislerinde okunduğu gibi, tekkelerde zikir esnasında "kelime-i tev-hid"den sonra bir veya iki kişi tarafından oku-nurdu. Vakfı bulunan camilerde Cuma nama-zından önce de bir veya iki kişi Durak okur-lardı. Bugün bu güzel adetler terkedilmiştir.

Örnek : Hoca Fehmi Ef.'nin Isfahan Durağı (Örnek nota : s1 )



İLAHİ : Allah ve Peygamber, ayrıca din adamlarının meziyetleri hakkında yazılmış ve her makamdan çeşitli usullerle kendine mahsus bir tavırla bestelenmiş Türkçe manzum eserlerdir. İlahiler bir veya birkaç kişi tarafından camilerde, tekkelerde vb. ibadet meclislerinde mevlid sırasında ve teravih namazı aralarında okunur. İlahilerin kendine mahsus tavırları vardır; bunları şarkı tavrından kurtarmak için bu noktaya dikkat edilmelidir. Her makamdan ilahi bestelenebilirse de neş'eli ve l kıvrak makamlardan İlahi bestelenmesi adet olmamıştır. İlahiler çeşitli usöllerle bes-telenmiştir; ancak ritmik ahenklerini oyun ha-valarına benzetmemek için İlahi tavrından dışarı çıkmamak gerekir. Büyük ve küçük usullerle bestelenmiş pekçok İlahi örnekleri Türk musikîsinin zengin hazînesin! teşkil eder. Tekkelerde zikir esnasında okunan İlahilerin zikir darblarına uygun olanlardan seçilmesi adettir. Diğer birçok dinî eserler gibi, ilahiler de kaybolmağa mahkum gibidir. Zamanımızda İlahi yazan, besteleyen, öğrenen ve öğreten kalmamış gibidir. Bugün okunan İlahiler mevlidler-de okunan birkaç parçadan ibarettir.

İlahiler şarkılar gibi dört parçadan oluşur. Eskiden büyük camilerde teravih namazı ara-sında ilk dört rekattan sonra Neva, ikinci dört rekattan sonra Hüseynî, üçüncü dört rekattan sonra Bestenigar, dördüncü dört rekattan sonra Eviç, son dört rekattan sonra da Acem Aşîran makamından seçilmiş bir İlahi okunur ve Segah Salat ile Vitir namazına girilirdi. Ancak, Acem Aşîrandan sonra Segah makamı kulağa pek hoş gelmeyeceğinden, yüksek musikî bilgisine sahib müezzinler Salat-ı Vitir'e başlamadan önceki Salat-u Selam'ı Saba makamından okurlardı. Bugün camilerde bu şekilde İlahi okuyan müezzinlere pek az rastlanmaktadır.



TEVŞİH İLAHİ : Mevlid bahirleri ara-sında okunan İlahilere "Tevşih ilahileri" denir. "Tevşih" sözü "süslemek" anlamındadır. Bu İlahilerle mevlid-i şerîf süslenmiş oturdu.

Örnek : Hoca Fehmi Ef.'nin Düyek usulünde Bestenigar ilahisi (Örnek nota : s1 )

Örnek:İsmail Hakkı Bey'in Devri Hindî usulünde Eviç makamında Tevşih İlahi Örnek nota: s1 )



Çoğunlukla Evsat, bazan da Devri Hindî usulüyle bestelenen, hep birlikte okunan ve öbür İlahilerden bu yönden ayrılan İlahilere "Cumhur İlahi" denir. İbadet meclislerinde okunan bu ilahiler, tekkelerde ayin sırasında okunan ve ritmik ahengi zikir darplarına uygun olan İlahilerle karıştırılmamalıdır.

Örnek: Hoca Fehmi Ef.'nin Evsat usulünde Bestenigar Cumhur İlahisi (Örnek nota : s1 )



(Not: Fehmi Ef. Seyyid Nizam Dergahı zakirbaşısı olup Samatya'da oturur ve evinde bazı hastaları kendi yaptığı halk ilaçları ile tedavî ederdi. Ayrıca, dinî müsikîye vukufu ve sesi-nin ahengi ile de tanınmıştı. 26.1.1935 tarihin-de vefat etmiş ve Seyyid Nizam Dergahı karşısındaki kabristana defnedilmiştir).



Butonu Lütfen unutmayın

Üyelik-Sözleşmesi-Okuyun
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Ankara Havaları
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Demolarım
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Berkcik-tsm-md-topic-sayfası
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Berkcik-MD-Topic-Sayfası
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Yamaha Bölmünün Tüm Sabit Konuları aşağıda Listelenmiştir.
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Berkcik isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Trakya Müzik
Copyright ©2001-2010

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156