KORGKorg pa800 , Korg pa80 , korg Pa55 tr korg Pa60 korg i s 40 Korg i s 30 korg i s 50 / korg i3 korg i4 korg ix300 ve korg türkiye piyanist destek hattı (pa80 midi pa80 ritim)Pa1X Pro / Korg Pa1X korg pa500
yurttan sesler'İn fedakar İşçİlerİ, bugün öyle bİr kale yapmakla meşguldürler kİ; tamamlaninca değme toprak onu yikamaz. muzaffer sarısözen
muzaffer sarısözen, 1899 yılında sivas ilinin cami-i kebir mahallesinde doğdu. babası sarıhatipzadelerden şeyh hüseyin hüsnü efendi, annesi zeliha hanım'dır. sivaslılar, sarıhatipzadeleri " saçlıefendiler " diye bilirler. ve sarısözeni de "saçlıların muzaffer" diye tanırlardı. sarısözen ilk müzik şevk ve hevesini ailesinden almıştır. beş erkek kardeş içinde kemal ve abdulkadir sarısözen de şairidir. abdulkadir sarısözen'e şairliği dışında türküler ve halk çalgılarıyla yakından ilgisi olduğu için " çalgıcı vali " denirmiş. sarısözen ailesinin sivas'taki evlerinin üst çatı katının camları vitray duvarları kütüphane yapılarak arada gizli bölmeler oluşturulmuştur. bu gizli bölmelere ud keman bağlama tanbur gibi sazlar konulurmuş. nakşibendi bir ailenin çocuklarının bu aletleri çalması sarısözen'in dünyaya geldiği dönemde son derece aykırı bir şey olduğu için böyle bir yola baş vurulmuştur.
sarısözen 1930 yılının eylül ayında milli eğitim müdürü olan ahmet kutsi tecer ile tanışmıştır. tecer sarısözen ile tanıştıktan sonra 1930 da "halk şairlerini koruma derneği"ni kurar ve sarısözen genel katip olur. İlk halk şairleri bayramı 1930 da yapılır ve aşık veysel bu şekilde ortaya çıkarılır. bayram sonunda çıkarılan sivas halk şairleri bayramı adlı bröşürde sarısözen sivas halayları başlıklı yazısını yayınlar ve halayların notalarını koyar. bu büyük bir ihtimalle bizde halaylar hakkında yazılmış ilk notalı makaledir.
17 ağustos 1937 de halil bedii yönetken, ulvi cemal erkin, hasan ferit alnar, necil kazım akses ve teknisyen arif etikan'dan oluşan grup ankara'dan sivas'a derleme yapmak amacıyla giderler. ahmet kutsi tecer halil bedii yönetken'e sarısözen'i tavsiye ederek gruba katılmasını söyler. böylece türkülerin resmi olarak değerlendirilmesi maarif vekili saffer arıkan ın zamanında başlar. derleme grubu almanya'dan getirlen "saca" markalı hem elektrik hem de akü ile çalışan alıcı ve verici ses kaydeden makinelerle çalışır. konservatuarın folklor arşivindeki 10.000 ezginin derlenmesinde, fişlerin doldurulmasında, onun bitmek tükenmek bilmeyen sabır ve azmi büyük rol oynamıştır.
1943'te muzaffer sarısözen, halil bediiyönetken ve rıza yetişen'den oluşan grup tokat, amasya, samsun, ordu, giresun ve trobzon'da ; 1944'de elazığ, tunceli, bingöl ve muş'ta ; 1945'te ankara, çankırı, yozgat ve kırşehir'de ; 1946'da İçel, antakya ve antalya'da ; 1947'de çanakkale, bursa ve tekirdağ'da ; 1948'de bolu, sinop ve zonguldak'ta ; 1949' bilecik ve eskişehir'de ; 1950'de van, kars, çorum ve ağrı'da ; 1951'de İzmit'te ; 1952'de İzmir, siirt, mardin ve bitlis'te derleme yapmıştır.
sarısözen derleme gezilerinde kendi çabası ve emeği ile topladığı bağlama, cura, ney, çifte kaval, kemençe, kaval, tulum, davul, zurna, tef, darbuka, gibi bir çok halk sazından kolleksiyon oluşturmuştur. ayrıca derleme gezileri sırasında kaynak kişiler ile halk oyunlarını görüntüleyen fotoğraflardan bir resim albümü yapmıştır. ne yazık ki ; ölümünden sonra evi olarak gördüğü , çok değer verdiği, özen gösterdiği arşivi topladığı onbinlerce ezgi ve halk çalgıları kendi haline terkedilmiştir.
muzaffer sarısözen'in halk müziğine verdiği hizmet kadar halk oyunlarına verdiği hizmet de büyüktür. 1950 yılında İtalya ve İspanya'daki avrupa ulslararası raks müsabakalarına, erzurum bar ekibi ve davulcu kara yılan, zurnacı mümtaz ardıç ile katılır. madrid'te 68.000 kişinin önünde, biariz ve san sebastian'da yapılan 5 yarışmada ekip birinciliği alır.
vedat nedim tör ve mesut cemal bey in daveti ile yurttan seslerin başına muzaffer sarısözen getirilir. 1946 yılında yurttan sesler korosunu çalıştırmaya başlayarak derlenen türküleri koro üyelerine öğretir ve yayınlara başlar . program büyük ilgi görür. 1953 yılında İzmir'de, 1954 yılında İstanbul radyolarında "yurttan sesler" topluluklarını kurarak, halk türküleri ve oyunlarının yurt çapında sevilmesi ve tanıtılmasında büyük rol oynar.
muzaffer sarısözen'e kadar radyolarda düzenli ve programlı halk müziği çalışmaları olmamıştır. yurttan sesler topluluğunu kurduktan sonra, programlarına kaynak kişileri ve bölge sanatçılarını davet ederek radyo sanatçılarına örnek dersler vermiştir.
muzaffer sarısözen yurttan sesler topluluğunu yetitirirek ilk koral halk müziği icrasını başlatmıştır; toplu bağlama çalma geleneğinin uygulayıcısı olmuştur; halk müziğinde koro seslerini numaralayarak otantik karakterin kaybolmasını önlemştir.
neriman altındağ hanım 1941 yılında yurttan sesler korosuna girer ve muzaffer sarısözenle tanışır. 1951 yılında evlenirler. 1952 yılında ise oğlu memil sarısözen dünyaya gelir.
1962 yılında sarısözen prostat rahatsızlığından dolayı devlet demiryolları hastanesine yatar. burada ameliyat olacağını öğrenince diğer doktorlara tercihen özellikle kendisinin öğrencisi olan bir operatöre ameliyat olur. daha sonra ağabeyi abdulkadir sarısözen'in evine çıkar. tekrar rahatsızlandığında ankara hastenesine kaldırılır ve sağlığına kavuşamayarak 4 ocak 1963 yılında vefat eder. asri mezarlıkta büyük bir törenle defnedilir.
************************************************** ******************
ali ekber çiçek
1935 erzincan ulular köyü doğumlu ali ekber çiçek, babasını 1939 erzincan depreminde yitiriyor ve çok küçük yaşlarda rençberlik yapmaya başlıyor. bu arada bağlamayı öğreniyor ve cem toplantılarında kulağı alevi deyişleri ve ezgileriyle doluyor. İlkokul öğreniminden sonra maddi olanaksızlıklar sonucu öğrenimini sürdüremiyor, ancak ağır yaşam şartlarına karşın müzikten hiç kopmuyor. müzik aşkı ağır basınca İstanbul'a göç ediyor ve halk müziğinin önemli isimleriyle tanışyor. vatani görevi sonrası radyoya giriyor ve 35 yılı aşkın bir sürede 400'den fazla yapıtı yorumlayarak geniş kitlelere ulaştırıyor.
halen trt arşivlerinde ustanın 54 kaseti olduğu söyleniyor. birçok ülkede konserler ve üniversitelerdeki sohbetler aracılığıyla bu toprakların sanatını dünyaya taşımaya çabalamış ali ekber çiçek, bir kaynakta yolunu şöyle özetliyor:
''gerçekleri göstermek, gerçeğe kavuşmak ve gerçeği olduğu gibi insanlara anlatmak için çalışmış bir insanım. cahilden uzak, kâmile yakın oldum; büyüklerime saygı ile, küçüklerime sevgiyle yaklaştım. konuşulan her kelâmı ibadet gibi dinledim, kimseyi acizlik ve bilgisizlikle itham etmedim... bu icraatım boyunca hiçbir maddi menfaat sağlamadan, insanların duygularını sömürmek gibi bir yanlışlığa meydan vermedim
4 ağustos 1944 yılında samsun'da doğdu. müziğe 6 yaşında klasik
batı müzikçi emin tarakçı hocadan keman ve mandolin dersleri alarak başladı. 7 yaşında türk müziğini ve bağlamayı kucakladı. 10 yaşında beste çalışmalarına başladı. 13 yaşında babasının teşvikiyle türk sanat müziği ve tamburla tanıştı.
samsun'daki ve İstanbul'daki halk evleri, müzik cemiyetleri ve müzik derneklerinde çalıştı, kurucularından oldu. İstanbul belediye konservatuarına girdi ve icra heyetinde bulundu.
16 yaşından itibaren caz ve rock müziği ile ilgilendi. batı nefesli sazlarından oluşan orkestralarda tenor saz çalarak görev yaptı.
20 ve 22 yaşlarında ankara ve İstanbul radyo evi trt sınavlarına girdi, üst düzeyde başarıyla kazandı. 1967 yılında İstanbul radyo evinde bir süre çalıştı ve ayrıldı.
1000'e yakın bestesi olan orhan gencebay, 400'e yakın bestesini kendi sesiyle seslendirdi.
90'a yakın filmde müzik direktörlüğü yaptı. 36 sinema filminde başrol oynadı, televizyon için diziler ve show programları yaptı...
orhan gencebay'a göre türk müziğinin daha zengin bir hale gelmesi için müziğimizin tüm geçmişi ve çeşitleriyle yeniden ele alınıp analiz edilmesi gerekiyordu. türk müziğinin buna ihtiyacı vardı ve bu analizi aslında müzik enstitüleri yapmalı, buradan çıkan sonuçlar akademik öğretiler olmalıydı.
orhan gencebay, bu düşünce ile müzikte kendine göre araştırmalar ve serbest çalışmalar yaptı. bu yaptığı çalışmalara başkaları arabesk ismini verdiyse de orhan gencebay, bu değerlendirmeyi yanlış diyerek kabul etmedi.
orhan gencebay'a 1999 yılında devlet sanatçısı unvanı verildi. 1968 yılında kendi sesiyle yorumladığı ilk 45 lik plaktan bugüne kadar yasal olarak yaklaşık 60 milyon plak ve kaset tirajı olan orhan gencebay'ın yasal olmayan korsan yapımlarla beraber 150 milyon tirajı olduğu tahmin ediliyor.
orhan gencebay'ın dokuz üniversite tarafından verilen uluslararası montu doktorası var. orhan gencebay'ın bestelerinin her biri kaset ve plak satış rekorları kırarken, aynı zamanda başrolünü oynadığı sinema filmleri de hasılat rekorları kırmıştır.
gencebay besteleri akdeniz ülkelerinde, orta doğu orta asya'da, avrupa'da türklerin bulunduğu her yerde dinlenmiş ve adaptasyonları yapılmıştır. gencebay hakkında 20 ye yakın kitap yazılmış, ansiklopedilerde yer verilmiş ve bir çok üniversitede gencebay'la ilgili tezler hazırlanmış ve araştırmalar yapılmıştır
1946 yılında mutta doğdu. küçük yaşlarda bağlama çalmaya başladı. 17 yaşından itibaren mut halkevi çerçevesinde halkoyunları çalışmalarına katıldı. silifke, mut ve barak ezgileri üzerine araştırma yaptı. İlk plağını 1965 yılında doldurdu. halk müziği arşivine derleme ve besteleriyle birçok türkü kazandırdı.
arif sağ ve muhlis akarsuyla başlayıp, sonra yavuz topun da katıldığı »muhabbet« çalışmalarının 1980 sonrası halk müziğinin sıçrama yapmasında, özellikle aşıklama konusunda önemli katkısı olan eroğlu, tahtacı alevilerindendir.
deyişten bozlağa her türü yorumlamayan eroğlu bugüne dek 20 kadar kişisel kaset/cd hazırladı. ayrıca bilinen birçok sanatçının müzik çalışmalarında yönetmenlik yaptı.
1998 yılında »devlet sanatçısı« unvanını alan eroğlu, müzik çalışmalarının yanısıra kültür bakanlığı halk kültürleri ve oyunları dalında uzman ve araştırmacı görevini sürdürmektedir.
1 mayıs 1971de, sivasın İmranlı kazasına bağlı han köyünde, süleyman ve hacıhanım gültekinin (nazire ve gülerden sonra) üçüncü çocuğu olarak doğdu. altı yaşında saz çalmaya başladı. on bir yaşında sahneye çıktı. kadıköy anadolu lisesinden ikinci sınıfta ayrıldı. 1987 yılında, ilk çalışması gün olaydı adıyla diyar müzik yapım tarafından yayımlandı. İlk resitalini kadıköy moda sinemasında 1987 yılında verdi.
1989 yılında, gece ile gündüz arasında adlı ikinci çalışması saltuk müzik yapım tarafından yayımlandı. 29 ekim 1989 yılında hollanda kültür bakanlığının daveti üzerine, genç türküler festivalinde birsel acarla birlikte türkiyeyi temsil etti. 1990 yılında aynı ülkede türk haftası etkinliklerine birçok sanatçı ile birlikte katıldı. müzik yönetmenliğini üstlendiği resmi olarak ilk defa kürtçe müzik yasağını delen newroz adlı kaset, 1990da önce enstrümantal olarak, sonra da nilüfer akbal ve rıza akkoçun katılımıyla gerçekleştirildi. 1990 yılında, şivan perwerin (türkiyede, resmi olarak kürtçe müzik yasağını kaldıran) krivo adlı karma kasetinin yayınlanmasına öncülük etti ve süpervizörlüğünü yaptı. 1991 yılında, rüzgarın kanatlarında adlı üçüncü çalışması nepa müzik yapım tarafından yayımlandı. 1991 yılında yeter fırtına ile evlendi. türkiyenin dört bir yanında konserler verdi. birçok avrupa ülkesinde festivalllere katıldı ve konserler verdi. aydınlık gazetesi için; ankara, İzmir ve İstanbulda prosechos grubu ile birlikte resitaller verdi. 2 temmuz 1993de, sivasta madımak otelinde 37 insanla birlikte katledildi. 13 eylül 1993de oğlu, roni hasret gültekin dünyaya geldi
yurttan sesler'İn fedakar İşçİlerİ, bugün öyle bİr kale yapmakla meşguldürler kİ; tamamlaninca değme toprak onu yikamaz. muzaffer sarısözen
muzaffer sarısözen, 1899 yılında sivas ilinin cami-i kebir mahallesinde doğdu. babası sarıhatipzadelerden şeyh hüseyin hüsnü efendi, annesi zeliha hanım'dır. sivaslılar, sarıhatipzadeleri " saçlıefendiler " diye bilirler. ve sarısözeni de "saçlıların muzaffer" diye tanırlardı. sarısözen ilk müzik şevk ve hevesini ailesinden almıştır. beş erkek kardeş içinde kemal ve abdulkadir sarısözen de şairidir. abdulkadir sarısözen'e şairliği dışında türküler ve halk çalgılarıyla yakından ilgisi olduğu için " çalgıcı vali " denirmiş. sarısözen ailesinin sivas'taki evlerinin üst çatı katının camları vitray duvarları kütüphane yapılarak arada gizli bölmeler oluşturulmuştur. bu gizli bölmelere ud keman bağlama tanbur gibi sazlar konulurmuş. nakşibendi bir ailenin çocuklarının bu aletleri çalması sarısözen'in dünyaya geldiği dönemde son derece aykırı bir şey olduğu için böyle bir yola baş vurulmuştur.
sarısözen 1930 yılının eylül ayında milli eğitim müdürü olan ahmet kutsi tecer ile tanışmıştır. tecer sarısözen ile tanıştıktan sonra 1930 da "halk şairlerini koruma derneği"ni kurar ve sarısözen genel katip olur. İlk halk şairleri bayramı 1930 da yapılır ve aşık veysel bu şekilde ortaya çıkarılır. bayram sonunda çıkarılan sivas halk şairleri bayramı adlı bröşürde sarısözen sivas halayları başlıklı yazısını yayınlar ve halayların notalarını koyar. bu büyük bir ihtimalle bizde halaylar hakkında yazılmış ilk notalı makaledir.
17 ağustos 1937 de halil bedii yönetken, ulvi cemal erkin, hasan ferit alnar, necil kazım akses ve teknisyen arif etikan'dan oluşan grup ankara'dan sivas'a derleme yapmak amacıyla giderler. ahmet kutsi tecer halil bedii yönetken'e sarısözen'i tavsiye ederek gruba katılmasını söyler. böylece türkülerin resmi olarak değerlendirilmesi maarif vekili saffer arıkan ın zamanında başlar. derleme grubu almanya'dan getirlen "saca" markalı hem elektrik hem de akü ile çalışan alıcı ve verici ses kaydeden makinelerle çalışır. konservatuarın folklor arşivindeki 10.000 ezginin derlenmesinde, fişlerin doldurulmasında, onun bitmek tükenmek bilmeyen sabır ve azmi büyük rol oynamıştır.
1943'te muzaffer sarısözen, halil bediiyönetken ve rıza yetişen'den oluşan grup tokat, amasya, samsun, ordu, giresun ve trobzon'da ; 1944'de elazığ, tunceli, bingöl ve muş'ta ; 1945'te ankara, çankırı, yozgat ve kırşehir'de ; 1946'da İçel, antakya ve antalya'da ; 1947'de çanakkale, bursa ve tekirdağ'da ; 1948'de bolu, sinop ve zonguldak'ta ; 1949' bilecik ve eskişehir'de ; 1950'de van, kars, çorum ve ağrı'da ; 1951'de İzmit'te ; 1952'de İzmir, siirt, mardin ve bitlis'te derleme yapmıştır.
sarısözen derleme gezilerinde kendi çabası ve emeği ile topladığı bağlama, cura, ney, çifte kaval, kemençe, kaval, tulum, davul, zurna, tef, darbuka, gibi bir çok halk sazından kolleksiyon oluşturmuştur. ayrıca derleme gezileri sırasında kaynak kişiler ile halk oyunlarını görüntüleyen fotoğraflardan bir resim albümü yapmıştır. ne yazık ki ; ölümünden sonra evi olarak gördüğü , çok değer verdiği, özen gösterdiği arşivi topladığı onbinlerce ezgi ve halk çalgıları kendi haline terkedilmiştir.
muzaffer sarısözen'in halk müziğine verdiği hizmet kadar halk oyunlarına verdiği hizmet de büyüktür. 1950 yılında İtalya ve İspanya'daki avrupa ulslararası raks müsabakalarına, erzurum bar ekibi ve davulcu kara yılan, zurnacı mümtaz ardıç ile katılır. madrid'te 68.000 kişinin önünde, biariz ve san sebastian'da yapılan 5 yarışmada ekip birinciliği alır.
vedat nedim tör ve mesut cemal bey in daveti ile yurttan seslerin başına muzaffer sarısözen getirilir. 1946 yılında yurttan sesler korosunu çalıştırmaya başlayarak derlenen türküleri koro üyelerine öğretir ve yayınlara başlar . program büyük ilgi görür. 1953 yılında İzmir'de, 1954 yılında İstanbul radyolarında "yurttan sesler" topluluklarını kurarak, halk türküleri ve oyunlarının yurt çapında sevilmesi ve tanıtılmasında büyük rol oynar.
muzaffer sarısözen'e kadar radyolarda düzenli ve programlı halk müziği çalışmaları olmamıştır. yurttan sesler topluluğunu kurduktan sonra, programlarına kaynak kişileri ve bölge sanatçılarını davet ederek radyo sanatçılarına örnek dersler vermiştir.
muzaffer sarısözen yurttan sesler topluluğunu yetitirirek ilk koral halk müziği icrasını başlatmıştır; toplu bağlama çalma geleneğinin uygulayıcısı olmuştur; halk müziğinde koro seslerini numaralayarak otantik karakterin kaybolmasını önlemştir.
neriman altındağ hanım 1941 yılında yurttan sesler korosuna girer ve muzaffer sarısözenle tanışır. 1951 yılında evlenirler. 1952 yılında ise oğlu memil sarısözen dünyaya gelir.
1962 yılında sarısözen prostat rahatsızlığından dolayı devlet demiryolları hastanesine yatar. burada ameliyat olacağını öğrenince diğer doktorlara tercihen özellikle kendisinin öğrencisi olan bir operatöre ameliyat olur. daha sonra ağabeyi abdulkadir sarısözen'in evine çıkar. tekrar rahatsızlandığında ankara hastenesine kaldırılır ve sağlığına kavuşamayarak 4 ocak 1963 yılında vefat eder. asri mezarlıkta büyük bir törenle defnedilir.
************************************************** ******************
ali ekber çiçek
1935 erzincan ulular köyü doğumlu ali ekber çiçek, babasını 1939 erzincan depreminde yitiriyor ve çok küçük yaşlarda rençberlik yapmaya başlıyor. bu arada bağlamayı öğreniyor ve cem toplantılarında kulağı alevi deyişleri ve ezgileriyle doluyor. İlkokul öğreniminden sonra maddi olanaksızlıklar sonucu öğrenimini sürdüremiyor, ancak ağır yaşam şartlarına karşın müzikten hiç kopmuyor. müzik aşkı ağır basınca İstanbul'a göç ediyor ve halk müziğinin önemli isimleriyle tanışyor. vatani görevi sonrası radyoya giriyor ve 35 yılı aşkın bir sürede 400'den fazla yapıtı yorumlayarak geniş kitlelere ulaştırıyor.
halen trt arşivlerinde ustanın 54 kaseti olduğu söyleniyor. birçok ülkede konserler ve üniversitelerdeki sohbetler aracılığıyla bu toprakların sanatını dünyaya taşımaya çabalamış ali ekber çiçek, bir kaynakta yolunu şöyle özetliyor:
''gerçekleri göstermek, gerçeğe kavuşmak ve gerçeği olduğu gibi insanlara anlatmak için çalışmış bir insanım. cahilden uzak, kâmile yakın oldum; büyüklerime saygı ile, küçüklerime sevgiyle yaklaştım. konuşulan her kelâmı ibadet gibi dinledim, kimseyi acizlik ve bilgisizlikle itham etmedim... bu icraatım boyunca hiçbir maddi menfaat sağlamadan, insanların duygularını sömürmek gibi bir yanlışlığa meydan vermedim
4 ağustos 1944 yılında samsun'da doğdu. müziğe 6 yaşında klasik
batı müzikçi emin tarakçı hocadan keman ve mandolin dersleri alarak başladı. 7 yaşında türk müziğini ve bağlamayı kucakladı. 10 yaşında beste çalışmalarına başladı. 13 yaşında babasının teşvikiyle türk sanat müziği ve tamburla tanıştı.
samsun'daki ve İstanbul'daki halk evleri, müzik cemiyetleri ve müzik derneklerinde çalıştı, kurucularından oldu. İstanbul belediye konservatuarına girdi ve icra heyetinde bulundu.
16 yaşından itibaren caz ve rock müziği ile ilgilendi. batı nefesli sazlarından oluşan orkestralarda tenor saz çalarak görev yaptı.
20 ve 22 yaşlarında ankara ve İstanbul radyo evi trt sınavlarına girdi, üst düzeyde başarıyla kazandı. 1967 yılında İstanbul radyo evinde bir süre çalıştı ve ayrıldı.
1000'e yakın bestesi olan orhan gencebay, 400'e yakın bestesini kendi sesiyle seslendirdi.
90'a yakın filmde müzik direktörlüğü yaptı. 36 sinema filminde başrol oynadı, televizyon için diziler ve show programları yaptı...
orhan gencebay'a göre türk müziğinin daha zengin bir hale gelmesi için müziğimizin tüm geçmişi ve çeşitleriyle yeniden ele alınıp analiz edilmesi gerekiyordu. türk müziğinin buna ihtiyacı vardı ve bu analizi aslında müzik enstitüleri yapmalı, buradan çıkan sonuçlar akademik öğretiler olmalıydı.
orhan gencebay, bu düşünce ile müzikte kendine göre araştırmalar ve serbest çalışmalar yaptı. bu yaptığı çalışmalara başkaları arabesk ismini verdiyse de orhan gencebay, bu değerlendirmeyi yanlış diyerek kabul etmedi.
orhan gencebay'a 1999 yılında devlet sanatçısı unvanı verildi. 1968 yılında kendi sesiyle yorumladığı ilk 45 lik plaktan bugüne kadar yasal olarak yaklaşık 60 milyon plak ve kaset tirajı olan orhan gencebay'ın yasal olmayan korsan yapımlarla beraber 150 milyon tirajı olduğu tahmin ediliyor.
orhan gencebay'ın dokuz üniversite tarafından verilen uluslararası montu doktorası var. orhan gencebay'ın bestelerinin her biri kaset ve plak satış rekorları kırarken, aynı zamanda başrolünü oynadığı sinema filmleri de hasılat rekorları kırmıştır.
gencebay besteleri akdeniz ülkelerinde, orta doğu orta asya'da, avrupa'da türklerin bulunduğu her yerde dinlenmiş ve adaptasyonları yapılmıştır. gencebay hakkında 20 ye yakın kitap yazılmış, ansiklopedilerde yer verilmiş ve bir çok üniversitede gencebay'la ilgili tezler hazırlanmış ve araştırmalar yapılmıştır
1946 yılında mutta doğdu. küçük yaşlarda bağlama çalmaya başladı. 17 yaşından itibaren mut halkevi çerçevesinde halkoyunları çalışmalarına katıldı. silifke, mut ve barak ezgileri üzerine araştırma yaptı. İlk plağını 1965 yılında doldurdu. halk müziği arşivine derleme ve besteleriyle birçok türkü kazandırdı.
arif sağ ve muhlis akarsuyla başlayıp, sonra yavuz topun da katıldığı »muhabbet« çalışmalarının 1980 sonrası halk müziğinin sıçrama yapmasında, özellikle aşıklama konusunda önemli katkısı olan eroğlu, tahtacı alevilerindendir.
deyişten bozlağa her türü yorumlamayan eroğlu bugüne dek 20 kadar kişisel kaset/cd hazırladı. ayrıca bilinen birçok sanatçının müzik çalışmalarında yönetmenlik yaptı.
1998 yılında »devlet sanatçısı« unvanını alan eroğlu, müzik çalışmalarının yanısıra kültür bakanlığı halk kültürleri ve oyunları dalında uzman ve araştırmacı görevini sürdürmektedir.
1 mayıs 1971de, sivasın İmranlı kazasına bağlı han köyünde, süleyman ve hacıhanım gültekinin (nazire ve gülerden sonra) üçüncü çocuğu olarak doğdu. altı yaşında saz çalmaya başladı. on bir yaşında sahneye çıktı. kadıköy anadolu lisesinden ikinci sınıfta ayrıldı. 1987 yılında, ilk çalışması gün olaydı adıyla diyar müzik yapım tarafından yayımlandı. İlk resitalini kadıköy moda sinemasında 1987 yılında verdi.
1989 yılında, gece ile gündüz arasında adlı ikinci çalışması saltuk müzik yapım tarafından yayımlandı. 29 ekim 1989 yılında hollanda kültür bakanlığının daveti üzerine, genç türküler festivalinde birsel acarla birlikte türkiyeyi temsil etti. 1990 yılında aynı ülkede türk haftası etkinliklerine birçok sanatçı ile birlikte katıldı. müzik yönetmenliğini üstlendiği resmi olarak ilk defa kürtçe müzik yasağını delen newroz adlı kaset, 1990da önce enstrümantal olarak, sonra da nilüfer akbal ve rıza akkoçun katılımıyla gerçekleştirildi. 1990 yılında, şivan perwerin (türkiyede, resmi olarak kürtçe müzik yasağını kaldıran) krivo adlı karma kasetinin yayınlanmasına öncülük etti ve süpervizörlüğünü yaptı. 1991 yılında, rüzgarın kanatlarında adlı üçüncü çalışması nepa müzik yapım tarafından yayımlandı. 1991 yılında yeter fırtına ile evlendi. türkiyenin dört bir yanında konserler verdi. birçok avrupa ülkesinde festivalllere katıldı ve konserler verdi. aydınlık gazetesi için; ankara, İzmir ve İstanbulda prosechos grubu ile birlikte resitaller verdi. 2 temmuz 1993de, sivasta madımak otelinde 37 insanla birlikte katledildi. 13 eylül 1993de oğlu, roni hasret gültekin dünyaya geldi