"Arkadaş kalalım..." sözü, her ayrılık konuşmasının bir numaralı süsüdür. Üstelik insanlar bunu yetişkin olmakla, olgun olmakla da özdeşleştirir oldu. Bana sorarsanız kazın ayağı öyle değil. Eski sevgilinizi hayatınızdan çıkarmadan normal bir yaşam sürdüremezsiniz. İki dakika delikanlı olmak lazım hayatta.
Her ne kadar herkesin, özellikle de "ayrılalım" diyenlerin ortak dileği olsa da, ayrılıklar genellikle pek eğlenceli şeyler değildir ve çoğu zaman kanlı geçer. Köprüler atılır, cephanelikler uçurulur, eşyalar kolilere doldurulur, mektuplar kuryeyle geri yollanır v.s. Elimizde genellikle bir kalp kıran, bir de kalbi kırılan vardır. Kalp kıran taraf, uzun zamandır ağzından çıkarmaya çalıştığı bakladan kurtulmanın sevinciyle alemlere tsunami (dev dalgalar) gibi akarken, kalbi kırılan ise haftalar, aylar boyunca acılara boğulur, arkadaşlarının beynini ütüler, ailesiyle yaşıyorsa aile fertlerinin sinir sistemlerini zedeler. Birlikte bir sürü güzel şey paylaştığınız biriyle ayrılmak çok zor iştir nitekim.
Bu arada ayrılık konuşmalarının hemen hemen tamamında "hayatından çıkmak istemiyorum", "arkadaş kalabilir miyiz", "sen mükemmel bir insansın, seni kaybetmek istemem" gibi dünya populasyonunun hemen hemen tamamı tarafından kullanılmaktan aşınmış laflar sarf edilir. Bunlar bazen karşındaki kendini iyi hissetsin diye başvurulan titrek iyi niyet sözleri, bazen son derece içten gelen birer dilek, bazen de terk edilen kişinin sağladığı her türlü avantajdan bir şekilde faydalanmaya devam etmek için sapılmış yan yollardır. Ama gerçekte insan eski sevgilisiyle arkadaş kalamaz. Tabii ki istisnalar vardır ama bunlar adı üzerinde birer istisnadır ve herkesin bildiği gibi istisnalar kaideleri bozmaz...
O SIZI HİÇ GEÇMEZ Kİ!
Dediğim gibi, "terk eden" kişi, daha önce de bahsettiğim gibi "sen bana fazlasın, seni hak etmiyorum ama hayatımdan çıkma, ne olur arkadaş kalalım gibisinden" şeyler söyler. Bu sayede sanki her "terk eden" bir bulunmaz Hint kumaşıdır da, terk ettiği sevgilinin hayatında kalmasına izin vererek sevap işlemektedir. O kadar da kötü değillerdir, hatta oldukça hoş insanlardır filan. Böylece artık hayatlarına gönül rahatlığı içinde devam edebilirler. Hem arada eski sevgiliyle içilen bir kahvenin tadına doyulmaz, hem belki içilen sadece kahve de olmaz. Ama gidenin, giderken koparttığı yerlerin yarası sızlamaya devam eder. Enkaz halinde bırakıp giden "terk eden"in ettiği iki telefonla, bir e-mail o kadar da nefis şeyler değildir.
BİRBİRİNİZİ ÇIPLAK GÖRMÜŞSÜNÜZDÜR.
İnsanlar arkadaşlarıyla sevişmez diye bir kural yok. Hatta erkek ve kadın dergileri “f**kmate” diye bir şey keşfedip, bir iki yıl önce zafer sarhoşluğuyla kendilerinden geçtiler bile. Ama kim ne derse desin, biriyle seks yapıp akabinde ölene kadar cool kalmak her babayiğidin harcı değildir. En az bunun kadar zor olan bir başka husus ise, derin ve yoğun bir ilişkiyi tekrar sıradan ve yüzeysel hale getirmektir. Kafanızın içinde karşınızda oturan insanın çırılçıplak hali varken ona bir zamanlar duyduğunuz susuzluğun tekrar ortaya çıkması kadar doğal bir şey olamaz. Onun yanınızdan kalkıp, kapıya doğru süzülüşü, sevişirken yüzünün zevkten aldığı şekil, onla sevişirken onun en zevk aldığı ve en dayanamadığı şeyi ona yaptığınızda vücudunun zevkten titreyişi, yaptığınız bir şeyden utandığı zaman yüzünün ne kadar tatlı kızardığı, kokusu, sesi, sizi asla terk etmez. Onun için de, bir zamanlar birlikte yaptığınız, ikinizin vücudunun birbirine kenetlendiği şeyin halı saha maçı değil de seks olduğunu kabul etmeli ve kaçınılmazdan kaçınmaya çalışmamalısınız.
ONLARA AÇILAMAZSINIZ.
Arkadaşlarınıza sırlarınızı anlatabilmeli, yaşadıklarınızı söyleyebilmeli, sıkıntılarınızı paylaşabilmelisiniz değil mi? Peki eski sevgilinize, geçen gece nasıl bir hatunla birlikte seviştiğinizi anlatabilir misiniz? Ya da önceki akşam sinemada gördüğünüz herifi ne kadar arzuladığınızı. Bunu yapsanız bile muhabbet olsun diye değil büyük ihtimalle canını acıtmak için yaparsınız. O zaman da bu iş arkadaşlıktan çıkar ve sidik yarışına döner.
Arkadaş kaldığınız eski sevgilinize anlatabileceğiniz şeyler tabii ki vardır ama, yeni biriyle karşılaşma durumu her zaman biraz kıllı haller yaratır. Bir de işin içinde karizmayı kollamak ve korumak var tabii. Geçen gece nasıl da ekildiğinizi ya da terk edildiğinizde içinizin nasıl da acıdığını anlatabilecek misiniz bakalım? Ben sizin yerinize cevap vereyim. "Hayır!"
Bu arkadaş kalma işi daha çok sevgilinizin bir şekilde yanınızda olmasını ve hayat sarpa sardığında sizi rahatlatabilecek bir güvenlik telefonunun cebinizde durduğundan emin olmanızı sağlayan bir şeydir aslında. Arada sırada arayıp nasıl olduğunu sorar ve nasıl olduğunuzu söylersiniz. Ama anlattığınız ve dinlediğiniz haller genellikle gerçek haller olmaz. Bu da bir arkadaşlığı, özellikle de sevgili olmuş biriyle paylaşılması gereken kadar yakın bir arkadaşlığı taşımayı iyice zorlaştırır.
BU NASIL ARKADAŞLIK
Ayrılıklar genellikle tek kişinin başının altından çıktığından, taraflardan biri terk edene gizli gizli kıl olur. Eski sevgili çok yakın arkadaşmış gibi davranıyor olsa da, genelde gerçekte o kadar da yakın arkadaşınız değildir ve olası herhangi bir yeni ilişkinizin sabotaja uğrama ihtimali çok yüksektir. Üstelik bu sadece benim bildiğim bir şey olmadığından herkes yeni sevgilisini eski sevgilisiyle görüştürmekten kaçar. E, bu nasıl arkadaşlık oluyor o zaman? Dahası, insan eski sevgilisini her zaman kıskanır. Birinden ayrılırken arkadaş kalmayı, hep birlikte olmayı, hayatlardan çıkmamayı filan konuşurken, sizden daha iyi görünen, daha akıllı, daha başarılı, daha zengin biriyle mutluluğun ufuklarına yelken açması durumunda midenizde oluşacak krampları düşünerek konuşun.
TUTKU ASLA BİTMEZ
Bana inanın. Çok yakından gözlemlediğim bir iki ilişkide olduğu gibi sevgililer düzenli olarak 15 dakikada bir kavga ediyor olsalar da tutku ya da aradaki cinsel çekim oldukça başarılı bir zamk olarak çalışıyor olabilir. Sevgililer ellerini birbirinin gırtlağından çektikleri anda sevişmeye başlıyor, birbirlerine küfretmeyi kestikleri anda aşk sözcükleri fısıldıyor olabilir. Eğer ayrılık sebebi artık birbirinizden hoşlanmamanız değilse, daha çok akli dengenizi ve hatta fiziksel sağlığınızı korumak için başka yol kalmadığından ayrıldıysanız, bir araya geldiğiniz her an, birbirinizin üzerine atlama ihtimaliniz yüksektir. İşte bu noktada da işler kötü kokulu maddelere sarar ki birbirinizden ayrılamadığınız gibi, şiddetle acı ve sıkıntı vermeye de devam edersiniz. Ve yaşadığınız her “son defa” seksi sizi başladığınız yere geri döndürür.
YENİ UFUKLAR
Yeni ufuklara yelken açmak zor iştir. Özellikle de eski hayatınız hala cep telefonunuzun hızlı arama listesinin iki numaralı tuşunda kayıtlıysa. Terk eden için daha kolay gibi görünse de, bir ayrılığın etkilerinden kurtulmak zor iştir. Sosyal ve duygusal anlamda burnunuzun üzerine her dikildiğinizde eski sevgilinizi ve alışkanlığın hissettirdiği huzuru ararsınız. Belki de insanlar bu yüzden durmadan geri döner ve her döndüklerinde de hayatlarını iyice düğüm ederler.
Eski sevgilinizin hayatınızın bir yerlerinde durmasına izin verirseniz hayatınıza devam etmeyi daha zor bir hale getirirsiniz. Yeni tanıştığınız insanlarla yaşadığınız her düş kırıklığı, açtığınız yeni sayfalarda sizi rahatsız eden her detay, nasıl olsa kaçacak yeriniz olduğu için kısırdöngüye girmenize sebep olabilir. İleri bakamazsınız çünkü arkanızda hayaletler vardır.
Bu arada eski sevgiliyle ilgili iyi şeyleri hatırlamak, yaşadığınız ve değer verdiğiniz bir ilişkiyle ilgili güzel detaylar saklamak iyi bir şeydir. Eski sevgiliyi hayatınızda tutmak hatırlanacak güzel şeylere ciddi bir katkı yapmayacağı gibi, zaten bitmiş bir ilişkiyi iyice balçığa saplamaktan başka işe yaramaz.
Bir ütopyanın parçaları olsaydık, eski sevgililer arkadaş kalabilir ve birlikte oldukları süre içinde çok yakınlaştıkları için çok iyi arkadaş da olabilirlerdi. Ama kıskançlık, acı, tutku filan gibi duyguların var olduğu ve insan doğasının yapmaktan çok yıkmaya yatkın olduğu düşünülecek olursa bunun pek mümkün olmadığı da anlaşılır diye düşünüyorum. Bu yüzden eğer ilişkiniz başlamadan önce çok iyi arkadaş değildiyseniz, tamamen anlaşarak ve birbirinizi kırmadan ayrılmadıysanız, başka insanlarla görüşmenizin ikiniz açısından da hiçbir sakıncası yoksa ve birlikte geçirdiğiniz ve geçireceğiniz zamanın tamamında birbirinize karşı dürüst olmayı başardınız ve başaracaksanız arkadaş kalın bakalım. Yazının başında dedim ya, istisnalar kaideleri bozmaz. Aksi halde arkadaşlığı unutup ileri bakın. Gidenin giderken kopardığı yer hep acır. İlk krizde de yara tekrar kanamaya başlar. Kanama dediğin de adamı dünya şampiyonluğundan eder. Aman diyeyim...
__________________
Konu Nejat Levent tarafından (06-19 -2008 Saat 17:46 ) değiştirilmiştir..
Şehirlerarası otobüs terminalleri henüz bu günkü septik temizliğine ve ruhsuz floresan aydınlığına kavuşmadan önce garip bir karmaşanın yaşandığı çok hareketli ve renkli mekanlardı. Buralarda askere giden delikanlıların, Ankara'da annesini tedavi ettiren kasabalı adamın ve akraba ziyaretine gelmiş memleketlilerin ilgisini çekebilecek bir sürü ıvır zıvır eşya ve tabi ki kitap satan attar benzeri dükkanlar olurdu. İnanılmaz küçük bu dükkanlarda gazeteden, düşük kalite tıraş takımına kadar her şey bulunurdu. Üzerinde şafağa kaç gün kaldığını işaret edebileceğiniz ufak not defterleri ve genç kızların ilgisini çekebilecek üzerinde gül resmi olan hatıra defterleri de dükkanın ufacık vitrinine yan yana konurdu.
Bütün bu eşya hengamesi içinde dikkatimi iki kitap çok çekerdi, üzerinde Bruce Lee'nin resmi olan "Dövüş teknikleri" idi. Diğeri ise güzel bir kadın resminin süslediği "On derste etkili kadın tavlama teknikleri" gibi komik bir ismi olan kitaptı. Tam hatırlamıyorum ama kadınları baştan çıkarmanın kesin etkili yolları (!) bir, bir sıralanıyordu. Hatta kitabın kapağında bu kitabı okuduktan sonra bütün kadınların hayranlığını toplayacak harika erkek olmanın içten bile olmadığı yazılıydı.
İşte tipik bir erkek budalalığı ya da dilerseniz safdilliği deyin.
Erkekler arasında yaygın olan aptalca bir inanca göre belirli bazı metotları kuralına göre uygularsanız bir kadını elde edebilirsiniz. Aynı budalaca inanç kadınlar arasında kendini farklı şekilde ifade eder. Belirli bazı kuralları uygularsanız, bir erkeği elde tutmanın, onu kendinize bağlamanızın mümkün olduğunu ileri sürerler. Hatta bu konuda her iki cins için yazılmış bir çok kitap vardır. Millet yemek kitabı alır gibi bu kitapları alıp okumakta ve mutsuz hayatlarının belirli kurallarla mutlu olacakları beklentisine girmektedirler.
Heyhat!
Hayat kitapların bittiği yerde başlar. Kadın ve erkek arasındaki o bağlılık ve tutku, o şiir ve o tat kağıda dökülemeyen bir şeyden gelir ki onu şimdiye kadar kimse yazamadı. O olmayınca da istediğiniz kadar metot, sepet vs. uygulayın olmaz.
Konumuzu fazla dağıtmadan çapkınlık olayına dönelim. Akıllı bir çapkın, çapkınlığın olmadığını yani belirli oyunlar, kurallar, hileler, varyasyonlarla bir kadının baştan çıkarılamayacağını bilir. Piyasada satılan ucuz ve uyduruk mutluluk reçeteli kitaplarda anlatılan oyunları ve hileleri yutan kadın ya çok genç ve saftır ya da bunları yutar gibi görünecek kadar tecrübeli ve kaşardır.
Bir sürü erkek kedi ile çevrilmiş bir dişi kedinin yaptığı gibi seçen her zaman dişidir. Akıllı bir çapkın seçilen erkek olmaya çalışır. Seçme işlemini bunun ötesinde etkilemeyeceğini bilir.
Zaten bu işi zevk ve keyif haline getirmiş bir çapkın için amaç, kadını baştan çıkarmak değil baştan çıkarma sürecinin getirdiği keyif ve heyecandır. Bu açıdan gerçek ve nitelikli bir çapkınlık avcılık ya da amatör balıkçılığa benzer. Hiçbir avcı ya da olta balıkçısı avladıkları balık ya da kuşun etini yemek için avlanmaz. Avı çekici kılan sonunda elde edilen et değil, bizzatihi avlanma sürecinin kendisidir. Beklemek, pusuya yatmak, oltayı çekmek, kovalamak, sessiz kalmak, nişan almak, rüzgarı hesaplamak vs. bütün bu ayrıntı ve detaylar bolluğu avı çekici kılar. Bazı durumlarda evdeki gül gibi karısını neden bırakıp da o çirkin kadınla oldu diye başkasını ayıplayanlarla aynı fikirde değilim. Ve sanıldığının aksine hareminde 40 tane çok güzel kadını olan Padişah şanslı bir erkek değildir. O keyifsiz bir can sıkıntısı içindedir. Bir erkek olarak asla bir haremim olmasını istemem.
Analizimizi genişletirsek şunu görürüz; gerçek bir çapkın için nihai amaç kadını yatağa atmak, baştan çıkarmak ya da elde etmek değil bu sürecin getirdiği heyecan ve renktir. Amaç sadece seks olsaydı, düzenli bir birliktelik ve hatta evlilik bu açıdan çok daha akıllıca bir çözüm olurdu. Bazı ekstrem durumlarda, bir kadınla sevişmek bir çapkın için başarısının ispatı olarak görüldüğü için önem taşır. Tabi ki çapkınların hepsinin libidosu çok yüksektir ama gerçek bir çapkın gözünü yatağa dikmez çünkü kadınlar bunu hemen sezer ve kendilerini av ve yalın et olarak gördükleri anda kendilerini çekerler.
Çapkınlığın bir teorisi ve bir de pratiği vardır. Gerçek bir çapkın, sağlam bir teoriyi deneyimlerle zenginleştirilmiş bir pratik ile birleştirebilen erkektir. Tecrübe pratik ile gelen bir şeydir ama teori en az tecrübe kadar önemlidir. Teori, yani genel olarak insan psikolojisi ve özel olarak kadın psikolojisi inanılmaz geniş bir alandır ama kısaca konunun sadece çapkınlıkla ilgili kısmına biraz girelim.
Kadın erkek ilişkilerinin bir biyolojik temeli, bunun hemen üstünde toplumsal katman yer alır. Toplumsal katman ise bireysel katmanı taşır. Bu üç katman sürekli olarak birbirlerini etkiler ve değiştirirler. Sonuçta ortaya modellenemeyen karmaşık bir mekanizma çıkar. Bu mekanizmayı kimse çözemedi, başaramadı siz hiç uğraşmayın. Sadece şunlara dikkat edin yeter;
Çapkınlık yaparken kadın psikolojisine ait şu üç anahtar kelimeyi aklınızdan çıkarmayın, güç, güven ve ritüel. Şimdi bunları sırayla inceleyelim.
Güç:
Kadınları çok fazla ciddiye almak dışında her yönüyle mükemmel bir filozof olan Nietszche'nin dediği gibi "Kadına mı gidiyorsun? O halde kırbacını unutma". Bu aforizma, büyük filozofun diğer bir çok aforizması gibi yanlış anlaşılmıştır. Burada anlatılmak istenen kırbaçla kadını döv değildir.
Kadın erkekte gücü ister ve arar. Güçten kasıt döven ya da dayak atan yok edici ve ezici bir güç değildir. Bir kadının lügatında güç neye tekabül ediyorsa odur. Güç, kenar mahalle dilberi için adaleli bir vücut iken, üniversite mezunu entelektüel kadın için keskin bir zeka ya da geniş bir entelektüel birikimdir. Kimi kadın için güç, doğrudan para ve iktidardır. Gücü nasıl tanımlarsa tanımlasın, her halükarda kadın bu gücü erkekte görmek ister.
Kadınlardaki bu güç isteği sanıldığı gibi kadının güçsüzlüğünden ileri gelmez., milyonlarca yıllık evrimin bir sonucudur. Doğa kadına içgüdüsel olarak "taliplilerinin arasında en güçlüsünü seç" der. "Sen hamile iken ve sonrasında seni koruyabilecek güce sahip bir erkeği bul" ey kadın!. Taş devrinde bu güç kaba kuvvetti ama günümüz yaşamında gücün tanımı çok farklıdır.
Güven:
Güvenden kasıt, erkeğin yalancı, hilekar ya da güvenilmez biri olmaması değildir. Güven, kadının erkekte bulduğu gücün devamlılığına duyduğu güvendir. Kadın bu güveni duymak ister, daha da önemlisi bu gücün devamlı olacağına dair bir inancı korumak ister. Güvenin açılımı da oldukça basittir. Kadın üremenin getirdiği zayıflık içinde olduğunda bile kendisini terk etmeyecek güveni verecek erkeği arar. Bu tanım açıklamaya gerek bırakmayacak kadar açıktır.
Ritüel:
Kadınların giydikleri elbiselerden tutunda televizyonların üstüne serdikleri dantellere kadar her şeyde kendini gösteren bir ritüel eğilimi vardır. Çapkınlık yapmak istiyorsanız biz erkeklere anlaşılmaz ve hatta saçma gelen ritüel konusunda kendinizi ciddi bir şekilde eğitmeniz gerekir. Ve hatta bir adım ileri gidip sizde ritüeli sevmelisiniz. Kadın ritüel ile kendini, çevresini ve ilişkisini anlamlandırır. İster ilişki olsun ister elbise, kadın yaşadığı ya da sahip olduğu şeyi süsledikçe, ritüele boğdukça sahip çıkar. Erkek ise tam tersi, yeryüzünde var olan "şeylerin" işlevselliğine bakar.
Kadın, aile kavramını bu şekilde, ritüeli kullanarak yaratır. Tuhaf ama bu açıdan kadınlar ve askerler birbirlerine çok benzer. Bütün o marşlar, bayrak törenleri, yeminler vs. bir anlam ve inanç dünyası oluşturur. Bu bir anlamda gereklidir. Kadın da benzer bir şekilde ritüeli kullanır. Dünyayı bu şekilde kendinden kılar.
Dünyaya fonksiyonel bir bakış açısından bakan ve şeyler arasındaki ilişkiyi ritüele değil de fonksiyona göre temellendiren erkek için ritüel ve dantelli sehpa örtüleri gereksiz ve saçma ayrıntılar olarak gözükür. Kadın ve erkeğin birbirlerini anlama konusundaki en büyük zorluk buradan kaynaklanır.
İşin ahlaki yönüne gelince... Birkaç basit ve yalın kural bir çapkın için yeterlidir. "Asla evli bir kadınla olma" ya da "asla aynı işyerinden bir kadınla olma" vb.. Bu tür basit kuralların hem ahlaki hem de pratik sebepleri vardır. Aklıma gelen bir başka kural da "Asla tutamayacağın sözler verme". Kadınları kıran ya da üzen, baştan çıkarılmak değil, acemi çapkınların "amaç her tür amacı meşru kılar" ucuzluğu ile yaptıkları basit numaralardır. Bunların en başında fütursuzca verilen sözler ve vaatler gelir. Gerçek bir çapkın her zaman kendine ve karşısındaki kadına karşı dürüsttür. Ne kadar arzulasa da sırf bir kadını elde etmek için evlenme vaadinde bulunmaz. O kişiliğine, etkileyiciliğine ve aklına güvenir.
Pratik olarak belirli bir kural yoktur. Çok iyi giyinmek sanıldığı gibi erkeğe yakışmaz ama paspallığında alemi yok. İyi kokmak şarttır. Kaliteli bir parfüm az olmak kaydıyla kullanılmalıdır.
Çapkınlık yaptıkça kadınlara dair bazı şeyleri öğrenmeniz gerekir. Sanıldığının aksine çapkınlık yapmak için ağzı çok iyi laf yapmak yetmez. Aynı zamanda çok iyi bir dinleyici olmanız gerekir.
Bunun dışında kadınca bir sohbeti yapabilecek kadar az çok kadın dünyasını bilmeniz gerekir. Mesela burçlar konusunda az, çok bilginizin olması gerekir.
İyi bir çapkın boşboğaz değildir. Sağda solda vukuatlarını anlatmaz. Ketumluk bu işte çok önemlidir.
Konu Nejat Levent tarafından (06-19 -2008 Saat 17:52 ) değiştirilmiştir..
ÇAPKIN ARKADAŞLAR OKUYUN!! BURÇLARA GÖRE NASIL ÇAPKINLIK YAPILIR?
Boğa burcunu iyi bir restoran etkiler. Koç’u parfümler. İşte astrolog Claire Petulengro’ya göre, insanı burcuna göre aşık etme yolları...
Koç Burcu: Önce güzel kokup kokmadığınıza özen gösterin. Lüks ve pahalı kokuları severler. Ucuz giyinmeyin.
Boğa Burcu: Hayatları yemek, seks ve para üzerine kurulduğundan iyi bir restoran, gece kulübünden daha etkili olur.
İkizler Burcu: Onu yeni açılmış bir yere götürün. Çok zor elde edilen rolü de oynamaya kalkmayın.
Yengeç Burcu: Biraz uzak durun. Onlar sırlarını koruyanlardan hoşlanırlar. Size güvenmesi zaman alacaktır.
Aslan Burcu: Ne kadar para kazandığınızı, başarınızın göstergesi olarak algılayacağı için kazancınızı bilmek ister.
Başak: Detaya çok dikkat ettiklerinden giyiminize ve saçınıza özen gösterin.
Terazi: Gülmeyi pek severler. Komik fıkralar ve hikayeler anlatın. Ama şarkı söylediklerinde sakın gülmeyin. Müziğe karşı kabiliyetleri olduğunu sanırlar.
Akrep: Kendiniz olun. Farklı görünmeye çalışanlardan hoşlanmazlar.
Yay: Onlarlayken alışılmış ve denenmiş metotlar kullanmayın. Yenilik severler.
Oğlak: Onun için ne kadar kazandığınız, hangi ülkeleri gördüğünüz, kimleri tanıdığınız önemlidir. iltifatı sever.
Kova: Kendilerini beğenmiş gibi görünürler ama aslında değildirler. Aptal hiç değildir. Romantiktirler.
Balık: Denizle ilgili her şeyi severler. İnsanlar hakkındaki kararlarında genelde yanılmazlar.
Konu Nejat Levent tarafından (06-19 -2008 Saat 17:49 ) değiştirilmiştir..
Erkeklerin, kadınların kalbini çalmayı başarmaları için dürüstlüğü her şeyden önemli tutmaları gerekiyor. İşte dürüstlük ve diğer püf noktaları..
1- Dürüst Olun
Listeye doğruluk ve dürüstlükle başlayalımr30; Diğer 7 ipucunu okurken bu kuralı hep aklınızda tutun. Yalan sizi hiçbir yere götürmez. Hiç kimse size yüzde 100 güvenilir olun ya da konu ile ilgisi olmayan detayları açığa vurun demiyor ama yalan söylemek ya da doğruları çarpıtmak bütün ilişkiler için kötü bir işarettir.
2- Fikirlerini Yorumlayın
Erkekler genellikle, kadınların şakadan anlama yetenekleri, kişilik ve zekâları yerine vücutları ve yüzleriyle ilgili itifatlar yaparlar. Kadınlara elbette dış güzellikleriyle ilgili komplimanlar yapın. Ancak zeki bir kadının, sadece görünüşe önem vermediğini de unutmayın.
3- "Harika Görünüyorsun, Spor mu Yapıyorsun?"
Yine, yalan söylemeyin. Son zamanlarda kilo almış olabilir, kilosuyla ilgili şaka yapmaktan kaçının. Fakat kız arkadaşınız zayıflamak için çaba sarf ediyor, spor yapıyor, sağlıklı beslenmeye çalışıyor ve değişimini göstermeye hevesli ise ona iltifat etmeyi, iltifatta bulunmayı unutmayın. Çünkü olumlu bir destekten daha etkili hiçbir şey yoktur.
4- Onunla Seyahat Edin
Erkekler, kız arkadaşları değil erkek arkadaşlarıyla seyahat etmeyi tercih ederler ve kadınlar bundan rahatsız olurlar. Bunu ona, kelimeleri öyle dikkatli seçerek söyleyin ki kalbi kırılmasın söyleyin ki kalbi kırılmasın nacağınızı söylerseniz bu çok daha güzel...
5- Her Başarılı Erkeğin Arkasında Bir Bayan Vardır
Herkesin bildiği bu cümle aslında bir anahtardır. Birçok erkek, partnerinin kendi başarılarındaki ve mutluluklarındaki yeri bilmezler ya da görmezden gelirler. Siz eşinize bunun farkında olduğunuzu belli edin ve onu takdir ettiğinizi bilmesini sağlayın.
6- Sana Katılmıyorum
Sürekli olarak kendi fikirlerinizi empoze etmekten ya da kız arkadaşınızın her fikrini onaylamaktan kaçının. Kendi düşünceniz yokmuş gibi davranmayın ama onunkilere de ne kadar saygı duyduğunuzu gösterin.
7- Dinlemesini Bilin
Daha iyi erkek arkadaş, sevgili, koca ve baba olmak için daha dikkatli dinleyin.
8- Nelerden Hoşlandığınızı Söyleyin
Bencillik iyi bir şey olmayabilir ama isteklerinizi ifade etmek sizi mutlu edecektir. Sadece bir kere dünyaya geliyorsunuz, sizi gerçekten mutlu eden şeyleri sevdiğinize neden söylemeyesiniz ki?.. Tüm beklentilerinize karşılık vermez ama bu, ilişkinizin daha uzun süreli olmasını sağlayacaktır.
Konu Nejat Levent tarafından (06-19 -2008 Saat 17:58 ) değiştirilmiştir..