istiklâl marsimizin anlam ve önemi
istiklâl marsi’nin yazildigi tarihte anadolu’nun birçok sehri isgal altindaydi. muazzam bir devleti dört yil gibi kisa bir sürede kaybeden türk milletinin bagimsizligi tehlikedeydi.
âkif’in istiklâl marsi’ni yazmasi kolay olmamistir. bu güçlük, sairin sanatçiligi yönünden degildi. sairi bu marsi yazmaktan alikoyan sebep, bunun için para mükafatinin konmus olmasiydi. türk milletinin istiklâl ve vatanseverligini para için terennüm etmek ona ters geliyordu. bu yüzden açilan yarismaya katilmadi. yarismaya yüzlerce siir gelmesine ragmen bunlarin hiçbiri begenilmedi. zamanin maarif vekili hamdullah suphi tanriöver istenilen marsin yazilamadigi kanaatindeydi. ona göre bu marsi ancak m.âkif yazabilirdi. para ödülünün kaldirildigini söyleyerek marsi yazmasini rica etti. 724 eser arasindan seçilen 7 siir büyük millet meclisi’nde okundu ve âkif’in siiri arka arkaya üç defa okunarak kabul edildi.
burada istiklâl marsi’nin belirtilmesi gereken bir yönü de gerek söz, gerekse siir kalitesi bakimindan yeryüzündeki millî marslarin hiçbiriyle ölçülemeyecek kadar üstün ve zengin mânali bir siir olmasidir. bu mars, türk milleti gibi dünyaya hâkim olmus bir milletin bir gün istiklâlini kurtarmak zorunda kalisindaki çeliskiyi de dile getirmektedir.
mehmet âkif, bütün siirlerinde sosyal konulara yer veren, söylediklerini gerçekten duyan bir sairdir. istiklâl savasi’na katilanlarin duygu ve inançlarina bizzat sahip oldugu için onlara en iyi sekilde tercüman olmustur.
dogacaktir sana vadettigi günler hakk’in
kim bilir beliki yarin belki yarindan da yakin
misralari gelecekten ümidini kesmedigini ve allah’in türk milletine gösterecegi mutlu günlere olan inancini gösterir. bu misralarda ifade edilen inanç sayesinde askerin morali yükselmis ve zaferin kazanilmasinda katkisi büyük olmustur.
istiklâl savasi türk milletinin ölüm kalim savasidir. böyle yillarda milletler kendilerini yasatan temel degerlerin farkina varirlar. vatan, millet, hürriyet, bagimsizlik ve din gibi kavramlarin önemi baris ortamlarinda pek anlasilmaz. hatta onlari umursamayanlar bile vardir. milleti ölümle burunu buruna getiren savaslar bu degerlerin ne m^na ifade ettigini anlamalarina yol açarlar. bunlar öyle kuvvetli kavramlar haline gelir ki onlar olmadan yasanamaz. bundan dolayidir ki millet onlar ugruna ölümü göze alir.
korkma! sönmez bu safaklarda yüzen al sancak;
sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
o, benim milletimin yildizidir, parlayacak,
o, benimdir; o, benim milletimindir ancak!
bu kitada söz konusu olan “al sancak”tir. al sancak türk milletinin sembolüdür. türk bayraginin al rengi, sairde alevi çagristirir. türk milletinden bir aile yasamaya devam ettigi müddetçe bu bayragin alevi bu safaklarda sönmeyecektir.
gökteki yildiza kimsenin elini dokunduramayacagi gibi türk milletinin yildizi olan bayraga da kimse el süremez. bayrak için “o, benim milletimindir” diyerek onu sahiplenir.
çatma kurban olayim çehreni ey nazli hilâl!
kahraman irkima bir gül! ne bu siddet, bu celâl
sana olmaz dökülen kanlarimiz sonra helâl...
hakkidir, hakka tapan milletimin istiklâl!
bu misralarda türk bayragini kendisini kiskanan sevgiliye benzetir. yurdumuzu isgal eden yunanlilar’in, fransizlar’in, ingilizleri’in bayraklarinin varligi türk bayragini üzmüs ve kaslarini çatmasina yol açmistir. sair bunun askerin moralini bozacagini düsünerek ondan kaslarini çatmamasi gerektigini, baska bayraklarin olusuna kendi rizasinin olmadigini anlatmaya çalisir.
hakkidir hakk’a tapan milletimin istiklâl misrainda “hak” kelimesi birkaç anlamda kullanilmistir. bunlardan biri allah, digeri adalettir. âkif bu sözleriyle istiklâl ve hak kavrami arasinda ilgi kurar. allah’a ve adalete inanan türk milletinin ebediyyen bagimsiz yasama hakkina sahip oldugunu düsünür.
garbin afakini sarmissa çelik zirhli duvar,
benim iman dolu gögsüm gibi serhaddim var.
misralarinda milletimiz ile düsmanlar karsilastirilmistir. bati maddî silahlarinin üstünlügüne güvenerek türkiye’ye saldirmistir. düsmanlarin silah üstünlügüne karsi türkler’in hiçbir sey ile sarsilmayan “iman”lari vardir. insani üstün kilan sey maddî gücü degil, imanidir. manevî degerlere dayanmayan güç insanî bir deger tasimaz. tarih, inanan insanlarin buna benzer sayisiz zaferleriyle doludur.
ulusun, korkma! nasil böyle bir imani bogar,
“medeniyyet!” dedigin tek disi kalmis canavar?
misralari da çok zaman yanlis anlasiliyor. buradaki “ulusun” kelimesinin büyüksün manasindan ziyade “medeniyet dedigin tek disi kalmis canavar birak ulusun dursun” anlamindadir. fakat avrupa ile iliskilerin düzelmesinden sonra büyüksün anlaminin oldugu da düsünülmeye baslanmistir. ülkemize saldiran, kadin, çoluk çocuk demeden insanimizi öldüren düsmanlara savas aninda “canavar” denmesi aslinda garip bir ifade degildir. canavarlarin dahi yapmayacagi vahseti yapanlara, üstelik bunu barbar olduklarini iddia ettikleri türk milletine medeniyet götürüyoruz iddiasiyla gerçeklestirenlere sair ne demeliydi? bati, o devirlerde türkler’i barbarlikla suçlamistir, vatanimiza saldirmalarinda bu saçma düsüncelerinin payi büyüktür. maalesef bazi türk aydinlari da barisseverlik adina bu misralara bakarak bir ara âkif’i medeniyet düsmani olarak göstermeye çalismislardir. bu konuda sag duyu galip gelmis, bu iddialardan vazgeçilmistir. sair medeniyeti degil medeniyet adina yurdumuzu isgal edenleri suçlamaktadir. maddî kuvvet ne kadar zalim olursa insanlik nazarinda o kadar alçalir. hiçbir kuvvet zulmü ve saldirganligi mesru kilamaz.
verme dünyalari alsan da bu cennet vatani misrainda sair türk devleti’nin kurucusu mustafa kemal atatürk’ün gençlige hitabe’de dile getirdigi “hatta bu iktidar sahipleri sahsî menfaatlerini müstevlîlerin siyâsî emelleriyle tevhit edebilirler” sözlerine benzer bir uyarida bulunuyor. türk insanina maddî menfaat için vatanini satmamasini ögütlüyor.
istiklâl kavrami vatan kavrami ile yakindan ilgilidir. her millet için üzerinde yasadigi toprak onun için hayatî öneme sahiptir. vatan, tarih, din ve milletin kaynastigi yerdir. milletler yüzyillar boyunca yasadiklari vatanla öylesine kaynasirlar ki onlari birbirinden ayirmak büyük sikintilara sebep olur.
rûhumun senden, ilâhî sudur ancak emeli:
degmesin mâbedimin gögsüne nâ-mahrem eli
bu ezanlar -ki sehâdetleri dinin temeli-
ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
sekizinci kitada “din”in önemi ve yüceligi anlatilmistir. âkif’in bir müslüman
|